Yeni araştırma heyecanlandırdı: Diyabette tarihi dönüm noktası mı? Ezber bozan sonuç

2 hafta önce 39

Güncelleme Tarihi: Mart 01, 2026 08:43

Derleyen: ÖZGÜR YILDIZ

Oluşturulma Tarihi: Mart 01, 2026 08:43

Stanford Medicine imzalı yeni bir araştırma, Tip 1 diyabet tedavisinde ezber bozabilecek bir yöntemi gündeme taşıdı. Bilim insanları, farelerde uygulanan “çifte nakil” yaklaşımıyla hem insülin üretimini geri getirdiklerini hem de bağışıklık sistemini susturduklarını açıkladı. Üstelik vericiyle tam uyum olmamasına rağmen sonuç değişmedi. Peki bu yöntem insanlarda da aynı etkiyi yaratabilecek mi? İşte detaylar…

1/11 Diyabette tarihi dönüm noktası mı Ezber bozan sonuç

Stanford Medicine’dan gelen yeni bir çalışma, Tip 1 diyabetle yaşayan milyonlarca kişi ve yakını için “gelecekte oyunu değiştirebilir” denilen bir yaklaşımı gündeme taşıdı.

2/11 Diyabette tarihi dönüm noktası mı Ezber bozan sonuç

Araştırmacılar, bağışıklık sistemi pankreastaki insülin üreten hücreleri yok ettiği için ortaya çıkan Tip 1 diyabeti, farelerde iki adımı birlikte uygulayarak tersine çevirdiklerini duyurdu: Kan kök hücresi nakli + insülin üreten pankreas adacık (islet) hücresi nakli.

3/11 Diyabette tarihi dönüm noktası mı Ezber bozan sonuç

En dikkat çekici nokta şu: Nakil yapılan vericinin bağışıklık profili alıcıyla tam uyumlu değildi. Buna rağmen hayvanlarda hem insülin üretimi geri döndü hem de bağışıklık sistemi, yeni nakledilen hücrelere saldırmayı bıraktı.

4/11ÇİFTE NAKİL YÖNTEMİ

ÇİFTE NAKİL YÖNTEMİ

Tip 1 diyabette sorun, vücudun “düşman” zannedip kendi insülin üreten beta hücrelerini yok etmesi. Bu yüzden dışarıdan islet hücresi nakledilse bile iki risk aynı anda devreye giriyor:

Hücreler “yabancı” olduğu için reddedilebiliyor ve üstelik bağışıklık sistemi, kökeni ne olursa olsun islet hücrelerini hedef almaya devam edebiliyor.

5/11 Diyabette tarihi dönüm noktası mı Ezber bozan sonuç

Stanford ekibinin yöntemi bu kısır döngüyü kırmaya odaklanıyor. Kan kök hücresi nakli sayesinde alıcının bağışıklık sistemi “yeniden ayarlanıyor”; islet hücreleri nakliyle de insülin üretimi geri getiriliyor.

6/11 Diyabette tarihi dönüm noktası mı Ezber bozan sonuç

Araştırmada hayvanların bağışıklık sistemi, zamanla donör ve alıcı hücrelerinden oluşan “hibrit” bir yapıya dönüşüyor. Araştırmacılara göre bu hibrit yapı hem yeni islet hücrelerini koruyor hem de bağışıklık sisteminin hatalı saldırısını sakinleştiriyor.

7/116 AY İNSÜLİNSİZ KALDILAR

6 AY İNSÜLİNSİZ KALDILAR

Çalışmanın en çarpıcı sonucu: Tedavi edilen fareler, deney boyunca 6 ay boyunca insülin iğnesine ve bağışıklık baskılayıcı ilaçlara ihtiyaç duymadı. Üstelik korkulan ağır komplikasyonlardan biri olan, nakledilen bağışıklık hücrelerinin alıcının dokularına saldırmasıyla ortaya çıkabilen greft-versus-konak tablosu da görülmedi.

8/11 Diyabette tarihi dönüm noktası mı Ezber bozan sonuç

Ekibin lider isimlerinden Prof. Dr. Seung K. Kim, yaklaşımın insanlara uyarlanma ihtimalinin “çok heyecan verici” olduğunu söylüyor.

9/11İNSANLARA NE KADAR YAKIN

İNSANLARA NE KADAR YAKIN?

Araştırmacılar, farelerde kullanılan hazırlık sürecindeki bazı antikorlar, ilaçlar ve düşük doz radyasyon gibi adımların klinikte zaten kullanılıyor olmasını “umut verici” bir köprü olarak görüyor. Yine de önlerinde önemli engeller var.

10/11 Diyabette tarihi dönüm noktası mı Ezber bozan sonuç

Islet hücreleri genellikle donör vefatından sonra elde edilebiliyor

Kan kök hücreleri ile islet hücrelerinin aynı donörden gelmesi gerekiyor

Tek bir donörden alınan islet miktarının, yerleşik Tip 1 diyabeti her zaman tersine çevirmeye yetip yetmeyeceği net değil

11/11 Diyabette tarihi dönüm noktası mı Ezber bozan sonuç

Bu yüzden ekip, laboratuvarda kök hücrelerden daha çok islet hücresi üretmek veya nakledilen hücrelerin vücutta daha uzun süre canlı kalmasını sağlamak gibi çözümler üzerinde çalışıyor. Aynı yaklaşımın romatoid artrit, lupus gibi başka otoimmün hastalıklarda ve bazı organ nakillerinde de kapı aralayabileceği belirtiliyor.

SciTechDaily’nin “Stanford Scientists Cure Type 1 Diabetes in Mice Without Insulin or Immune Suppression” başlıklı haberinden derlenmiştir.

Habere git