Cumhurbaşkanlığı tarafından Resmi Gazete'de yayımlanan genelgeyle, 2026-2035 yılları arası "Aile ve Nüfus On Yılı" ilan edilirken; cinsiyetsizleştirme olarak tanımlanan yaklaşımlara karşı Türkiye genelinde kapsamlı bir politika süreci başlatıldı. Aile yapısını tehdit ettiği değerlendirilen akımlara karşı devletin tüm kurumlarıyla harekete geçtiği bu stratejik adımla, Türk aile yapısının korunması ve nesillerin olumsuz etkilerden uzak tutulması hedefleniyor.
Küresel güçlerin insanlığının değerleri hedef alan sinsi planlarına karşı devlete en üst perdeden cevap verdi. Cumhurbaşkanlığı genelgesinde, sözde özgürlük maskesi altında pazarlanan yıkıcı projelere dikkat çekilerek, "Cinsiyetsizleştirme başta olmak üzere zararlı akımlar insan hakları ve bireysel özgürlükler söylemleri aracısallaştırarak aile programını tehdit etmeye başladı" ifadeleri. Bu tarihi çıkışla birlikte, yönetim bu kapı yaklaşımları sadece bir tercih değil, doğrudan toplumsal bekaya yönelik bir tehdit olarak kodladığı tescillenmiş oldu.
"VAROLUŞSAL BOYUTA ULAŞTI" UYARISI: DEMOGRAFİDE KRİTİK EŞİK
Cumhurbaşkanlığı genelgesinde Türkiye'nin demografik yapısına ilişkin dikkat çeken tespitler yer aldı. Metinde, doğurganlık hızındaki düşüş için "Cumhuriyet tarihimizin ölçülen en düşük seviyesine gerilemiş" ifadesi kullanılırken, değişim için "varoluşsal bir boyuta ulaşmıştır" denildi.
Genelgede ayrıca, küresel politikaların eleştirildiği bölümde "uzun yıllar nüfus artışı kalkınmanın önünde engel görülerek doğurganlığı azaltıcı politikalar uygulanmıştır" ifadeleri dikkat çekti.
MENFİ ETKİLERE GEÇİT YOK: NESİLLER KORUMA ALTINDA!
Metnin en çok tartışma yaratan bölümlerinden biri ise toplumsal dönüşümlere ilişkin ifadeler oldu. Genelgede doğrudan şu ifadeye yer verildi:
"Cinsiyetsizleştirme başta olmak üzere zararlı akımlar insan hakları ve bireysel özgürlükler söylemleri aracısallaştırarak aile kurumunu tehdit etmeye başlamıştır."
Bu ifade, aile politikalarının geleceği konusunda "sert ideolojik mücadele" tartışmalarını da beraberinde getirdi.
EVLİLİK VE DOĞURGANLIKTA "STRATEJİK HAMLE" DÖNEMİ
Genelgede evlilik kurumuna özel vurgu yapılarak, "Evlilik müessesesinin toplumsal itibarı korunacaktır" denildi. Gençlerin evliliğe teşvik edilmesi ve çocuk sahibi olmanın desteklenmesi hedefi açıkça ortaya konuldu.
Metinde ayrıca "annelik ve babalık" kavramlarına ilişkin şu ifadeler yer aldı:
"Çok çocuklu aile yapısı desteklenecek, çocuk sahibi olmayı özendiren ve kolaylaştıran uygulamalar hayata geçirilecektir."
KIRSAL GERİ DÖNÜŞ VE KENT YENİDEN DİZAYNI
Genelge yalnızca aile politikalarıyla sınırlı kalmadı. Nüfusun mekânsal dağılımına da müdahale niteliğinde hedefler belirlendi.
"Kentlerde yoğunlaşan nüfusun kırsal alanlara geri dönüşünün özendirilmesi" ifadesiyle dikkat çeken metinde, şehirlerin "aile ve çocuk odaklı" şekilde yeniden tasarlanacağı belirtildi.
EĞİTİMDE MİLLİ VE MANEVİ SEFERBERLİK
Genelgede medya ve dijital alan da hedefe alındı. "Dijital aile kalkanı oluşturulması" ifadesiyle birlikte zararlı içeriklere karşı yeni bir kontrol mekanizması kurulacağı duyuruldu.
Ayrıca eğitim politikalarına ilişkin olarak aile ve nüfus politikalarının müfredat ve kamu iletişiminde temel unsur haline getirileceği vurgulandı.
"MİLLİ AİLE HAFTASI" İLAN EDİLDİ
Genelgeyle birlikte her yıl mayıs ayının son haftasının "Milli Aile Haftası" olarak kutlanacağı açıklandı. Kamu kurumlarının bu hafta kapsamında özel etkinlikler düzenleyeceği belirtildi.
10 YILLIK STRATEJİK TAKİP MEKANİZMASI
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda yürütülecek süreçte tüm kamu kurumlarının faaliyetlerinin bu yeni politika çerçevesine göre raporlanacağı ifade edildi.
Genelge, Türkiye'nin demografik geleceğine yönelik "uzun vadeli ve bütüncül dönüşüm planı" olarak kayda geçti.

1 saat önce
47










English (US) ·