ABD’li medya kuruluşu New Times’ın haberine göre, İran Devrim Muhafızları Ordusunun kullandığı deniz üssünü hedef alan operasyon sırasında saldırı, okula “yanlış hedefleme” sonucu gerçekleşmiş! Devam eden askeri soruşturmaya göre “hedef hatasının” sebebi, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndaki (CENTCOM) subayların, Savunma İstihbarat Ajansı’nın (DIA) sağladığı güncel olmayan verileri kullanarak saldırı koordinatlarını belirlenmesiymiş!
Gazeteye konuşan ABD’li yetkililere göre, bu savaş ortamında zaman zaman görülen ve yıkıcı sonuçlar doğurabilen “insani bir hatanın” sonucuymuş!
Oysa, bombalanacak hedef olarak işaretlenen okul binası, 2013-2016 yılları arasında askeri üsten ayrılarak bağımsız hale getirilmiş. Binanın çevresindeki gözetleme kulelerinin kaldırılmış, üç adet halka açık giriş oluşturulmuş, spor sahası dahil oyun alanları asfalt üzerine çizilmiş ve duvarları mavi ile pembeye boyanmış.
Uydudan bile görülebilen bu açık verilere rağmen ABD Başkanı Trump Tomahawk füzesiyle vurdukları okul saldırısı için herkesin gözünün içine bakarak şu yalanı söyledi: “Gördüklerime dayanarak o saldırı İran tarafından yapıldı. Mühimmatlarında hiç isabet kabiliyeti yok.”
NETANYAHU’NUN 40 YILLIK PLANI
ABD ile İsrail sadece “hedef hatası” yapmadı, “hesap hatası” da yaptı. ABD Başkanı Trump, İran’a saldırı için öne sürdüğü “nükleer silah” bahanesine tüm dünyanın inanacağını zannetti. Oysa, 2025 yılı haziren ayında 12 gün saldırısında İran’ın nükleer kapasitesini sıfırladığını kendi açıklamıştı. Şimdi aynı sahte gerekçeyle tüm dünyanın gözünde İran saldırısını meşrulaştırmaya çalışıyor. Oysa herkes, 1 haftada 11 milyar dolar maliyeti hesaplanan ABD’nin İran’a saldırıdan hiçbir çıkarı olmadığını ve Siyonist İsrail’in Başbakanı Netanyahu’nun 40 yıllık projesinin bir parçası olduğunu biliyor. Soykırımcı Netanyahu, ABD Başkanı Trump ile anlaşarak 28 Şubat’ın ertesi günü 1 Mart’ta şahsi sosyal medya hesabı X’ten İran’a saldırmasının 40 yıllık hayali olduğunu şu sözlerle açıklamıştı: “...Bu mücadeleye Amerika Birleşik Devletleri’nin desteğini de getiriyoruz; dostum, ABD Başkanı Donald Trump’ı, ABD ordusunu. Bu güçlerin birleşimi, tam 40 yıldır hasretini çektiğim şeyi yapmamızı sağlıyor - terör rejimini şaşkına çevirerek vurmak. Bunu vaat ettim - ve öyle de yapacağız.”
Her ikisinin de hesabı belliydi: İsrail ve Mossad yıllardır ördüğü ajan ağıyla dini lider Hamaney dahil İran’da vurulacak hedefleri belirleyecek, sokağa çıkacak muhalifleri organize edecek, Kürtler, Beluçlar, Ahvazlar, Farisiler ayaklanacak, komuta kademesi öldürülen Devrim Muhafızları ne olduğunu anlamadan rejim düşecek “harita değişikliği” ile ülke bölgelere ayrılacak. Bu plana göre saldırı 4 hafta sürecekti. İşler karışınca Trump süreyi 4 ve 6 aya kadar çıkardı. Şimdi ise “İran’da savaş bitti”, “Yakında bitecek”, “Ne zaman bileceğine ben karar vereceğim” diyerek Netanyahu ile saplandıkları bataktan bir çıkış yolu arıyor.
ABD VE İSRAİL’İN HESAP HATALARI
Trump’ın ABD ordusunun üçte birini bölgeye yığarak, “nükleer silah” bahanesiyle İran’ı bombalamaya başlayıp, dini lider Hamaney’in öldürülmesiyle muhalif grupların sokağa çıkıp rejimi devireceğine dair yaptığı hesap da yanlış çıktı.
ABD ve İsrail’in, İran’a rejim değişikliği için “mayın eşeği” olarak kullanmak istedikleri bölücü Kürt grupları ile ilgili hesapları da tutmadı. İranlı bölücü Kürt grupların, İran’da rejim değişikliğini sağlayacak ne yeterli kadrosu ne silahı ne de desteği var. Nitekim, Trump bölücüleri daha kullanmadan sattı.
İran’ın Körfez ülkelerindeki ABD hedeflerine yönelik füze atışları ise sadece bölge ekonomisini değil dünya ekonomisini etkileyen bir krize dönüştü. ABD ve İsrail’in, İran’a saldırısıyla petrol fiyatlarında sebep olduğu artış ile gübre üretimindeki düşüşle dünya enerji ve gıda üretiminde yol açtığı kriz ise bir başka hesap hatası. Dünya tarihinde bugüne kadar 5 kez yaşanan üretim krizinin en büyüğü yaşanırken petrolün varil fiyatı dalgalanmaya rağmen 100 doların üzerine çıktı.
HAMANEY’İ ÖLDÜRDÜLER HAMANEY GELDİ
En büyük hesap hatasını ise dini lider Hamaney’i öldürüp rejim değişikliğini sağlayabileceklerini düşünmeleriydi. ABD, 2001’de Afganistan’a Taliban yönetimini değiştirmek için girmişti, 20 yıl sonra 2021’de yönetimi Taliban’a bırakıp Afganistan’dan çıkmıştı. İran’da da benzeri bir durum ortaya çıktı. İran’da dini lider Ali Hamaney’i öldürdüler ama oğlu Mücteba Hamaney yeni dini lider ve siyasi seçildi. Dahası ABD istihbarat raporlarına göre, yaklaşık iki haftadır süren yoğun bombardımana rağmen İran yönetimi yakın vadede çökme riski taşımıyor. İngiliz Reuters ajans tarafından yayınlanan raporlara göre; çok sayıda istihbarat raporu, İran’da rejimin çökme tehlikesi altında olmadığı gibi İran halkı üzerindeki kontrolünü sürdürdüğünü gösteriyor.
KERBELA RUHU ‘KIRMIZI BAYRAK’
Köklü bir devlet geleneği olan İran yönetimi yeni savunma konseptiyle ABD ve İsrail’in hesaplarını alt üst etti. Yönetime muhalif olanlar dahil İranlılar, saldırı karşısında devletinin yanında yer aldı. Bunda, dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in aile üyeleriyle birlikte katledilmesinin yarattığı şok etkili oldu. Çünkü, Hamaney Humeyni’nin geliştirdiği teoriye göre İran’da “Velâyet-i Fakih” yani Şii mezhebine göre kayıp 12. İmam Mehdi’nin gaybet döneminde İslam hukuku (fıkıh) konusunda derin bilgisi olan (fakih) topluma ve devlete liderlik ediyordu.
ABD ve İsrail’in saldırısıyla “şehit” olan Hamaney’in öldürülmesi yeni bir Kerbela ruhu yarattı. Öyle ki ABD ve İsrail uçaklarından atılan bombalar ve füzelere rağmen İranlılar meydanları boşaltmıyor. Hamaney’in katledilmesinden sonra kısas ve direnişi sembolize eden
“Kerbela Ruhunu” yansıtan, İran’ın Kum kentindeki Cemkeran Camii’ne kırmızı bayrak çekildi.
Kökleri Kerbela’ya dayanan intikam ve yas dönemini simgeleyen kırmızı bayrak ilk olarak Kerbela’da Hz. Hüseyin’in şehadetinden sonra kullanıldı. Şii inancında “zulme karşı direnişin ve kanın yerde kalmayacağının” sembolü. Üzerinde “Ya Letharat al-Husayn” (Ey Hüseyin’in kanının intikamını alacak olanlar!) yazan bayrak, İran’da yalnızca bir savaş çağrısı değil, aynı zamanda adaletin ve dini sadakatin sembolü olarak görülüyor. Bayrağın gönderildiği Cemkeran Camii, Şii inancına göre Mehdi’nin geleceği kutsal mekân. Bu nedenle bayrağın burada dalgalanması sadece intikam değil, “kıyametin eşiğinde bir adalet çağrısı” anlamına da geliyor.
İki haftalık gelişmelere bakıldığında ABD ve İsrail’in hedef hatası gibi hesap hatası yaptığı ve dirilen Kerbela ruhuna karşı, çok daha kanlı ve zalim bir planı uygulamadığı; nükleer bomba kitle imha silahı kullanmadığı sürece, İran’a saldırılarından bekledikleri sonuçları alamayacakları ortaya çıkıyor.

9 saat önce
24










English (US) ·