Yıldız’la Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı’nın Topkapı Saray kompleksi içindeki diğer çalışmalarını, uzun süredir kapalı olan Aya İrini’nin durumunu ve çok merak edilen Edirne’deki kültürel mirasın ortaya çıkartılması için yaptıkları projeleri konuşmaya bugün devam ediyoruz.

Topkapı Sarayı oldukça geniş bir alana yayılıyor ve tamamı ziyarete açık değil. Bu alanda başka ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?
Milli Saraylar Başkanlığı olarak özellikle Topkapı Sarayı’ndaki Darphane Müzesi çalışmalarımızın yanı sıra, bilhassa Topkapı Sarayı’nın tarihi boyunca hiç açılamamış olan Sarayburnu tarafındaki yaklaşık 250 dönümlük bahçelerini ziyarete hazırlıyoruz. Burada Osmanlı ve Doğu Roma’ya kadar uzanan çok önemli tarihî eser katmanlarını görüyoruz. Aynı zamanda son dönem 19. yüzyıl Osmanlı mimarisinin çok müstesna örnekleri de var. Dolayısıyla bu bölgeyi, saray bostanlarının da bulunduğu bir saray bahçesi olarak ziyarete hazırlıyoruz. İçerisinde yedi müzenin bulunacağı; aynı zamanda saray bostanlarından başlayarak bugüne kadar ziyarete açılamamış saray bahçelerinin, saray altyapılarının ve bazı sarnıçların gösterilebileceği bir müze kompleksinden bahsediyorum. Bunun içerisinde Taş Eserler ve Kitabeler Müzemiz, bir Sağlık Müzemiz, yine Topkapı Sarayı’nın tarihçesini anlatan dijital bir müzemiz, Çadırlar Müzemiz ve Faytonlar Müzemiz gibi çok sayıda müzeyi hayata geçirmiş olacağız. Bununla birlikte, ziyaret açısından giriş ve çıkışın zor olmayacağı iki sarnıcımızı ziyarete açmayı planlıyoruz.

AYA İRİNİ’DE RESTORASYON BAŞLIYOR
Aynı kompleksin hemen yanında Aya İrini var. Onun durumu hakkında bilgi verir misiniz? Tekrar konserlere açılacak mı?
Aya İrini gerçekten ülkemizin çok önemli tarihî ve kültürel miras eserlerinden bir tanesi. Özellikle Osmanlı dönemindeki askeri müze olarak kullanımı nedeniyle de ülkemiz için çok önemli bir yere sahip. 8. yüzyıldan kalan yapı, dolayısıyla geleneksel Osmanlı saray mimarisinin dışında bir restorasyon yaklaşımını gerektiriyor. Gerek yaşı gerekse kondisyonu itibarıyla bilim kurulumuz burada çok uzun yıllar süren kapsamlı bir restorasyon projesi hazırladı. Bu noktada yurtiçinden ve yurtdışından çok kıymetli biliminsanları bir arada çalıştılar. Projemizi tamamladık. Şu an itibarıyla restorasyon ihalesine çıkma hazırlıklarındayız. Tabii burada yapılacak restorasyonun çok ciddi bir zaman ve bütçe gerektirdiğini görüyoruz. Kurumumuz bununla ilgili hazırlıklarını yaptı. Restorasyon tamamlandıktan sonraki kullanım şekli de tabii ki yine Aya İrini’nin bir kültürel miras eseri olarak sağlıklı bir şekilde yaşamasıyla ilgili olacak. Çünkü geçmiş yıllarda özellikle tavan bölgesinden kopan harç parçaları buradaki konserleri ve sanatsal etkinlikleri zaman zaman riskli hâle getirmişti. İnşallah restorasyonu başarılı bir şekilde tamamlandıktan sonra yine hem ziyaretçilere hem de kültürel etkinliklere açık olacak diye düşünüyorum.

Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız
EDİRNE SARAYI DA AYAĞA KALDIRILIYOR
Edirne’de de Edirne Sarayı’nı yeniden ayağa kaldırmak için önemli bir proje yürütüyorsunuz. Ne zaman tamamlanacak?
Edirne Sarayı’nda Avrupa’nın en büyük tarihî miras ihya projesini Milli Saraylar Başkanlığı üç buçuk yıldır yürütüyor. Master planımız gereği bu çalışmanın bir buçuk yıl sonra tamamlanması gerekiyor. Gerçekten bittiği zaman toplam 2 bin 300 dönümlük alanda Edirne Sarayı, yok olmaya yüz tutmuş bir tarihî mirasın ihyası konusunda örnek bir proje olarak hayata geçmiş olacak. Çalışmaların yaklaşık yüzde 70’ini tamamlamış durumdayız. Tefriş çalışmalarında da ciddi anlamda ilerlemiş bulunuyoruz. O nedenle inşallah 2027 yılı sonunda Avrupa’nın en büyük tarihî ve kültürel miras ihya projesi olarak Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Dünya Kültürel Miras belleğine armağan edilmiş olacak.

‘TAVUK ORMANI’ CANLANDIRILACAK
Bu çok önemli bir çalışma. Çünkü Türkiye’deki diğer tarihî ve kültürel miras eserlerinde görmediğimiz bazı özellikleri bünyesinde barındırıyor. Bunlardan bir tanesi, saray kompleksi içerisinde bulunan ve “Tavuk Ormanı” olarak adlandırılan padişahın av sahası. Bu, dünyada özellikle Avrupa müzelerinde bazı örneklerini gördüğümüz Kraliyet Av Sahalarından bir tanesi. Ancak bunun Türkiye’de yaşayan tek örneği Edirne’de bulunuyor. Dolayısıyla bunun görülebilir olması bizim için gerçekten önemli bir hamle olacak. Bununla birlikte Edirne Sarayı’nda hem kadim dönemden yapılar ihya ediliyor hem de 19. yüzyıl kışla yapıları restore ediliyor. Ancak sadece yapıların ihyası gerçekleştirilmiyor. Taşınabilir eser anlamında da Türkiye’de bir ilk olmak üzere, dünyadaki çok sayıda müzeyle yarışacak şekilde 40 bin parça taşınabilir tarihî eser, her biri hazine niteliğinde olmak üzere ziyaretçiyle buluşmuş olacak. Bunu da en az yapıların ihyası kadar önemsiyoruz. Zira bu eserlerin hemen hemen tamamı yine depolardan çıkmış olacak. Şu an itibarıyla bu 40 bin eserin konservasyon süreçleri devam ediyor. Öngörülerimize göre Edirne Sarayı’nın beş yıl içerisinde Topkapı Sarayı’yla başa baş ziyaretçi rakamlarına ulaşacağını düşünüyoruz.


2 saat önce
26










English (US) ·