Fenerbahçe nasıl ayağa kalkar?

1 saat önce 35

Fenerbahçe şampiyonluklar yaşadığı dönemlerde bile kaos yaşayan bir camia.

Her şey güllük gülistanlık olsun, fark etmez.

Bir şekilde yine kaotik bir ortam yaratılır.

Çünkü Fenerbahçe tirajdır. Haberdir. Tartışmadır. Gündemdir.

Üzerinden üretilen bir iddia, çoğu zaman doğruluğundan önce yayılma hızına bakılarak değerlendirilir.

Asılsız haber çıkar, sorgusuz sualsiz inananı mutlaka bulunur.

Meseleyi bütünüyle medyaya yıkmak haksızlık olur.

Sorun, Fenerbahçe'nin malzeme vermesidir.

GÜNDEM DEĞİŞTİRMEK İÇİN BİÇİLMİŞ KAFTAN

Türkiye'de ağır tartışmalar yaşanır.

Tam o sırada...

Hooop!

Fenerbahçe ile ilgili bir haber ortaya atılır.

Gündemin yönü değişir.

31 Mart 2015'i hatırlayın. Savcı Mehmet Selim Kiraz şehit edildi, Balyoz Davası'nda 236 sanık beraat etti, Türkiye'nin büyük bölümünde elektrikler kesildi.

Dört gün sonra Fenerbahçe otobüsü kurşunlandı.

Bir anda bütün ülkenin gözü Fenerbahçe'ye çevrildi.

Aradan 11 yıl geçti. Dosya yeniden raftan indirildi.

Gerekçe: “Kanun yararına bozma.”

Elbette 11 yıl sonra adalet kapısının yeniden açılması önemlidir. Fakat gazetecinin görevi yalnızca haberi vermek değil, bazen haberinin zamanını da sormaktır.

Neden 27 Mayıs?

Neden CHP'deki “mutlak butlan” geriliminin tavan yaptığı günlerde?

Neden belediye başkanlarının AKP'ye geçtiği, belediye taşınmazlarının satışlarının tartışıldığı bir dönemde?

Daha neler neler?

Bu soruları sormak, Fenerbahçe'nin adalet talebine karşı çıkmak değildir.

Tam tersine, onu ciddiye almaktır.

FUTBOLUN İÇİNDEKİ GÜNDEM

İşin bir de sportif tarafı vardı.

Lig bitmiş, Galatasaray şampiyon olmuştu.

Ancak Galatasaray Başkanı Dursun Özbek ile TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu arasındaki “sakın ha” polemiği sürüyordu.

Dosyanın yeniden açılması ister istemez şu soruyu akla getirdi:

Dönemin Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'na bir mesaj mı vardı?

Bilmiyoruz.

Bilmediğimiz bir şeyi olmuş gibi yazamayız.

Ama gazetecilik biraz da “acaba?” diyebilmektir.

Asıl sorum ise daha geniş:

Fenerbahçe dosyası yeniden açıldığında hangi kritik haberler ikinci plana itildi?

ASIL MESELE: BÜYÜK TAKIM NASIL AYAĞA KALKAR?

Düşmana ne hacet?

Fenerbahçe yıllardır sancılı bir süreçten geçiyor.

Aziz Yıldırım ve yönetimi bu sancılara son vermek için yeniden talip oldu.

Ama şampiyonluğa duyulan açlık, camianın tamamını baskı altında bırakıyor.

Yönetim günü kurtarma baskısı yaşıyor.

Teknik direktör, “Kaybedersem ne olur?” diye düşünüyor.

Futbolcu ıslıklanma endişesiyle sorumluluk almaktan çekiniyor.

Tribün sabır yerine sonuç istiyor.

Sosyal medya düşüncenin önüne geçiyor.

Sonra Fenerbahçe kendi kaosunu kendisi üretiyor.

Roma maçı sonrası İsmail Kartal'ın istifası da bu açıdan düşünülmeli.

Mesele yalnızca bir teknik direktörün görevi bırakması değil.

Bir teknik direktör neden istifa edecek noktaya gelir?

Belki de soruyu değiştirmemiz gerekiyor:

“Ne zaman hata yapacaksın?” değil, “Hata yaptığında yanında kim olacak?”

Büyük takım biraz da böyle ayağa kalkar.

TAŞ DEĞİL, GÜL

Pir Sultan Abdal'ın dizeleri geliyor aklıma:

“Şu ellerin taşı hiç bana değmez / İlle dostun gülü yaralar beni.”

Fenerbahçe'nin otobüsüne kurşun sıkıldı.

O gün takımın başında İsmail Kartal vardı.

Bugün ise başka bir tehlike var:

Kurşun yaralar. Tribünden atılan su şişesi de. Küfür de. Güvensizlik de.

Dışarıdan gelen taş bellidir. Dostun gülü ise hiç beklemediğin anda yaralar.

3 TEMMUZ'DA AYAĞA KALKAN CAMİA

Fenerbahçe'nin hafızasında bunun cevabı da var.

3 Temmuz'da bu camia ayağa kalkmayı başardı.

Sahipsiz kalmadı.

Birbirine tutundu.

Baskının karşısında dağılıp gitmek yerine kenetlendi.

Bugün de başarabilir.

Yeter ki herkes aynı sorunun cevabını arasın:

Fenerbahçe'yi kim haklı çıkaracak değil, Fenerbahçe'yi kim ayağa kaldıracak?

Şimdi önünde Eyüpspor maçı var.

Gaziantep deplasmanında iki top direkten döndü, net fırsatlar kaçtı ama tabela 0-0 kaldı.

Beş maçta kaybedilen 8 puan ve liderle oluşan 6 puanlık fark ortada.

Artık “ama”ların anlamı yok.

Zemin berbattı, hakem kötüydü... Bunlar bahane olmamalı.

Futbolda iyi oyun da şanssızlık da tabelaya yazılmaz.

Kazandın mı, kazanamadın mı?

Fenerbahçe kazanamadı.

Karalar bağlamanın camiaya zerre faydası yok.

Şimdi sıra takımın gerçek sahibinde.

Yani tribünlerde...

Takımın korkuya değil cesarete, öfkeye değil güvene, kaosa değil birliğe ihtiyacı var.

İyi günde herkes Fenerbahçelidir.

Mesele, kötü günde birbirinin elinden tutabilmektir.

Büyük takım nasıl ayağa kalkar?

Birbirini suçlayarak değil, birbirine güvenerek.

Şampiyon genelde mayısta belli olur.

Ama şampiyonluğu kazanacak takımın ruhu, Eyüpspor maçında ayağa kalkabilir.

Vakit suçlu arama vakti değil.

21 Temmuz'da Gornik Zabrze maçında tribünlerde açılan “Kim olduğunu hatırla!” pankartının anlamını yaşama ve o sözün gereğini yerine getirme vakti.

Kaynak olarak ekle

“Büyük takım nasıl ayağa kalkar?” sorusunun cevabı belki de o üç kelimede saklı:

Kim olduğunu hatırla!

Fenerbahçe 3 Temmuz'da nasıl ayağa kalktıysa bugün de kalkabilir.

Yeter ki neyi temsil ettiğini, hangi zorluklardan geçtiğini ve en önemlisi birlik olduğunda ne kadar güçlü olduğunu hatırlasın.

Çünkü büyük takım, önce birbirine sahip çıkarak ayağa kalkar.

Habere git