Yemek sırasında su içilmesine karşı çıkanların temel argümanı, midenin yiyecekleri sindirmek için salgıladığı o güçlü asidin suyla sulanacağı ve işlevini yitireceği yönündedir. Kulağa ilk bakışta son derece mantıklı bir kimya deneyi gibi gelen bu iddia, aslında insan fizyolojisini çok hafife alıyor. Çünkü insan vücudu durağan bir kap değildir.
Midemiz, içeri giren besinin yapısını, miktarını ve asit derecesini sürekli izleyen harika bir sensör sistemine sahiptir. Yemek sırasında su içtiğinizde, mide hücreleriniz asit oranındaki en ufak bir değişimi anında fark eder ve durumu dengelemek için hemen daha fazla asit üretmeye başlar. Kaldı ki içtiğiniz su katı yiyecekler gibi saatlerce midede kalmaz; çok hızlı bir şekilde, yaklaşık on-on beş dakika içinde mideyi terk ederek ince bağırsağa geçer. Yani yiyeceklerin sindirim sürecini baltalayacak kadar uzun süre asidi meşgul etmesi fizyolojik olarak pek mümkün değildir.
SUYUN SİNDİRİM SİSTEMİNDEKİ GERÇEK GÖREVİ
Asıl gerçeğe baktığımızda ise bilimsel araştırmalar, yemek sırasında makul miktarda su tüketmenin sindirim sürecini engellemek bir yana, ona büyük bir konfor sağladığını gösteriyor. Sindirim sürecimiz aslında daha ilk lokmayı ağzımıza aldığımızda başlar. Dişlerinizle parçaladığınız lokmalar, tükürük sıvısıyla yumuşar. Yemek profesyonellerinin ve biyologların sıkça belirttiği gibi, yemek borusundan mideye inen besinlerin suyla harmanlanması midenin mekanik işini inanılmaz derecede kolaylaştırır. Su, büyük yiyecek parçalarının daha pürüzsüz bir kıvama gelmesine yardımcı olurken, sindirimi sağlayan enzimlerin kimyasal reaksiyonlara girebilmesi için ihtiyaç duyduğu sulu ortamı hazırlar. Ayrıca özellikle lifli gıdalar tükettiğinizde, bu liflerin sünger gibi şişebilmesi ve bağırsakta rahatça ilerleyebilmesi tamamen suya bağlıdır. Yani yemekte içilen su, sindirim sisteminin son durağında yaşanabilecek tıkanmaları ve kabızlığı doğrudan engeller.
PORSİYON KONTROLÜ GERÇEK BİR AVANTAJ
Üstelik su içmenin gözden kaçan harika bir psikolojik ve biyolojik faydası daha var: porsiyon kontrolü. Yemek arasında yudum yudum su içmek, yeme hızınızı doğal bir şekilde yavaşlatır. Beyne "doydum" sinyalinin ulaşması yaklaşık yirmi dakika sürdüğü için, suyu zamana yayarak tüketmek masadan aşırı doymuş ve rahatsız hissetmeden, tam tadında kalkmanıza yardımcı olur.
YEMEKTE SU İÇMENİN DOĞRU YOLU
Elbette bu sürecin tamamen lehinize işlemesi için küçük bir kullanım kılavuzu var. Buradaki gizli kelime "yudumlamaktır". Suyu, lokmaları çiğnemeden yutmak için bir kaçış yolu ya da "itici güç" olarak kullanmamak gerekir. Doğru olan, lokmaları iyice çiğnemek ve aralarda küçük yudumlar almaktır. Ayrıca buz gibi su yerine oda sıcaklığında su tercih etmek mide kaslarını rahatlatır. Sadece ileri derece reflü veya mide fıtığı olan kişilerin, mide hacmini sıvı dahil hiçbir şeyle aşırı doldurmaması önerilir; bu tarz özel rahatsızlığı olanlar sıvıyı yemekten biraz önce veya sonra tüketerek mide kapaklarındaki baskıyı azaltabilirler.
BEDENİNİZİN SESİNE GÜVENİN
Özetlemek gerekirse; yemek yerken su içmek sindirim sisteminizi bozmaz, aksine çarkların daha rahat dönmesini sağlar. Vücudunuzun bilgeliğine güvenebilirsiniz. Eğer yemek yerken susuyorsanız, bu vücudunuzun o an suya ihtiyaç duyduğunun en net kanıtıdır. Kulaktan dolma efsaneleri bir kenara bırakıp yemeğinizin yanında bir bardak su bulundurmaktan çekinmeyin.
www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

1 saat önce
32










English (US) ·