Zonguldak Ereğli’deki bu kare eylem tarihine geçecek

1 saat önce 30

HABER BİLE VERMEDİLER

Zonguldak Ereğli’ye bağlı Hasbeyler Köyü’ne 4 gün önce iş makinaları girdi. Köylüler, Kayalıdere bağlantı yolu işini alan firmanın köye beton santrali kurmak için çalışma başlattığını öğrendi. 7’den 70’e tüm köy, “Suyuma dokunma geleceğimi karartma” yazılı pankartla eylem yapıp beton santraline tepki gösterdi.

Köylüler, ‘Kanser olmak istemiyoruz’, ‘Millete ihaneti, toprağa ihaneti unutmayacağız’ yazılı dövizler taşıdı.

‘YAPTIRMAYIZ, KARARLIYIZ’

Santralin içme suyu kaynaklarının yanına yapılacağını vurgulayan Hasbeyler Muhtarı Hasan Duman, “Bayramı bize zehir ettiler. Köyümüzün diğer adı ‘yeryüzü cenneti’dir. Yetkililer bu kararı bir daha gözden geçirsinler. Hiçbir şey insan sağlığından önemli değil. Suyumuza, üretime zarar verecek bu proje olmayacak, kararlıyız” dedi.

Kadını erkeği, genci yaşlısı herkes “Köyümde zehir istemiyorum” dedi.

BAHRİYE TEYZE ÖRNEK OLDU

Duman, “Köyümüze 5 kilometre mesafede başka beton santrali var. Orayı kullansınlar. Bu zehri illa ki benim köyüme, içme suyuma katmak zorunda değiller” tepkisini gösterdi. Bir elinde baston diğerinde Türk Bayrağı ile eyleme katılan Bahriye Yazgan, ektiği ürünlerin zarar görmesinden endişe ettiğini söyleyip projeye karşı çıktı.

Bahriye teyze köyüne beton santrali kurulacağını duyunca bir an bile düşünmedi. Bastonu aldı, bayrağı kaptı “Toprağı, suyu zehirletmem” diye haykırdı. Bahriye Yazgan’ın, ağaçları, suyu, toprağı için direnişi akıllara büyük şair Nazım Hikmet’in 1947’de yazdığı bu şiiri akıllara getirdi.

Yaşamaya Dair

Yaşamak şakaya gelmez,

büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın

                       bir sincap gibi mesela,

yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,

                       yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,

yani o derecede, öylesine ki,

mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,

yahut kocaman gözlüklerin,

                        beyaz gömleğinle bir laboratuvarda

                                    insanlar için ölebileceksin,

                        hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,

                        hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,

                        hem de en güzel en gerçek şeyin

                                      yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,

           hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

           ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

                                      yaşamak yanı ağır bastığından.

                                                                                            Nazım Hikmet

Habere git