Yapay zekâ enflasyonu düşürebilir mi?

3 hafta önce 47

Aynı gün San Francisco Fed Başkanı Mary Daly, San Francisco’da düzenlenen Bloomberg Teknoloji Zirvesi’nde canlı yayında bir konuşma yaptı. Konuşma Reuters, Bloomberg, Wall Street Journal ve Investing.com gibi küresel ekonomi basınının önde gelen ajansları ve yayın organları tarafından dünyaya ‘son dakika’ gelişmesi olarak servis edildi. Mary Daly ilgi çeken konuşmasında yapay zekânın önümüzdeki 5-10 yıl içinde küresel enflasyonu düşürücü bir etki yapabileceğini öne sürdü.

Bu açıklama, aslında ekonomi ve teknoloji dünyasında uzun süredir tartışılan “yapay zekâ üretkenlik artışı yaratır mı, yaratırsa bu durum fiyatlara nasıl yansır?” sorusuna merkez bankası perspektifinden verilmiş çok taze bir yanıttı. Daly verimlilik artışına dayandırdığı bu tezini şöyle açıkladı:

‘GEÇİŞ DÖNEMİNDEYİZ’

“Yapay zekâ araçları iş süreçlerini hızlandırdıkça, şirketlerin birim başına üretim maliyetleri düşecek. Klasik ekonomi teorisine göre, arz tarafındaki bu verimlilik patlaması ve maliyet düşüşleri, nihai ürün ve hizmet fiyatlarına indirim veya fiyat istikrarı olarak yansır.”

Daly, konuşmasında ünlü ekonomist Robert Solow’un bilgisayar devrimi için söylediği sözü hatırlatarak, “Üretkenlik artışı şu an her yerde görünüyor ama makroekonomik verilerde henüz bunu göremiyoruz” dedi ve şöyle devam etti: “Elektrik hayatımıza girdikten çok sonra, fabrikaların ve iş süreçlerinin buna göre yeniden tasarlanmasıyla asıl büyük verimlilik patlamasını yaşamıştık. Yapay zekâda da şu an o geçiş dönemindeyiz.”

Ekonomi basını ve piyasalar açısından bu açıklamanın en kritik detaylarından biri ise zamanlama vurgusuydu. Daly, yapay zekânın 5-10 yıllık potansiyelini kabul etse de, bunun şu anki faiz kararları ve para politikası üzerinde bir etkisi olmadığını net bir şekilde belirtti.

Çünkü Fed gibi merkez bankalarının para politikaları genellikle 12 aylık bir ufka odaklanır. Dolayısıyla, uzun vadeli bu deflasyonist etki, Fed’in yakın vadedeki enflasyonla mücadele stratejisini değiştirmiyor.

MERKEZ BANKALARI İÇİN ‘YAPISAL DOST’

Şu anki küresel enflasyon baskılarının arkasında yapay zekâ yatırımlarının değil; daha çok gümrük tarifeleri, jeopolitik gerilimler, enerji ve gıda maliyetleri gibi yapısal ve konjonktürel faktörlerin bulunduğunu da sözlerine ekliyor.

Kısacası; merkez bankaları yapay zekâyı uzun vadede enflasyonu dizginleyecek yapısal bir dost olarak görüyor ancak bugünün yüksek enflasyon ve faiz sarmalını çözmek için hâlâ geleneksel sıkı para politikası araçlarına güvenmek zorundalar.

Bir başka deyişle, günümüz Türkiye’sinde enflasyonu düşürmek için Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in reçetelerini uygulamaya devam etmek durumundayız. Ancak kalıcı fiyat istikrarı için yapay zekânın nimetlerinden daha fazla yararlanmayı da artık ciddi ciddi ele almak zorundayız.

Peki, geleneksel politikalar bunun için yeterli olur mu; yoksa yeni yapay zekâ stratejileri mi oluşturmalıyız? Bunu bilse bilse en iyi yapay zekâ bilir dedim ve sordum. “Ey yapay zekâ, yüksek enflasyonla mücadele için senden daha fazla yararlanmak istiyoruz. Orta vade yani 5-10 yılı düşünürsek ülke olarak neler yapmalıyız?” Yapay zekânın bu soruya cevabı aşağıda...

Yapay zekâ enflasyonu düşürebilir mi

İŞTE, YAPAY ZEKÂNIN ENFLASYONLA MÜCADELE REÇETESİ

ENFLASYONİST baskı altındaki bir ülke, yapay zekâyı sadece bir ‘teknoloji trendi’ olarak değil, ‘arz yönlü maliyetleri düşüren makroekonomik bir kaldıraç’ olarak konumlandırmalıdır. Bu doğrultuda şekillendirilebilecek temel politikalar şunlardır:

1- Darboğaz sektörlere özel teşvik: Enflasyonu körükleyen en büyük unsurlardan biri, tedarik zincirindeki tıkanıklıklar ve operasyonel verimsizliklerdir. Devletler, teşvik ve vergi muafiyetlerini genele yaymak yerine fiyat artışlarının en duyarlı olduğu kritik sektörlere odaklayabilir. Bunların başında lojistik ve tedarik zinciri ile tarım ve gıda güvencesi geliyor. Yakıt maliyetlerini azaltacak depo yönetimini yapay zekâ algoritmasıyla çözen lojistik firmalarına öncelikli destekler. Hassas tarım uygulamaları, yapay zekâ destekli rekolte tahmini ve fire oranlarını azaltan yapay zekâ yazılımları teşvik edilerek gıda enflasyonuna karşı yapısal bir bariyer örülebilir.

2- Kamuda hız ve maliyet odaklı dönüşüm: Devletin kendi harcamaları ve bürokratik hantallığı da enflasyonist bir baskı unsurudur. Kamu maliyesinde yapay zekâ kullanımı doğrudan tasarruf sağlar.

3- İşgücüne özel tamamlayıcı eğitim: Mary Daly’nin de belirttiği gibi, mevcut aşamada yapay zekâ insanları işten çıkarmıyor; onların kapasitesini artıran bir asistan görevi görüyor. Enflasyonist ekonomilerde nitelikli iş gücü eksikliği ücret artışlarını o da fiyat artışlarını (ücret-fiyat sarmalı) tetikler.

4- Merkez bankalarına özel strateji: Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) son dönemde uygulamaya koyduğu makine öğrenimi tabanlı risk modelleri (örneğin Quantile Regression Forest) buna iyi bir örnektir.

Özetle Stratejik Yaklaşım: Yüksek enflasyon dönemlerinde sermaye kısıtlı olduğu için yapay zekâ yatırımları ‘lüks’ veya ‘girişimcilik ofisi’ projesi olarak görülmemelidir. Politika yapıcılar, yapay zekâyı birim maliyetleri radikal şekilde aşağı çeken küresel bir verimlilik silahı olarak kabul etmeli ve teşvik mimarisini tamamen bu teknolojinin firmalar tarafından ticari olarak ‘öğrenilmesi ve entegrasyonu’ üzerine kurmalıdır.

Habere git