Eğlenmek bir başarı hikâyesi olmuş

1 gün önce 33

Oluşturulma Tarihi: Nisan 05, 2026 07:00

Mekân sahipleri, acaba bizi istemiyor musunuz? Bütün zorlukları aşıp mekânınıza gittiğimizde “Baş tacısınız” diyorsunuz ama erişilebilirliğin hiç farkında değilsiniz. Görmeyen veya yürüyemeyen biri o kapıdan içeri nasıl girer veya nasıl sipariş verebilir, fikriniz var mı?

Geçen gün Galata Köprüsü’nün altındaki restoranlardan birinde arkadaşımla otururken ‘Nerden aklıma esti, kim bilir? Gezdim dün gece şehri şöyle bir...’ dizelerini mırıldanmaya başladım. Sonra üşüyünce içeri geçmeye karar verdik. Tam girecekken kapının kenarına çarptım. Arkadaşımla yan yana sığmadık kapıdan. Sonra oturduk masaya ama oraya gidene kadar da bayağı mücadele verdik. Hareket edebilmek için iyi bir dansçı olmanız gerekiyor çünkü birbirine değmeyen sandalye yoktu. Tuvalete gitmeye ihtiyacınız olsa üç-beş masayı rahatsız etmeniz gerekir.

Amacınız işe veya okula gitmek değilse tek başınıza gezemezsiniz bu şehri. Eğlenmek söz konusu olunca ve üstelik de bir engeliniz varsa illa birine muhtaçsınız. Ertesi gün yine bir arkadaşımla Kadıköy’e geçelim dedik. Önce Beşiktaş’a ve oradan Kadıköy’e devam edeceğiz. Hiç sevemedim Beşiktaş’ı çünkü yönümü bulamıyorum. Yalnız olunca iskeleyi mutlaka birilerine soruyorum. Neyse bindik vapura. Sohbetle geçtik karşıya, muazzam bir kalabalıkla birlikte Moda Caddesi’ne ilerledik.

Kaçırılan tarihi eserlerle ilgili bir etkinliğe katıldık.  Binada asansör yoktu. Kör değil, yürüyemiyor olsam bu etkinliğe katılamam. Anlatılan her şey internette var belki ama arkeologdan canlı dinlemek başka.

Bir sonraki gün Bağdat Caddesi’ne gittik. Orada girdiğimiz kafe de farklı değildi. Giriş kolay oldu ama kapı yine dardı. Tekerlekli sandalyem olsaydı geçip geçemeyeceğim meçhul. Sipariş verilen yere de ulaşmak şansınıza kalmış. Bir rampayı aşmanız gerekiyor. Kahvemi sipariş ettiğim personelin bana hiç bakmadığına da eminim. Önündeki tuşlara basıp bana “Kahveyi şu taraftan alabilirsiniz” dedi. Arkadaşımın beni yönlendirmesinden anladım şu tarafın ne taraf olduğunu.

Sonra kahvemiz geldi. Bahçeye çıkalım dedik ama o kadar çok sandalye-masa var ki geçmek mümkün değil. İlerideki boş masaya nasıl gideriz diye türlü hesap yaptık. Arkadaşım sesli düşünürken biri çıkıp “Oraya ben geçeyim. Siz buraya oturun” dedi. Teşekkür ederek oturduk. İki kahve, bir küllük üzerine zor sığıyordu. WC’ye gitmek de yine büyük bir mücadele oldu.

Dayanamadım, personele “Buraya hiç bedensel engelli geliyor mu” diye sordum. “Yok abi, 7 yıldır buradayım, hiç görmedim” dedi. İçimden ‘Görmezsin tabii, mekân hiç kullanışlı değil’ dedim. Ona görmeyen birine nasıl refakat edileceğini anlattım. Sonra çıktık. Acaba en zoruna mı denk geldik diye birkaç kafeye daha baktık. Ama yok, şartlar genelde hep aynıydı.

Yani mekân sahipleri, acaba bizi istemiyor musunuz? Bütün bu zorlukları aşıp mekânınıza gidince hep “Baş tacısınız” falan diyorsunuz ama hiç farkında değilsiniz durumumuzun. Konuyla ilgili bir farkındalık oluşmuyor. Biz sadece işten eve, evden işe gitmeye mi layıkız? Eğlenmek de bir başarı hikâyesi haline gelmiş bu şehirde. Ne diyeyim, ben sizi tutmayayım. Belki bir yerlere eğlenmeye gidersiniz. İyi pazarlar.

Habere git