Yazıcıoğlu’nun katili ‘tarlayı süren’ ‘delil karartan’ FETÖ’dür

2 hafta önce 33

Her kim iki cinayet dosyasında da delil kararttıysa, bununla yetinmeyip; algı operasyonuyla, yalanla, sahte delille, sahte tanıklarla, iftirayla fail yarattıysa “Tarlayı da o sürdü”; yani dosyada Emniyet, Jandarma, İstihbarat, hâkimi-savcısıyla yargı ve medya ayaklarıyla 190 klasörde şüpheli listesinde 51 mensubu ile yer alan Fetullahçı Terör örgütü...

Kimileri böyle bir cümlesi olmadığını iddia etse de Hrant Dink’in yakın dostu Aydın Engin, 6 Ekim 2011’de ‘Bir Muamma: Yazıcıoğlu Helikopteri’ başlığıyla T24.com.tr internet sitesindeki yazısında bunu şöyle teyit etti: “2007 Şubat başında, Kanal 7’de bir tartışma programına katıldım. Reklam arasındaki ayaküstü sohbette, Hrant Dink’in katillerinden Erhan Tuncel’le aynı fotoğraf karesinde yer alışını hatırlatıp ‘tabanına hâkim olup olamadığını’ sordum. ‘Hâkimim’ dedi.  Sonra ekledi: ‘Ama bizim tarla çoktan sürülmüş. Hâkim olmak kolay değil’.

Yazıcıoğlu bu ‘sürülmüş tarla’ vurgusunu o günden sonra birkaç kez daha ve birkaç yerde daha yineledi.”

Yazıcıoğlu, parti üyesi 4 kişinin tutuklandığı Dink cinayetinin azmettiricisi Erhan Tuncel ve maşası Yasin Hayal üzerinden partisi BBP ve kendisine kurulan kumpası görmüş, “Bizim tarla çoktan sürülmüş” demişti.

YAZICIOĞLU DİNK RAPORU HAZIRLATTI

Cinayetin planlandığı Trabzon’da konunun araştırılması için BBP İl Başkanlığı’nı görevlendirdi ve bir rapor hazırlattı. 23 Şubat 2007’de Trabzon’a giderek raporu açıklayan Muhsin Yazıcıoğlubüyük resmi” görmüş, Hrant Dink cinayeti üzerinden sadece kendi partisine değil Türkiye’ye büyük bir komplo kurulduğunu açıkça ilan etmişti. 23 Şubat 2007’de Trabzon’da düzenlediği basın toplantısında: “Amatör bir görüntü içerisinde profesyonelce hazırlanmış uluslararası bir operasyon...” tespitinde bulunmuştu.

Yazıcıoğlu özellikle Emniyet ve Jandarma merkezli olarak partisi BBP’ye bir komplo kurulduğunu şöyle ifade etti: “Emniyet’i, JİTEM’i bile kullanmış bir uluslararası organizasyonla karşı karşıyayız.”

Adını koymadığı o yapı Fetullahçı Terör Örgütü’ydü.

Cinayetin azmettiricisi Erhan Tuncel ve bağlantıları üzerinden “tarlanın kimler tarafından sürüldüğünü” görmüştü.

Yazıcıoğlu’nun cinayetin planlayıcısı olarak bilinen ve Ramazan Akyürek’in Trabzon Emniyet Müdürü, Engin Dinç’in Emniyet İstihbarat Şube müdürü olduğu 2004’te “Mehmet Kurt” kod adıyla YİE(Yardımcı İstihbarat Elemanı) yapıldıktan sonra BBP’ye bağlı Alperen Ocakları çevresine yerleştirilen Erhan Tuncel ile ilgili 23 Şubat 2007’deki tespitleri şöyleydi:?“Devletin kayıtlarında bir sigortası var mı, devlet bunu resmi olarak kullanmış mı, kullanmamış mı bunun ortaya çıkması lazım. Eğer sigortalıysa o zaman mesele yoktur. Eğer devletin resmi bir görevlisi değilse o zaman sadece muhbir olarak yapılmıştır yasalara aykırıdır. İkinci hususta; muhbir midir, operasyon elemanı mıdır, o da mahkemelerde çıkacak. Eğer operasyon elemanıysa şartlar daha da değişecek, önümüzdeki günlerde daha farklı şekilde tartışılacaktır.”

KİLİT İSİM ERHAN TUNCEL

Trabzon İstihbarat Şube Yardımcı İstihbarat Elemanı Erhan Tuncel, Emniyet’in talimatıyla sadece BBP ve Alperen Ocakları çevresini takip etmemiş, BBP üyesi Yasin Hayal’e Mc Donald’a atacağı bombayı hazırlamıştı. Trabzon’da kiliseye ve rahibe saldırıda bulunan Ogün Samast’tan önce de Dink’i öldürmesi için hazırlanan isim oydu. Yaşı büyük Yasin Hayal yerine 18 yaşından küçük olan Ogün Samast’ı da bu ikili tespit edip azmettirmişti.

Tüm bu süreçler Trabzon Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç’e rapor edilirken, bu raporlar Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek imzasıyla Ankara İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’e ulaşıyordu.

Yazıcıoğlu, basın toplantısında Hrant Dink cinayetinin uluslararası camiada Türkiye’yi daha fazla zor duruma sokacak, Türkiye üzerindeki uluslararası operasyonlara zemin hazırlayacak ve bunlara gerekçe oluşturacak birtakım provokasyonların gelecek dönemde de yapılacağını gösterdiğini söylerken de haklı çıkacaktı. 18 Nisan 2007’de, Malatya’da Zirve Yayınevi’ne yapılan baskında biri Alman, ikisi Türk, üç Hıristiyan’ın boğazları kesilerek öldürüldü, 17 Mayıs 2006 tarihinde Alpaslan Aslan’ın Danıştay 2. Dairesi’ne düzenlediği saldırı ile hâkim Mustafa Yücel Özbilgin öldürüldü, aralarında daire başkanı hâkim Mustafa Birden’in de yer aldığı dört üye ise yaralandı. Yazıcıoğlu’nun bahsettiği komplo ise bir ay sonra, 12 Haziran 2007’de Ümraniye’de bir gecekonduda el bombalarının bulunmasıyla başladı. Komplonun adı Ergenekon operasyonuydu.

C5’TE TAKİP

Başında da tanıdık isimler; Trabzon’dan Ankara’ya tayinle İstihbarat Daire Başkanı olan FETÖ’cü Ramazan Akyürek, tüm bu olayları Ankara’dan dan takip eden ve Ergenekon operasyonunu başlatmak üzere İstanbul Emniyet İstihbarat Şube Müdürü olarak atanan İstihbarat Dairesi C Şube Müdürü FETÖ mensubu Ali Fuat Yılmazer ve ekibi yer aldı.

Yazıcıoğlu “Bizim tarla çoktan sürülmüş” derken nasıl bir komplo ile karşı karşıya kaldığı, bunu fark ettikten sonra nasıl hedef haline getirildiği zamanla ortaya çıkacaktı. FETÖ’cü Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer ekibi, Ankara’da EGM İstihbarat Daire Başkanlığı’nda illegal olarak kurulan C5 Şubesi’nde Ergenekon yanında Hrant Dink’i, Malatya Zirve Yayınevi’ni ve Muhsin Yazıcıoğlu’nu takibe almışlardı.

C5 şubesi tarafından yapılan istihbari takip Yazıcıoğlu’nun partisi üzerinden Hrant Dink cinayeti ile FETÖ’cülerin Ergenekon kumpası çerçevesinde hedefi haline geldiğini gösteriyordu.

Bu dönemde Yazıcıoğlu’nun kendisi 3, eşi 1 şüpheli trafik kazası geçirdi.

YAZICIOĞLU’NA SELAM PROVOKASYONU

Muhsin Yazıcıoğlu, Dink cinayeti üzerinden partisi BBP gibi kendisinin de hedef alındığını düşünüyordu. 2006’da Trabzon ziyareti sırasında açıklama yaparken arkasında yer alan Erhan Tuncel ile fotoğrafı sanki Dink suikastı öncesi çekilmiş gibi servis ediliyordu. Parti yetmemiş birileri Dink suikastı ile Muhsin Yazıcıoğlu arasındaki bağlantı algısını oluşturmaya kararlıydı. Nitekim Erhan Tuncel ile birlikte Dink cinayetinin azmettiricisi olan ancak 2006’da üyelikten çıkartılmasına rağmen, kamuoyunda BBP üyesi olarak yer alan Yasin Hayal, 7 Temmuz 2008’de yargılandığı mahkemede “Bugün ilk kez karşılaştığımız medyaya saygılarımı sunuyorum ve onların huzurunda Türk İslam aleminin lideri sayın Muhsin Yazıcıoğlu’nu selamlıyorum. Ey Müslümanlar ey Alperenler kalbinizi serin tutun. Büyük Birlik Partisi iktidara gelene kadar bu kervan yürüyüşüne devam edecek” demişti.

DİNK’İN KARDEŞİYLE GÖRÜŞMEK İSTEDİ

Yazıcıoğlu’na göre bu da komplonun parçasıydı ve şifreleri çözmüştü; “Bizim tarla çoktan sürülmüş” sözü yerini buluyordu.

Belki de bu yüzden ölümünden bir hafta önce Hrant Dink’in kardeşi Hosrof Dink ile görüşmek istemişti. Posta gazetesinde 27 Ekim 2015’te “Karanlık Büro C5” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Aynı gün Hrant Dink’in kardeşi Hosrof Dink ile görüştüğümde şaşkındı ve bana çok ilginç bir şey söyledi,  ‘Rahmetli Yazıcıoğlu ölümünden bir hafta önce bizimle görüşmek istemişti. Gazeteci A.B. aracı oldu, görüşecektik ama bu olay oldu, acaba ne anlatacaktı? dedi.

Konuyu ilk kez duyanlar olabilir ama bunu 28 Ekim 2015 tarihinde Posta gazetesinde, ‘Yazıcıoğlu, Dink Ailesi’ne ne anlatacaktı?’, 18 Ocak 2021’de ise Hürriyet gazetesinde ise “Muhsin Yazıcıoğlu, Hrant Dink’in kardeşine ne anlatacaktı?” başlığıyla yazdım.

Yazıcıoğlu neden öldürüldü?” sorusunun cevabı da bu görüşme talebinde gizli, tarlayı kimin sürdüğünü biliyordu. 2009’da tek bir cümlesiyle her şeyi değiştirebilirdi ama 2007’den itibaren 3 trafik kazasını atlatan Yazıcıoğlu, 1 hafta sonra hayatta değildi.

Habere git