Ece Altıkulaç / ece.altikulac@hurriyet.com.tr
Oluşturulma Tarihi: Şubat 01, 2026 07:00
Yas ve Ölüm Bilgeliği Platformu, 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde depremzedeleri internet üzerinden bir araya getiriyor. Uzmanlarla gerçekleşen bu buluşmalara 17 Ağustos depreminde anne ve babasını kaybeden oyuncu Ece Dizdar da katılacak: “Aynı deneyimi yaşayan insanlarla bir araya geldiğinde, yasın ciddi ölçüde hafiflediğine tanık oluyoruz.”
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin 3’üncü yılına yaklaşıyoruz. 11 ili etkileyen depremin acıları hâlâ taze. Kaybettiklerimizin yasını tutuyor, yaralarımızı sarmaya uğraşıyoruz. Ülkece yaşadığımız bu büyük afetin ardından yardım için birçok topluluk harekete geçti. Bunlardan biri de Yas ve Ölüm Bilgeliği Platformu. Başlattıkları Yas Evi projesi kapsamında benzer yas süreçlerinden geçen insanlar çevrimiçi olarak bir araya gelip birbirlerine eşlik ediyor. Yas Evi’ndeki ilk buluşma olan ‘Depremin Yası Destek Buluşması’ 16 Ocak’taydı. 5-6 ve 16 Şubat’ta tekrarlanacak. Ücretsiz buluşmalara katılacak isimlerden biri de 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminde anne-babasını kaybeden oyuncu Ece Dizdar. Yas Evi projesinin detaylarını “26 yıllık deneyimimle artık birilerine yardım etme vaktim geldi” diyen Dizdar’dan dinledik.

6 Şubat 2023’te yaşanan depremde 53 binden fazla kişi yaşamını yitirdi, 300 binden fazla bina yıkıldı ya da hasar aldı. Bu büyük afetin ardından hâlâ yaralar sarılmaya çalışılıyor, yaşamını yitirenlerin yası tutuluyor.
◊ Yas ve Ölüm Bilgeliği Platformu’nun projesi Yas Evi tam olarak nedir?
Aslında bu proje benim uzun zamandır hayalini kurduğum, öncülüğünü yapmak istediğim bir çalışmaydı. Yolum platformla öyle bir noktada kesişti ki, onlar da zaten Yas Evi fikri üzerine çalışmaya başlamışlardı. Ama henüz somut ilk adım atılmamıştı. Bu anlamda destek buluşmaları Yas Evi’nin ilk adımı oldu. Ben de bir bakıma o gündemin içine dahil olmuş bulundum. Yas Evi, uzman psikolog Bengü Aksekili, ölüm doulası (ölmekte olan kişiye süreç boyunca eşlik eden kişi) ve yas eşlikçisi Berna Köker Poljak, yüksek lisansını deprem üzerine yapan inşaat yüksek mühendisi, afet koordinasyon uzmanı ve aynı zamanda depremzede Sinem Aykut, platform gönüllüsü Seray Nasırlı ve benim bir araya gelmemizle ortaya çıkan bir proje. Farklı odalardan oluşan çevrimiçi bir mekân olarak kurgulandı.
◊ Evde kaç farklı oda var?
Farklı yas türleri için 12 oda var. Evladını kaybetmiş kişiler, ebeveyn kaybı yaşayanlar... Bunun dışında boşanma, ayrılık gibi kişinin sosyal çevresinde yaşadığı kayıplara odaklanan odalar oluşturuldu. Ayrıca afetlere ayrılmış bir oda var; yangın, sel ve deprem gibi farklı afet türlerini kapsayacak şekilde düşünüldü. Ben özellikle deprem için ayrı bir oda açılmasını önerdim. Çünkü toplumsal bir acı yaşayan bireyin, bireysel terapi alması başka bir şey, o acıyı bir toplulukla birlikte yaşayarak iyileşmesi bambaşka bir şey. Bu tür oluşumlarda kişi, yaşadığı acının yalnızca kendisine ait olmadığını görüyor. Aynı deneyimi yaşayan insanlarla bir araya geldiğinde, yasın çok ciddi ölçüde hafiflediğine tanık oluyoruz. Diğer odalar da zamanla erişime açılacak. Mesela yakın zamanda ülkemizde çok büyük yangın felaketleri yaşandı. Yangın için ayrı bir oda açılması mümkün.
‘Konuşmak şart değil’
◊ ‘Depremin Yası Destek Buluşması’ Yas Evi’nin ilk etkinliği. Bu buluşmalar nasıl gerçekleşiyor?
Buluşmalar çevrimiçi gerçekleşiyor ve Türkiye’nin her yerinden katılıma açık. 16 Ocak’ta ilk buluşma gerçekleşti, 5-6 ve 16 Şubat’ta diğer buluşmalar olacak. Şu an kapasitemiz her buluşma günü için 500 kişiyle sınırlı. Katılımın faydasına ve ihtiyaca göre devam edeceğini düşünüyoruz.

◊ Buluşmalarda katılımcıların kendilerini konuşmak zorunda hissetmemeleri gerektiğine özellikle değiniyorsunuz...
Hazır olmayan, kendini hazır hissetmeyen insanlar olabilir. Bu hiç korkutucu bir şey değil. Kimse konuşmak, bir şey anlatmak ya da paylaşmak zorunda olmayacak. Sessizce bir arada olmak da bence çok büyük bir paylaşım. Elbette bir şey söylemek isteyen söyleyebilir; ama sadece katılmak, dinlemek ve bir arada olmak isteyenler de sessizce, hatta isterlerse kameralarını bile açmadan katılabilirler. Uzmanlarımızın yönlendireceği bazı meditasyonlar, egzersizler ve düşünce biçimleri olacak. Buluşma seansları birbirine bağlı değil. Her biri ayrı ayrı değerlendirilebilir. İsterseniz yarım saat katılıp çıkabilirsiniz, isterseniz tüm seanslara katılabilirsiniz.
◊ Buluşmaların gerçekleşeceği tarihler neye göre belirlendi?
Özellikle 5 ve 6 Şubat gecelerini seçtik. Çünkü yalnızca 6 Şubat günü değil, bir gece öncesinde de ciddi bir anksiyete başlıyor. O
gün de insan bu konuyla çok hırpalanıyor; çok fazla görsele, çok fazla mesaja maruz kalınıyor. Bu yüzden hem 5’inde, hem 6’sında, ‘Bu geceyi nasıl geçireceğim’ diye düşünenler için bir alan açmak istedik. Bu benim için de yıllarca çok büyük bir anksiyete konusuydu: O gün ne yapacağım, nerede olacağım, kiminle olacağım, ne hissedeceğim? Eğer böyle bir imkânım olsaydı, benimle aynı şeyi yaşamış bir grupla, kendi evimin konforunda, çevrimiçi olarak bu süreci paylaşmak isterdim.
◊ İlk oturum nasıl geçti?
Berna Köker Poljak ve Bengü Aksekili bir saatlik bir oturum yaptılar. Yas ve Ölüm Bilgeliği Platformu’nun YouTube sayfasında bu kısım yayında. Yas yaşayanların ve yaşama ihtimali olduğu için aslında herkesin izlemesini isterim. Yasın doğasının ne olduğuna ve ne olmadığına dair... Bizi nelerin beklediğini, yas içerisinde geçmiş ve gelecek kavramlarını... Bu sunum platformun sitesinde var. Yas yaşayan herkese tavsiye ederim. Suçluluk duygusu gibi artçıl acılara şifa olacağını düşünüyorum.

‘Ölmekte olan kişiye eşlik ediyor’
◊ Projedeki isimleri sayarken Berna Köker Poljak için ‘ölüm doulası’ dediniz...
‘Doğum doulası’ diye bir kavram var, doğum yapacak hamile kadınların birlikte yol yürüdüğü bir eşlikçi diyebiliriz. Doğumun kendisini gerçekleştirmiyor ama sürecin tamamında orada oluyor. Aynı yaklaşımın bir de ‘ölüm doulası’ versiyonu var. Ölüm doulaları, ölmekte olan kişiye tüm süreç boyunca eşlik ediyor. Aynı zamanda ölüm doulaları, yakını ölmek üzere olan kişilerle de çalışıyor. Terminal bir hastalık yaşayan, örneğin kanser nedeniyle hayatının son dönemine gelmiş bir yakını olan insanlarla... Çünkü sadece ölen kişiye değil, ona eşlik edenlere de eşlik edilmesi gerekiyor. Bu çok ağır bir süreç ve çoğu zaman yapayalnız kalıyoruz.
‘Geçmeyecek ama böyle de kalmayacak’
◊ Sizin platformla yollarınız nasıl kesişti?
Ben her 17 Ağustos’ta annem ve babam için bir paylaşım yaparım; 6 Şubat’ın ardından yaşanan acı o kadar geniş bir kitleye yayıldı ki, üzerinden 26 yıl geçmiş olduğu ve ülkemizde kocaman bir deprem yaşandığı için o yıl 17 Ağustos’ta annemle babamı paylaşmaya utandım. Bunun üzerine yaklaşık 5 bin mesaj aldım. “Ece Hanım neredesiniz” diye soruyorlardı. Bir yıl sonra arabada depremzedeler için şarkı söylediğim bir paylaşım yaptım. Hesabıma yaklaşık 40 bin depremzede geldi. Sonra 6 Şubat ve 17 Ağustos’un yıldönümlerinde gelen mesajlar iyice arttı. Ben de bu mesajlara cevap verirken depremzede kimliğimi sahiplendiğimi fark ettim. Üzerinden yeterince zaman geçtiği ve kişisel gelişim sürecimden de geçtiğim için bu konunun beni aşağı çekmediğini, tam tersine bana enerji verdiğini gördüm. Bu yüzden yıldönümlerinde birkaç gün boyunca depremzedelerle mesajlaşmaya başladım. Son
17 Ağustos’ta yaklaşık 3 bin mesaja cevap vermişimdir. Sonra biraz demlenmeye bıraktım. Bir noktada Yas ve Ölüm Bilgeliği Platformu’nun bir ‘yas festivali’ düzenlediğini gördüm. Festivalde konuşmalar, terapiler vardı ve beni de etiketlemişlerdi. Sanırım bu süreçte tabiri caizse toplumsal bir sözcüye dönüşmüş olmamı fark ettiler. Ben de “Kim bunlar” diyerek baktım ve hemen mail’leşmeye başladık. Çok küçük bir çabayla, tamamen gönüllülük esasına dayalı ve sıfır maliyetle bir oluşum ortaya çıktı.

‘6 Şubat’tan sonra iyileştim’
◊ Herkesin yası yaşama şekli ve süresi elbette çok farklı. Siz neler yaşadınız?
En sık aldığım sorulardan biri bu: “Geçecek mi?” Ben de hep aynı şekilde cevap veriyorum: “Geçmeyecek.” Ama böyle de kalmayacak. Çünkü hiçbir şey olduğu gibi kalmıyor. Yas biten bir şey değil. Ama eğer farkındalıklı yaşarsan çok hızlıca şekil değiştiren bir şey. 26 yıl geçti benim yas sürecimde ve bitti demiyorum. İlk 6 yılımı çok karanlık yaşadım. 6’ncı yıldönümünde de çok karanlık hissediyordum. Ama 16’ncı yıldönümünde kendimi çok daha iyi hissettim. 6 Şubat depreminden sonraysa tamamıyla iyileştim. Çünkü yaşadığım şey biricik, sadece bana ait, benim başıma gelen bir şey olmaktan çıktı. Tüm ülkeye yayıldı, 11 değişik şehrin insanını etkiledi. Ve benim bu deneyimle artık birilerine yardım etme vaktim geldi. O yüzden 6 Şubat’tan sonra benim 17 Ağustos’a dair yasım tamamıyla sonlandı. Önceleri 17 sayısına, ağustos kelimesine ve ağustos ayına karşı çok duyarlıydım. İnşaata bakamıyordum. İnşaat gördüğümde başımı çeviriyordum... Hepsi 6 Şubat’tan sonra geçti.
◊ Eşiniz Serdar Bey (Serdar Orçin, oyuncu) yolculuğunuzun en büyük destekçilerinden, değil mi?
Yaklaşık altı yıldır birlikteyiz. Tekrar köklendim, yeniden bir yere, bir eve yerleştim. Böyle olunca, sevmek ve sevilmek, karşılıklı bir saygı çerçevesinde bir ilişki içinde olmak çok iyileştirici bir şey. Ama Serdar, birini iyileştirmek için aktif çaba gösteren bir insan değil; daha çok varlığıyla, sessiz ve derinden seven biri. Üzerine düşerek, çabalayarak sevmez. Çok sakin, çok derinden seven bir insan. Alan verir. Sadece orada oluşuyla etrafını şifalandıran biri. Bu hali bana çok iyi geliyor. O benden çok daha dengeli biri. Beni topraklıyor.

2 hafta önce
30









English (US) ·