
Kaynak:CNN TÜRK
CHP Genel Merkezi'nin Özgür Özel'in grup toplantısı yapmasına bakışı ne? Meclis Başkanlığı'ndan CHP Genel Başkanı'na gönderilen yazı için Numan Kurtulmuş, "Çelişkiyi gidermelerini istedim." demişti. CHP Genel Merkezi'ndeki kaynaklardan edindiğim bilgiye göre; o yazıda "Salı günü için bir grup toplantısı çağrınız var mı?" sorusu yer alıyor. Dün gün içinde bu soruya "Hayır yoktur." yanıtı verildiği ifade ediliyor. Ancak yanıtta, "Engelleyin, bu toplantı yapılamaz." gibi bir ifadeye yer verilmediği de vurgulanıyor. "Çelişki varsa gidermesi gereken Meclis Başkanlığı'dır." deniyor.
Özgür Özel'in grup başkanı seçildiği toplantının usule uygun olmadığı, bu tip seçimlerin genel başkanın isteği ile 3 gün önceden duyurularak yapıldığı, dolayısıyla ortada şu an fiili bir durumun bulunduğu belirtiliyor. "Buna göz yummak ya da yummamak Meclis Başkanlığı'nın sorumluluğunda." deniyor.
Peki, CHP Genel Merkezi için Özgür Özel'in titri ne? "Meclis Başkanlığı devam ettirdiği müddetçe, Özgür Özel Grup Başkanı'dır. Hukuk ne diyorsa biz de onu söylemeye devam edeceğiz. Süreç neticelenmeden şahsi bir sıfat veremeyiz. Bu hukuk dışı davranmak olur." deniyor.
Peki, grubu yaptıktan sonra disiplin süreci işletilecek mi? Şu an için böyle bir düşüncenin bulunmadığı izlenimini edindim.
Eğer Meclis Başkanı, Özel'in grup başkanlığı konusunda bir neticeye varmazsa belli ki ilerleyen günlerde genel başkanın isteği ile grupta yeni bir seçime gidilecek ve seçilen isim grup başkanı olarak Meclis'e bildirilecek. "Sorun 1 hafta içinde çözülür." mesajı veriliyor.
Peki bu süre içinde Özel ile Kılıçdaroğlu görüşür mü? "Partinin genel başkanının grup başkanı veya bir vekille görüşmemesi söz konusu olmaz. Karşı taraf da 'görüşmem' diyemez. Derse bu partide kalmak istemiyorum demektir." yanıtı veriliyor.
Kılıçdaroğlu'na yakın isimler, Özgür Özel ve beraberindekilerin defacto yani fiil bir durum yarattığı iddiasında. Kurultay için toplanan imzalar için de "Hiçbir önemi yok, tedbir kararı var, kurultay yapılamaz." diyorlar. Burada Kılıçdaroğlu'nun önünde hukuki bir zorunluluk bulunduğuna işaret ediyorlar. "Bu hukuki zorunluluğu onlar da biliyor ancak 'Siyaset yapıyorlar. Biz imza topladık, kurultay istedik ama yapmadılar.' demek için bu durumu yaratıyorlar." ifadesini kullanıyorlar.
Hatta şu anki hukuki zorunluluğu Özgür Özel'in temyiz başvurusu yapmasına da bağlıyorlar. Özgür Özel temyize gitmeseydi, karar 15 gün içinde netleşecekti. Yani çelişkili davranıyor iddiasındalar. Ancak Özgür Özel tarafı da Kılıçdaroğlu cephesini suçluyor. "Temyizden vazgeçsin." çağrısı yapıyor ancak Kılıçdaroğlu'na yakın isimler, "Genel merkez konunun tarafı değil. 38. Olağan Kurultay için dava açan arkadaşlarla ilgili." diyor.
Kılıçdaroğl'na yakın kaynaklar, "Özgür Özel cephesi ile de konuşmak istiyoruz." diyor. "Ortada bir hukuki zorunluluk var, kabul etmiyorum deyince ortadan kalkmıyor. Ortak yol haritası çıkarmak isteriz ama onların niyeti yok." mesajı veriliyor. Parti grubu içinde de "Görüşme olmalı, kurultay öyle yapılmalı." diyenler var.
Kimler imza verdi, kimler vermedi?
Ali Öztunç, Gürsel Erol, Engin Altay, CHP Genel Merkezi'ne polis girmesi sonrası Kılıçdaroğlu'na mesafe koyan isimler. Ali Öztünç ve Gürsel Erol'un kurultay isteyen vekiller arasında yer alması dikkat çekti. Bu isimler daha önce çözümü kurultayda gördüklerini zaten açıklamıştı. Tutarlı davranmak için imza verdikleri söyleniyor. Bir de imza vermeyerek dikkat çeken bir isim var; Oğuz Kaan Salıcı. Oğuz Kaan Salıcı ile konuştum. Çözümü kurultayda gördüğünü ancak milletvekillerinin hazırladığı metinde kurultay takvimine dönük kısıtlayıcı ifadelere katılmadığı için imza vermediğini söyledi. O metinde kurultayın 25 Temmuz'a kadar yapılmaması durumunda CHP'nin seçime giremeyeceği iddia ediliyor. Salıcı "Böyle bir şey yok. CHP mahkeme kararı ile tedbir olduğu için kurultayını yapamıyor, yapmıyor değil. Dolayısıyla 25 Temmuz'a kadar yapmazsak yapamayız gibi bir anlayış doğru değil." ifadesini kullandı.
Salıcı, "Çözüm kurultayda ama bu kısıtlama doğru olmaz. Bu tür zorlamalarda her şeyi yapalım, siyaset imkanı kalmadı ayrılalım demektir. Delegeden imza toplama mantığı da budur. Oysa ben partiyi kimin yönettiğinden çok, birinci derecede partinin bütünlüğünün korunması ile meşgulüm." dedi.
Her iki taraf ile de konuşarak görüşme yapılması için zorladığını vurguladı. "Bu işler konuşarak çözülür. Parti grubunun büyük kısmı da bundan yana." ifadesini kullandı.
Benzer tutumda birçok isim var. "Biz particiyiz... Ne Kılıçdaroğlu ne Özelci değiliz. İkisi de partiyi yıpratıyor." görüşünde olan yaklaşık bir 10 isimden de söz edebilirim. "Uzlaşı olmalı iki taraf da bazı tavizler vermeli." diyenler, parti grubu içinde azımsanamayacak kadar çok diyebilirim. Ancak hem Özel hem Kılıçdaroğlu tarafının keskin duruşu nedeni ile şu aşamada pek umutlu konuşamadıklarını da belirtmem lazım.












English (US) ·