Tam 24 yıl sonra Dünya Kupası heyecanı 'soccer tayfa'nın akılla bağdaşmayan uygulamalarına rağmen iliklerimize işlemeye çalışırken daha ilk maçtan bizler için nelerin değişmediğini hep birlikte hatırladık. Avustralya mağlubiyeti, erken bir uyarı, belki de büyük dersler alarak uzun soluklu başarı için silkinme anıydı. Grubu 3. sırada tamamlayanların bile üst tura çıkma şansı olan yeni formatta, 1 mağlubiyet ile enseyi karartmak çok yersiz.
2002'de turnuvanın ağır favorisi ve şampiyonu Brezilya'ya karşı alınan mağlubiyetinin ardından, şok etkisi yaratan ve umutları daraltan Kosta Rika beraberliği yaşamıştık. 'Her şey bitecek mi' diye düşünürken Çin galibiyeti ve 3.'lük madalyasına kadar uzanan tarihi bir serüven yaşadık. O gün yaşananlar çok mu farklıydı peki? Şenol Güneş'e yapılan acımasız eleştiriler, oyuncuları yerden yere vuranlar, ne ararsanız vardı. Şimdi buna sosyal medya baskısı eklenince durum biraz daha karışık hale geliyor.
Montella, Avustralya karşısında doğru çözümü üretmekte zorlandı bu konuda hemfikiriz. Evet, Kerem, Barış, Merih ve daha niceleri alıştığımız performansından uzaktı. Böyle turnuvalarda günlük performanslar belirleyici oluyor doğru. 24 yıllık hasretin getirdiği bir baskı ve heyecanın olduğunu unutmamak gerek. O yüzden gelecek maçlarda bu sorunlara çare bulmak da Montella ve öğrencilerinin elinde.
Ama bir de çözülmesi güç bir sorun var. Merih Demiral'ın bıyığını kesmesi, aynı anda Eren Elmalı'nın saçlarını çözmesi tesadüf değil. Barış Alper, radikal bir imaj değişikliği yapmasa onda da bir farklılık görmemiz ihtimal dahilindeydi. Tüm bunların nedeni de şu; Samet ve Uğurcan'ın basın toplantısında kullandığı ifadelerden de anladığımız üzere Bizim Çocuklar, kafasını sosyal medyadan kaldırmıyor.
Adı sanı belli olmayan hesapların rüzgarına kapılarak yapılan milyonlarca yorum var. Bu bizim sosyal medya gerçeğimiz. Bir yanda ise yıllarca harcanan emek ve belki de tarihimizin en yetenekli oyuncu gruplarından biri var. Federasyon başkanı gelen eleştirilere idman öncesi cevap verip, polemiklere çanak tutar, oyuncularımız ise 'sosyal medya ne der' diye yaşamaya devam ederse, 2026 Dünya Kupası'ndaki tarih, altın haflerle değil kara kalemle yazılacak.
Naçizane tavsiyem, büyük sorumluluk ve büyük umutlarla Dünya Kupası'na giden A Milli Takımımız, turnuvayı sosyal medyada değil sahada yaşamalı. Sosyal medyayı bu kadar önemli görmek ne maç kazandırır ne de moral. Telefonları rafa kaldırın sahaya odaklanın, yoksa bu sosyal medya sizi de yutar, milyonların hayallerini de...

1 saat önce
35









English (US) ·