‘Yere düştüğünde değil, vazgeçtiğinde kaybedersin’

1 saat önce 40

Türkiye, Avusturya ve Azerbaycan'ı, Viyana'da Türkiye'nin iki güçlü kadını, Melek Çakmak ve Monik İpekel'in kurdukları Cultura Collective platformu buluşturdu. Amaçları da farklı kültürler arasında sanat ve gastronomi aracılığıyla kalıcı bağlar kurmak... Bu amaçla başlangıçta üç ülke buluşacak, sonra da bu birliktelik dalga dalga tüm dünyayı kapsayacak. İçinden geçtiğimiz savaş, kaos ve gerilim zemininde insana umut veren bir hedef bu. Ancak Viyana'da benzer amaçlarla kurulan küresel kurumları düşününce insanın umudu kırılıyor.
Kırılıyor, çünkü Viyana'da küresel sorunlara "küresel barış" adına müdahale edebilecek çok sayıda küresel kurum var. En önemlisi insanlığın ortak sesine sahip çıkması gereken BM'nin dört merkezinden birinin Viyana'da olması. Yine bugünlerde Körfez'deki savaş nedeniyle dağılmanın eşiğine gelen OPEC'in ve İran'daki nükleer silahlanma nedeniyle çok tartışılan Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun (IAEA) merkezi de burada.
Koca koca devletlerin kurduğu bütün bu kurumlar ne Gazze soykırımı karşısında ne de İran'a yönelik haksız savaşta etkili olabildi.
İş yine sivillere, dünya halklarına düştü.
Herhalde devletlerin yapamadığını sokaklara dökülen milyonlar yapacak, Sumud filosu yapacak ya da halkları sanat, kültür ve dayanışma ekseninde buluşturan Cultura Collective gibi sivil platformlar yapacak.
Önceki akşam Türkiye, Azerbaycan ve Avusturya'dan gelen çok sayıda sanat, siyaset ve iş dünyasından isimler tam da böyle bir birlikteliğe Viyana'daki 500 yıllık Palais Niederösterreich Sarayı'nda imza attı.

'GEÇMİŞİN İLHAMINI GELECEĞE TAŞIYORUZ'
Gecenin açış konuşmasını yapan Cultura Collective kurucularından Melek Çakmak şöyle diyordu:
"Cultura Collective'i hayata geçirirken amacımız, farklı coğrafyaların kültürel mirasını yalnızca bir araya getirmek değil; bu mirası çağdaş bir bakış açısıyla yeniden yorumlayarak kalıcı ve evrensel bir anlatı dili oluşturmaktı. Sanat, müzik ve gastronomiyi aynı zeminde buluşturarak, geçmişten aldığımız ilhamı geleceğe anlamlı bir miras olarak taşımayı hedefliyoruz."
Monik İpekel de Viyana'dan sonraki hedefe dikkat çekiyordu:
"Türk kültürünü, sanatını ve gastronomisini güçlü bir anlatımla yurtdışında temsil etmek ve bu değerleri kardeş ülkelerle paylaşmak. Viyana'dan başlayan bu hareket, Azerbaycan ve Türkiye'nin ardından uluslararası ölçekte daha büyük platformlara taşınacak."
Geceye katılan AK Parti İstanbul Milletvekili Serkan Bayram ise kendi yaşamından yola çıkarak çektiği "Buğday Tanesi" filminin dünya çapında nasıl ilgi gördüğüne değiniyor ve sözü insanlığın barış özlemine getiriyordu:
"Yumuşak güçle dünyanın barış dili olacağız. Hiçbir yerde kan akmasın istiyoruz. Birbirimize zulmetmeyelim. Çocuklarımız, gençlerimiz, kadınlarımız ölmesin. İnsanlık ölmesin. Buradan sesleniyorum; dünyaya haykırıyorum: Gazze ölmesin, Filistin ölmesin. Dünyanın hiçbir yerinde savaş istemiyoruz. Barış istiyoruz, engelsiz bir dünya ve engelsiz bir Türkiye istiyoruz. Mücadele edeceğiz. Yere düştüğünde değil, vazgeçtiğinde kaybedersin."
Geceyi Viyana'nın önemli resim fuarlarında eserleri sergilenen Azize Ceyhun'un ve Türkiye'den gelen İsmail Acar, Efe Işıldaksoy ile Azerbaycanlı sanatçı Nigar Helmi'nin eserleri renklendirdi.
Konuklar arasında ise eski Viyana Büyükelçisi Ozan Ceyhun, gazeteciyapımcı Elif Dağdeviren, işadamı Ali Kösedağ, Avusturya'dan ise siyasetçiler arasında çok popüler olan Viyana Eyalet Meclisi Milletvekili Leo Lugner, Türkiye'nin gerçek dostlarından eski Ankara Büyükelçisi Klaus Wölfer, Avusturya iş dünyasının tanınmış ismi Gerald Gerstbauer ve sanat dünyasından Barbara Niedetzky vardı.

Habere git