Yeni nesil dünyaya umut getirme gücüne sahip

2 gün önce 42

* “One Battle After Another” (Savaş Üstüne Savaş) filminin hemen ardından, ilk kez bir dizide başrol üstlendiniz. Bu süreçten bahsedebilir misiniz??

- Her şey tam anlamıyla çılgıncaydı. Şunu çok iyi hatırlıyorum; “One Battle After Another”ın çekimlerini tamamlamamızın üzerinden birkaç ay geçmişti ki, “The Testaments” için seçmelere katılmamı isteyen e-posta, gelen kutuma düştü. O an kendi kendime “Derhal katılmalıyım!” dedim. Hikâye tek kelimeyle inanılmazdı. Sadece bu projenin seçmelerine katılma fırsatını yakalamış olmaktan ötürü bile ne kadar büyük bir coşku ve heyecan duyduğumu çok net hatırlıyorum. Bu yıl benim için kelimenin tam anlamıyla akıl almaz şekilde geçti. Yaşanan her şey inanılmaz güzeldi. “One Battle After Another”ın bir parçası olduğum ve şu an bu projeyle burada bulunduğum için kendimi son derece şanslı ve kutsanmış hissediyorum.

* “One Battle After Another”daki performansınızla çok büyük ilgi topladınız. Bu durum, “The Testaments” projesine başlarken, yeni role yaklaşımınızdaki özgüveninizi veya bakış açınızı değiştirdi mi?

- Film setinde bulunan herkesten; tüm oyuncu kadrosundan, set ekibinden ve yönetmenimiz Paul Thomas Anderson’dan çok şey öğrendim. Oradan alıp “The Testaments” projesine taşıdığım en önemli unsurlardan biri, onlardan öğrendiğim “nazik liderlik” anlayışıydı. Bu anlayışı gerçekten benimsedim ve yeni sette de sürdürmeye gayret ettim.

Genel olarak “ekip odaklı” bir zihniyete sahibim. Bu yaklaşım, dizimiz için son derece geçerli. Zira dizimiz kız grubunun varlığına, aralarındaki dostluğa ve ilişkilere dayanıyor. Neyse ki, bu bağı kurmak için pek de çabalamamız gerekmedi. Hepimiz birbirimizi o kadar çok seviyoruz ki!

Yeni nesil dünyaya umut getirme gücüne sahip

İÇİNDE YAŞADIĞIMIZ DÜNYA ÇOK AMA ÇOK KORKUTUCU

* “One Battle After Another”da karakteriniz tehlikede olduğunu fark ettiği anda kaçmanın bir yolunu buluyor. “The Testaments”ta ise Agnes MacKenzie, çevresindeki tehdidi idrak ettikten sonra isyan etmeyi seçiyor. Kadınların baskıya karşı direnişi üzerine tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde, bu rolleri bir tür sanatsal aktivizm biçimi olarak görüyor musunuz?

- Kesinlikle. Dahası, bu karakterleri canlandırırken ve aynı zamanda onları canlandırma fırsatına eriştiğim için içimde güçlü bir sorumluluk hissi taşıyorum. İçinde yaşadığımız dünya çok ama çok korkutucu. Ve eğer parçası olabildiğim bu projeler insanlara güç verebilirse; kadınlara, beyaz olmayanlara, bana benzeyenlere güç katabilirse, o zaman kendimi son derece onore olmuş hissederim. Çünkü tek arzum, insanlarla bağ kurabilen ve onlara farklı yollardan dokunabilen hikâyeler anlatabilmek. Dolayısıyla, bu iki karakteri de canlandırırken içimde güçlü bir sorumluluk hissi taşıyorum.

* Şu an hayat yolunuzu şekillendirirken ve büyümekte olan bu yeni nesle bakarken, neler hissediyorsunuz?

- Yeni nesle, hatta biraz daha genç olan nesle baktığımda kendimi gerçekten çok umutlu hissediyorum. Çünkü onların taşıdığı güç ve birçok şeye karşı gösterdikleri direnç, son derece ilham verici. Bununla el ele giden bir başka düşüncem daha var: Hem kendi adıma hem de benden önceki nesil adına, içimde güçlü bir sorumluluk hissi taşıyorum. Onların yanında olup destek vermeliyiz. Bu, özellikle de genç kızlar söz konusu olduğunda yeni ve genç nesil için yeterince vurgulanmayan bir husus. Kendimi çok umutlu hissediyorum; zira dünya şu an her ne kadar karanlık ve korkutucu bir yer olsa da, bence bu yeni nesil, dünyaya umut getirme gücüne sahip.

Yeni nesil dünyaya umut getirme gücüne sahip

ÇOK ZORLU GÜNLER YAŞADIM

* Sizin her bölümünü büyük merakla beklediğiniz diziler hangileriydi?

- Sanırım “The Walking Dead”. O dizinin büyük hayranıydım. Her gün okula gidip herkese şunu sorduğumu hatırlıyorum: “Yeni bölümü izlediniz mi? Bölümü izlediniz mi? İzlediniz mi?”

* “The Testaments” ile ilgili insanların ne konuşmasını umuyorsunuz? İzleyicilerin özellikle yakalamasını arzuladığınız somut detaylar var mı?

- Hiçbir şeyin tadını kaçırmak istemem, bu yüzden ayrıntıya girmeyeceğim. Ama bu dizide beni şaşırtan şeylerden biri; o kadar da zor olmayacağını düşündüğümüz sahneleri çekerken yaşadığımız, beklenmedik derecede çetin geçen günlerdi. Dizide kızların başına gelen pek çok çılgınca olay var ve bunlar gerçekten çok talihsiz durumlar. Bunlar beklemediğiniz bir anda çıkageliyor, bir anda altüst oluyordunuz ve kendinizi nasıl toparlayıp yeniden dengeyi bulacağınızı bilemiyordunuz. Bununla baş etmenin yolu güçlü bir oyuncu kadrosuna ve ekibe sahip olmaktan geçiyor. İnanın bana, çok zorlu günler yaşadım.

Yeni nesil dünyaya umut getirme gücüne sahip

ELISABETH MOSS’TAN DESTEK ALDIK 

* Rolünüz, derin hisleri ve duyguları yansıtmak üzerine kurulu. Kendinizi o ruh haline nasıl sokuyorsunuz?

- Karakterlere dair sözle ifade edilmeyen pek çok şeyin kostümler sayesinde bir nevi tamamlandığını düşünüyorum. Kostümlerin ne kadar ustaca tasarlandığı ve tam üzerimize göre dikildiği zaten hemen göze çarpıyor; ancak buna rağmen zaman zaman hareketlerimizi kısıtlayabiliyorlardı. O kostümlerle, normalde hareket edeceğiniz şekilde özgürce davranamıyorsunuz. Bu durum hepimizin o kurgusal dünyada nasıl hareket edeceğini, nasıl bir duruş sergileyeceğini doğrudan şekillendirdi.

Karakterlere dair sözsüz kalan pek çok unsur, kostümlerin etkisiyle ortaya çıktı. Bunun dışında kalan kısımlar ise Elisabeth Moss ile yaptığımız sohbetlerle şekillendi. Yaptığımız tartışmalar sayesinde; bu genç kızların nasıl bir yetiştirilme tarzına sahip olduklarını ve sözcükleri kullanmadan, yalnızca beden diliyle ekranda bunun nasıl yansıtılacağını çözmeye çalıştık.

* Elisabeth Moss demişken; kendisi “The Handmaid’s Tale”in başrolüydü ve “The Testaments”in de yapımcısı. Ondan aldığınız bir tavsiye oldu mu?

- Yanımızda olması bile aldığımız en büyük yardımdı. Verdiği o spesifik tavsiyelerin ötesinde, genel anlamdaki desteği kulağa çok küçük gelen ama aslında çok büyük anlamlar taşıyabilen bir şeydi.

Bu desteği almak, bir nevi onayını almak, onun “Siz bu işi kıvırırsınız” tavrı çok değerliydi. Çünkü o bu evrene, bu hikâyeye büyük bir tutkuyla bağlı. Biz de hikâyenin hakkını verdiğimizden emin olmak istiyorduk. Dolayısıyla onun desteğine sahip olmak ve neye ihtiyacımız olursa olsun bize yardım elini uzatması, ondan aldığımız en değerli tavsiyeydi.

Yeni nesil dünyaya umut getirme gücüne sahip

Habere git