CHP lideri Özel'den yeni parti mesajı: Bir kapı kapanırsa bir kapı açılır

1 saat önce 29

CHP lideri Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu. Mutlak butlan kararının ardından Kılıçdaroğlu cephesinin olağanüstü kurultaya kapıları kapatmasıyla, yeni parti iddiaları yüksek sesle dile getiriliyordu.

Özel'in grup toplantısında 'yeni parti'ye ilişkin vereceği mesajlar merak konusu olmuştu.

Özel, grup toplantısının son bölümünde CHP'nin işgal atlında olduğunu bir kez daha vurgulayarak, "Ancak işgal bitmezse milleti de seçeneksiz bırakmayacağız. Biz gayretliyiz. Gayret de eninde sonunda karşılığını bulur. Duyduğum bildiğim bir sözdür. Elbette olacak kaderdir ama kader de gayrete aşıktır. Bir kapı kapanırsa yenileri açılır. Azimle yürüyen menzile ulaşır" ifadelerini kullandı.

'İŞGALİN ARDINDAN ANKARA'DA OTURMADIK'

İşte Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar:

Partimize yönelik saldırının işgalin ardından Ankara'da oturmadık. Partimizin hedefte olmasının sebebi, Ankara'da olmak yerine nerede olmamız gerekiyorsa orada olduğumuz, sürekli birlikte olduğumuz için partimize yönelik saldırının sonucunda alınan butlan kararının ardından 15 katlı binamızdan çıkarıldıktan sonra, 15'inci ilimizde milletimizle buluştuk.

Köy köy belde belde şehir şehir gidiyoruz, milletimizle kucaklaşıyoruz.

Yeni siyaseti, cesur siyaseti, milletin hesabına göre yapılan siyaseti milletimizle ilmek ilmek örüyoruz. Bazen bir kamyon kasasının arkasında, bir kahve sandalyesinin üstünde ya da bir bankın üzerindeyiz ama milletin gönlündeyiz.

Kaynak olarak ekle

'DEMİRTAŞ'IN SELAMINI BAŞIMIZIN ÜZERİNE KOYDUK'

Baskılardan kayyımlardan çok çeken Diyarbakır'ın bizi en iyi anlayacak şehir olduğunu biliyorduk. Sayın Demirtaş'ın selamlarını aldık, başımızın gözümüzün üzerine koyduk.

Kalabalıktan Nizip'te esnaf ziyareti yapamadık. Esnafı selamlaya selamlaya binlerle on binlerle balıklı parka doğru gittik. Orada bir bank bulduk Gaziantep'in kararlılığını hep birlikte paylaştık.

İzmir'de Küçük Menderes havzasındaydık. Bayındır'da çiçek üreten kadınlarla kahvaltı sofrasında buluştuk. Üzülme sana otobüs de alacağız, bina da yapacağız diyen teyzemin gözyaşlarında, ülke için inançlı insanlarımızın kararlılığında, gücümüze güç inancımıza inanç kattık.

Bir yanda bir mahkeme kararıyla mutlak sultanın mutlak butlandan partiyi bölme umutlarıyla ve onun teklif ettiği görevi kabul edenlerin yalnızlığı bir yerde, İzmir'de yüz binlerin kararlılığına yürekten teşekkür ediyorum.

Diyarbakır'da iki ziyaret. İki anneye, kardeşlere, borcum var sözüm var. Rojin Kabaiş'in ailesinin yanındaydık, soruşturmanın başlangıcından adli tıp aşamasına kadar, ailenin şüphelerinin sorularının yanıtlanmadığı bir süreç yaşanıyor.

Israrla söylediler: Annesi, babası kız kardeşi. Baba Diyarbakır'da oturuyor. Iğdır'da bir minare inşaatında elleriyle taş taşıyor, izin günlerinde Van'a koşup evladı için adalet arayışını sürdürüyor. Aile diyor ki, Rojin'in vücudunda iki tane erkek DNA'sı bulundu, bu iki erkek DNA'sı için hiçbir şey demeyip, "Rojin intihar etti diyenler var bunu böyle söyler misin."

Bunları konuşun ki millet bilsin. Rojin Kabaiş'in adalet arayışından hepimizin haberinin olması, hiç olmazsa onların bir miktar daha umutlanmasına, toplumun kendilerine sahip çıkacağına olan inançlarına katkı sağlayacak.

(GÜLİSTAN DOKU SORUŞTURMASI) Bizim arkadaşlarımız oradaki bürokrasiye laf söyleyince neredeyse vatan haini ilan ediliyorduk. Dönemin valisi tutuklu, dönemin il emniyet müdürü tutuklu, valinin oğlu tutuklu, işaret edilen kişi ABD'de tutuklu. Ümit ediyoruz en kısa zamanda Türkiye'ye teslim edilecek.

Annenin ve kardeşlerin yine de bir feryadı var. bir an önce bir mezarımız olsun istiyoruz. bir de emniyet sürecinde de 24 tane ağır şüpheli var. "Sanki orada iş biraz durdu" diyor. Bir bunları söylüyor bir kadın cumhuriyet savcısına teşekkür ediyor.

'PİKNİĞE GİDEN TEMA GÖNÜLLÜLERİNİ TUTUKLADILAR'

Bıraktığımız Ankara'da bir şeyler oluyor. Ankara'ya değil ama Erdoğan'a yakışan ama hepimizi utandıran bir şeyler oluyor. NATO Zirvesi olacak yabancı liderler gelecek diye kendi vatandaşına çile tasarlayan, güvenlik önlemlerini akılalmaz boyutlara taşıyan, Meclisi, Bakanlıkları kapatan, kamu kurumlarını kapatan bir acayip olağanüstü hal var. Bir de NATO Zirvesi sırasında protesto gösterileri olabilir şüphesiyle yapılan operasyonlar ve 178 kişinin tutuklanması var. Bunu kimse cümlede kullanıp, tweet atıp sonra da sakın normalleştirmesin.

Burada yapılan meselenin her şey bir yana, 2014 yılının Kasım ayında, Türkiye kanun devleti ya, o dönemin AKP Adalet Bakanlığı'ndan İçişleri'nin de görüşü alarak bir kanun tasarısı sevk ettiler. O tasarıda iki başlık vardı. Bunlardan bir tanesi önleyici gözaltıydı diğeri koruyucu gözaltıydı. Dünya kadar tartışıldı. Alman hukukunda var dediler. Açtık okuduk. Kişi elinde bir benzin bidonu çakmakla kendini yakmak üzere olduğunda yapılan gözaltıya koruyucu gözaltı denir. 

Önleyici gözaltı, elinde silahla suç işlemeye giden kişinin suçu işlediğinde ortaya çıkabilecek toplumsal zarar görüldüğünde kısa süreli hakime izah edilinceye kadar yapılan gözaltıya önleyici gözaltı denilir.

Beyler gidiyorlar NATO Zirvesi'nden önce pikniğe giden TEMA Gönüllülerini tutukluyorlar. Gazetecileri, sivil toplum temsilcilerini tutukluyorlar NATO Zirvesinde eylem yapacaklar diye. 30-40 yıl öncesinin örgütlerini söyleyip, örgütle suçluyorlar.

Konuşulan iki isim, 75 yaşındaki emekli öğretmen Ayten Yakut, Emine Hanımın sıfır atık projesinde yer almış, ama bu projede yer alması da şaşılacak büyük bir şey olarak anlatılıyor. Velev ki AKP'nin kadın kollarında görev almış olsun.

Sayın Emel Memiş, Eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı Alaattin Parmaksız'ın gelini. Mülkiyede akademisyen kürsüsü var. Evet çok utanç.

Trump gittikten sonra hepsini pardon deyip bırakacaklar. Cümle alem biliyor ki Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı verecek. Bu kadar açık ve net bir hukuksuzluk var. Buradan soruyorum. Erdemliler Hareketi diye AKP kurulduğunda onu köpürtenlere soruyorum: Soruyoruz Demokrasi, vesayet deyince köşe köşe yazıp, kalıp kalıp maaş alanlara soruyorum şimdi: Ne yapıyorsunuz?

DENİZ GÖKTAŞ'A SORUŞTURMA BAŞLATILMASINA TEPKİ

Kendi insanından korkan bir rejimi ve düşünceye şakaya tahammül edemeyen aciz haldeki rejimin tükeniş dönemini hep beraber yaşıyoruz. Deniz Göktaş, ülkemizde uzun zaman sonra siyasi mizah yapan, buna cesaret eden genç bir kardeşimiz. Çıkmış bir gösteri yapmış Ben de açtım tamamını izledim.

İktidarı da bizi de eleştiriyor. Bizim mitinglerle ilgili bir kısımla dalga geçiyor, Ekrem Başkanı eleştiriyor okuduğu kitaplarla... Hepimiz de güldük.

Efendim dini değerlerle alay milmem be falan. İktidara yakın kalemler hedef tahtasına aldılar gencecik bir insanı. Sonra gösteri videosun bir gecede engelleyip soruşturma açtılar. Sanata saygısı olmayan, şakadan anlamayan, ifade özgürlüğüne tahammül edemeyen bir anlayış var karşımızda. 

Ekrem İmamoğlu'na 5 katını söylemiş dönmüş Erdoğan'a da 2 satır bir şey demiş. 2 değil 20 dese ne olur, 200 satır eleştirse bunu hoş karşılayan siyasetçinin madalyası olurdu.

'CHP'Yİ KARPUZ GİBİ BÖLMEK İSTEDİLER; MİLLET SAPINI VERDİ'

Emeklinin halini biz konuşmazsak kim konuşacak, işçinin yanına biz varmazsak kim varacak, çiftçinin hatırını biz sormazsak kim soracak?

Bize yönelik saldırılar CHP'yi sahipsiz bırakma operasyonu değildir. Biz CHP'yi ve CHP'liler sahipsiz bırakmayız. Ama Esas gaye, esas amaç milletin dertlerini sahipsiz bırakma operasyonudur. O yüzden bize partimize, adaysızlaştırma, kurumsuzlaştırma ve lidersizleştirme operasyonu çekmektedirler. Meselenin kendisi CHP meşgul edilerek, bu milletle milletin değiştirmek istediği iktidar arasındadır.

Ben Erdoğan ile Genel Başkan olarak bir kez yarıştık. O AKP'nin ben de milletimizin desteğiyle partimizin genel başkanı olarak karşı karşıya geldik. Yarıştık. Yarıştığımız ilk ve tek seçimde onu ben partisini CHP yendi.

Esas olarak da bunu ne üstüme aldım ne de sadece partimize mal ettik. Oyları kendimize değil ortak gelecek umudumuza sayıyoruz dedik. Başarıyı Türkiye'nin bütün demokratlarına mal ederken yol yürümeye tercih ettik. İktidar değişimi artık Türkiye'de bir takvim meselesidir. Bu ülkenin ezilenleri, yok sayılanları, hakkı yenilenleri iktidara yürüyorken maruz kaldığımız saldırı tam da bunu engellemeye yöneliktir.

Biz durursak mutlak sultan olacak. CHP'deki mutlak butlan meselesini mutlak sultanın kariyerini sürdürme meselesi olarak görmek CHP'yi ve Türkiye'yi bu ara dönemden hızla çıkarmak, kendine Atatürkçüyüm diyen, Cumhuriyetçiyim diyen herkesin boynunun borcudur.

AKP ve Erdoğan'ın bütün hesabı CHP'yi karpuz gibi ortadan bölmekken, 70/30'a razıyken, karpuzun başındaki sapını bile alamadılar. Millet karpuzdan bir şey vermeyip sapını onlara verdiler. Yüzde 99'a yüzde 1. O yüzde 1 karpuzun sapıdır sapı.

'BİR KAPI KAPANIRSA BİR KAPI AÇILIR'

Soracak olan olursa biz milletin safındayız. Miletle birlikteyiz. Partimizi geri almak için sonuna kadar mücadlee edeiyoruz. Asla yorulmadık, vazgeçmeyeceğiz. Bu mücadeleyi asla bırakmayacağız.

Ancak işgal bitmezse milleti de seçeneksiz bırakmayacağız. Biz gayretliyiz. Gayret de eninde sonunda karşılığını bulur. Duyduğum bildiğim bir sözdür. Elbette olacak kaderdir ama kader de gayrete aşıktır. Bir kapı kapanırsa yenileri açılır. Azimle yürüyen menzile ulaşır. 

www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Habere git