Uşak’taki rezaleti CHP’lilerin hepsi biliyordu

6 saat önce 44
Anasayfa Yazarlar Mahmut Övür

Mahmut Övür

Giriş Tarihi:04 Nisan 2026

Eskiden de yolsuzluk olurdu. Hayali ihracatlar, banka hortumlamaları, İSKİ skandalları, ihale oyunları, kayırmalar, büyük veya küçük hesaplar... Ama kimse çıkıp da "Nasıl olsa soruşturulmaz" rahatlığıyla hareket etmezdi. Kimse, "Geleceğin cumhurbaşkanınaveriyorsunuz..." diye açık açık "para" toplamazdı. Çünkü en azından bir "utanma duygusu" vardı.
Şimdi öyle mi?
Şimdi ortada bambaşka bir seviye var. Adına ister "ekosistem" deyin, ister "rant düzeni"... Ama şunu kabul etmek gerekiyor: Bu artık münferit değil, organize bir alışkanlık. Üstelik bunu dışarıdan söyleyenler değil, bizzat içeriden tanıklar anlatıyor.
CHP'nin Uşak teşkilatı geçen yıl 21 Ağustos'ta genel merkeze gidip Uşak'ta yaşanan ve yaşanacak olan rezaleti CHP Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin'e, hatta genel başkana anlatmış ama kimse oralı olmamış.
Bu yüzden CHP'liler öfkeli ve bas bas bağırıyor: "Uşak'taki rezaletiherkes biliyordu."
Herkes biliyordu... Ne kadar tanıdık bir cümle değil mi? Türkiye'de yaşanan skandallardaki en klişe cümledir bu: "Herkes biliyorduama kimse müdahale etmedi."
Çünkü mesele bilmemek değil, görmezden gelmek. Gazeteci yazıyor. Koca bir şehir biliyor. Parti kadrosu biliyor. Genel merkez biliyor. Ama nedense kimse "Dur" demiyor.
Neden?
Çünkü bu artık bir istisna değil. Bu, sistemin ta kendisi. Bugün Uşak'ta ya da Bursa'da patlayan skandallar, yarın başka bir şehirde farklı bir versiyonla karşımıza çıkıyor. İzmir'de başka bir boyut, İstanbul'da başka bir halka... İsimler değişiyor, yöntem değişmiyor. Kadro farklı, alışkanlıklar aynı.
Bir bakıyorsunuz, CHP İl Binası için "balya balya paralar" taşınıyor...
Bir bakıyorsunuz "bankamatikpersoneli" çıkıyor karşınıza...
Bir bakıyorsunuz "parasal ilişkiağları" medyayı bile esir almış...
Bir bakıyorsunuz kamu gücü ile özel hayatın iç içe geçtiği tuhaf düzenekler, lüks hayatlar, kaçamaklar.
Sonra dönüp bize şunu anlatıyorlar: "Bu bir siyasioperasyon."
Elbette... Zaten bu ülkede yakalanan herkes masum, ortaya çıkan her şey komplo! Asıl mesele hiçbir zaman yapılanlar değil. Mesele hep aynı: "Bunu kim sızdırdı?"
Ne büyük bir trajedi... Ortada bir skandal var ama tartışılan şey skandal değil. Güya solcu diye geçinen yazarlar bile o skandalın devasa hırsızlıkların üstünü örtmek için bin takla atıyor.
Oysa ortada kamu gücünün gölgesinde yaşanan bir çürüme var ama konuşulan şey "video kimdençıktı?"
Yani mesele suç değil, suçun görünmesi. Bu bakış açısı bir şeyi çok net gösteriyor: Artık utanılmıyor.
Murathan Mungan'ın dediği gibi: "Bu ülkede her şey olunurama rezil olunmaz..."
Eskiden bir iddia ortaya çıktığında refleks şu olurdu: "Bu doğru mu?"
Şimdi refleks şu: "Bu nasıl ortaya çıktı?"
İşte asıl kırılma burada. Bu yüzden bugün yaşananlar tek tek olaylar olarak görülemez. Bu bir zihniyetmeselesidir. Bir yerde herkes biliyor ve kimse konuşmuyorsa, orada sorun tek tek bireyler değil, o bireyleri körleştiren statükocu ve gerici siyasettir. O siyasete içeriden birileri isyan etmediği sürece de o tablo değişmez.
Ama yine de soralım: Gerçekten kimse bilmiyor muydu?
Ya da şöyle mi diyelim? Bu da CHP'lilerin "kırmızı pazartesi" sendromu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın

Habere git