Bunun en kolay yolu da deli olduğunu kanıtlamaktır. Çünkü bir asker ancak deli ise uçuş görevinden alınabilir. Fakat görevden alınmayı talep ettiği an, canını düşündüğü için otomatik olarak “akıllı” sayılır ve savaşmaya devam etmek zorunda kalır.
ABD’de 1960’larda yayınlanan roman Aziz Nesin’in “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz” kitabının bizde yarattığı etkiye benzer bir etkiye sahip.
Bugün İngilizcede iki çözümsüz durum arasında kalma haline hâlâ bu kitabın adıyla “Catch-22” deniyor.
İran savaşında ABD Başkanı Trump’ın içinde bulunduğu durum da şu anda tam olarak bu.
Trump savaşı başlatmak için ikna edemediği kendi partisini bu sefer de savaşın neden bitirileceğine dair ikna edemiyor. Bir tarafta da çatışmanın uzamasını isteyen Netanyahu var. Yani tam bir sıkışmışlık hali...
Bu yüzden Trump sabah “İran’la her konuda anlaşıyoruz” derken akşam “Çok büyük bombalar atıyoruz” tehdidine geliyor.
Fakat çatışmalar yeniden alevlense bile ABD’nin istediğinden farklı bir realiteyle karşı karşıyayız.
İran konusunda bugün itibariyle ortada net olan iki durum var:
- Savaş öncesi saydığı hedefleri artık kendisi bile hatırlamak istemeyen Trump, aslında Obama dönemindeki nükleer anlaşmaya benzer bir çıkış yoluna razı vaziyette.
- Dört ay önce kimsenin derdi olmayan Hürmüz Boğazı’nda İran’ın Montrövari bir imtiyaz edinmesi kaçınılmaz görünüyor.

ABD Başkanı Donald Trump
SHP Mİ DSP Mİ ÇIKACAK
Mutlak butlan kararı sonrasında CHP’de doğal olarak kaotik bir manzara var.
Geçenlerde Ahmet Hakan, mutlak butlanı iki atletin koşu yarışı sonrasında kaybeden tarafın doping itirazı yapmasına benzetti. Basit ve anlaşılır bir benzetme bu.
Taraflardan biri yarış sonrasında itiraz ediyor ve dopingli olduğu gerekçesiyle ikinci gelen birinci ilan ediliyor.
Tabii bu sefer doping testini ve kararını Olimpiyat Komitesi değil mahkeme uyguladı. Bu da yeni bir durum yarattı.
Bu kararın CHP açısından birleştirici bir etki yapmadığı ortada. Türk siyasal hayatının en eski partisi yakın geçmişte de bölünüp birleşmeler yaşadı.
1980’lerin ortalarında siyasal yasaklar kalktığında Bülent Ecevit, Demokratik Sol Parti’yi (DSP) kurup kendi yolunu çizmişti. Aynı dönemde Erdal İnönü liderliğinde Sosyal Demokrat Partisi (SODEP) ile Halkçı Parti (HP) birleşerek SHP’yi kurdular.
İlk seçimlerde DSP yüzde 8.5 oy alınca baraja takıldı ve Meclis’e giremedi. Ecevit bir süre siyasetten çekildi. SHP ise 1991 seçimlerinde Demirel’in DYP’si ile koalisyon kurarak iktidara geldi.
Deniz Baykal, 1992’de CHP’yi tekrar kurunca ortaya epey bölünmüş bir sosyal demokrat yapılanması çıktı. 1995’te SHP ve CHP birleşti. Ancak Ecevit, bu çatıya girmekten uzak durarak DSP ile yoluna devam etti.
1999’da DSP seçimlerden birinci parti olarak çıktı. Yeniden kurulan CHP ise o süreçten bu yana iktidara gelemedi.
Eğer Kılıçdaroğlu ile Özel arasında mucizevi bir diyalogla kurultay kararı çıkmazsa şimdi tekrar CHP içinde bir bölünme kaçınılmaz görünüyor.
Siyasi dinamikler geçmişten çok farklı olsa da bu yeni hareketin siyaseten SHP’ye yakın, tavır olarak DSP gibi hareket edeceği öne sürülebilir.

Kemal Kılıçdaroğlu - Özgür Özel
NATO’NUN METRO KARARGÂHI
Geçen hafta Londra metrosunda ilginç bir tatbikat vardı. Kullanım dışı bir metro istasyonunu karargâh yapan İngiliz askerleri Rusya’nın Estonya’yı işgali senaryosunu çalıştı. NATO, 2030 yılı için böyle bir ihtimal üzerinde duruyor. Avrupa’da bir kazan kaynıyor. Londra’nın tünelleri İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tekrar savaşa hazırlanıyor.

HOLLYWOOD-TÜRK MEDYASI KAPIŞMASI
Acun Ilıcalı’nın sahibi olduğu Hull City takımının Premier Lig’e yükselmesi sırasında gözlerden kaçan büyük bir mücadele daha yaşandı.
İngiltere’nin ikinci ligi sayılan Championship’te ilk iki takım doğrudan Premier Lig’e çıkıyor. Onların ardından gelen 4 takım da play off maçları oynuyor. Yani ligi ilk 6 sırada bitirmek önemli.
Normal sezonu 6. sırada tamamlayan Hull City, play off maçlarının ardından Premier Lig’e katılıp 300 milyon Euroluk dev gelire ulaştı.
İşin ilginç yanı Hull City’nin bu konudaki en dişli rakibi Hollywood yıldızları Ryan Reynolds ve Rob McElhenney’ın sahibi olduğu Wrexham kulübüydü.

Rob McElhenney - Ryan Reynolds
Amerikalı iki film yıldızı birkaç yıl önce hiç anlamadıkları futbol işine girip Galler’deki küçük ama köklü bir kulüp olan Wrexham’ı satın aldı. Neredeyse amatör seviyede oynayan kulübü birkaç yıl içinde Premier Lig eşiğine kadar getirip büyük başarı kazandılar.
Üstelik aynı zamanda bunun belgeselini de sezon sezon yayınlayarak Wrexham’ı dünya çapında tanınan bir kulüp haline getirdiler.
Galler’in pek bilinmeyen bir noktasındaki bu küçük şehir şu sıralar dünyanın her yerinden yeni futbol taraftarını ağırlıyor. Japonya’dan Kore’den sırf Wrexham’ı görmek için gelenler var.
İşte bu Wrexham, İngiltere ikinci liginde son haftaya Acun Ilıcalı’nın takımı Hull City’nin önünde 6. sırada girmişti. Ancak son maçta berabere kalınca play-off şansını yitirdiler. Onların yerine Hull City play-off’a giderek buradan Premier Lig biletini kaptı.
Muhtemelen Wrexham belgeselinin yeni sezonunda bunu bir Hollwood draması olarak izleyeceğiz. Hollywood hayalini gerçekleştiren ise Hull City oldu.
Acun Ilıcalı
HERKESE İYİ BAYRAMLAR
Çocukluğumun Kurban Bayramları çok şenlikliydi. Maalesef ben kurbandan çekinen bir jenerasyondan gelmiyorum. Aksine bayram günleri erkenden tava ve piknik tüpünü bahçeye indirir, kasabın gelişini beklerdim. Bayram kavurmasını bilenler beni bu konuda yalnız bırakmayacaktır.
Ancak Kurban Bayramı yine de karmaşık duygular yaşatırdı. Mesela dedem, kurbanını aylar öncesinde alır, elleriyle besler, gezdirirdi. Bayramın ilk günü de duasını okuyup gözlerinden yaşlar akarak kendi eliyle kurban ederdi. Sonra bana uzun uzun paylaşmanın önemi anlatırdı.
Biliyorum her evde benzer olduğu gibi farklı alışkanlıklar, adetler var. Bayramın güzelliği de bu. Nerde o eski bayramlar demek yerine hepinize bayram tadında bayramlar dilerim.


1 hafta önce
40









English (US) ·