Suudi Arabistan ve Husiler arasındaki hareketlilik sürerken gözler, son dönemin en kritik güvenlik başlıklarından biri olan Mekke İttifakı'na çevrilmiş durumda. "Türkiye bölgede bir çatışmaya mı dahil oluyor, Suudi Arabistan'a Mehmetçik konuşlandırılacak mı?" soruları kamuoyunda yankı bulurken, Ankara'dan eş zamanlı ve çok net iki açıklama geldi. Biri sahayı ve askeri planlamayı doğrudan yürüten Milli Savunma Bakanlığı'ndan, diğeri ise sürecin diplomatik ve stratejik çerçevesini çizen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan. Her iki mesajda da altı özellikle çizilen kritik vurgular var. Ankara'nın masadaki planını ve sınırlarını ortaya koyan o iki açıklamanın detaylarını CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Dicle Canova anlattı.
Türkiye bir savaşa mı dahil oluyor? Suudi Arabistan'a doğrudan Türk askeri konuşlandırılması masada mı? Ankara kulislerinde bu ihtimal nasıl değerlendiriliyor?
Dicle Canova: Hayır Türkiye bir savaşa dahil olmuyor. Kaynaklar çok net ifade ediyor; "Husilere karşı bir askeri girişim yok ve olmayacak da. Türkiye Husilerle savaşmayacak."

Suudi Arabistan'a Türk askeri konuşlandırılması ise Mekke İttifakı kapsamında ileriki aşamalarda olacak bir şey. Şu ana kadar Mekke İttifakı kapsamında yapılan bir şey yok çünkü. Henüz Meclis'te görüşülüp kabul edilmedi.
ABD-İran savaşı sonrası Körfez'de ihtiyaç duyan bazı ülkelere 2'li anlaşmalar kapsamında bazı destekler sağlanıyor. Mesela Kuveyt, Katar, Umman, Suudi Arabistan; hava savunma sistemi, teknolojik harp sistemi ihtiyaçları için Türkiye'nin kapısını çaldı. Bunlar ikili askeri anlaşmalar çerçevesinde sağlandı, sağlanıyor. Bugüne kadar yapılanlar Mekke İttifakı çerçevesinde değildi.
Kaynaklar, Mekke İttifakı'nın geçmişten gelen sorunlu başlıklar, husumetler için kurulmadığının da altını çiziyor. O yüzden Suudi Arabistan-Yemen-Husi meselesine açıktan ve doğrudan Mekke İttifakı Meclis'ten geçtikten sonra da girilmeyecek. Veya Pakistan ile Hindistan arasındaki Keşmir sorununa da doğrudan müdahil olunmayacak. Ancak ve ancak topyekûn bir saldırı durumunda Mekke İttifakı devreye girecek. Yani bu ittifak bundan sonrası için bölge ülkelerinin doğrudan egemenliğine dönük büyük saldırılara karşı caydırıcılık amaçlı kuruldu.
MSB açıklamasında "Anayasamız ve ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda yürütülecektir" ifadesi özellikle dikkat çekti. Bu vurgu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yakın zamanda Suudi Arabistan odaklı yeni bir sınır ötesi tezkere gelebileceğinin işareti mi?
Dicle Canova: Bu Mekke İttifakı'nın yürürlüğe girmesi için gereken süreç. Anayasaya göre; uluslararası anlaşmalar TBMM'de kabul edilip Cumhurbaşkanı tarafından onaylanıp Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe giriyor. Hukuki ve anayasal gereklilik ile kastedilen bu süreç. Ve evet Türk askerinin muharip güç olarak herhangi bir ülkede konuşlanması için de tezkere gerekiyor. Yine Meclis'in onayına sunulacak.
Şimdi burada göreceğimiz ilk adım Mekke İttifakı'nın Meclis'e sunulması. Pazartesi, salı ama en geç gelecek hafta içi anlaşma Meclis'e gönderilecek. Bu anlaşma Meclis'ten geçtikten sonra Mekke İttifakı kapsamında çalışmalar başlayacak.
NATO ile benzer bir model kuruluyor. Bir ülkeye saldırı tümüne saldırı kabul edilecek. Bir genel sekreter ve onun altında bir askeri karargah ve bu karargaha tahsisli birlikler olacak. O çerçevede karşılıklı ortak askeri karargahlar kurulabilecek. Karargah personeli için tezkereye gerek yok Birlik konuşlandırılacaksa tezkere çıkarılacak. Suudi Arabistan için Mekke İttifakı Meclis'ten geçtikten sonra bir tezkere gündeme gelebilir
Anlaşma kapsamında ayrıca kolektif caydırıcılık sağlamak üzere ortak çalışmalar da yapılacak. Ortak askeri tatbikatlar, personel eğitimi, personel değişimi, savunma sanayinde işbirliği ve ortaklıklar ile bilgi alışverişi gibi.
Bakan Hakan Fidan, "Bu bir saldırı anlaşması değildir, Türkiye başka bir ülkeye saldırı için asker göndermeyecek" dedi. Eğer Türk Silahlı Kuvvetleri bölgeye bir güç ya da yetenek kaydırırsa, bunun sahadaki somut karşılığı ne olur? Muharip bir güç mü, yoksa hava savunma sistemleri, eğitim ve teknoloji desteği mi öngörülüyor?
Dicle Canova: Mekke İttifakı, Meclis'ten geçince tüm bunlar değerlendirilecek. Zaten ikili anlaşma kapsamında Suudi Arabistan'a bazı hava savunma ve teknolojik harp sistemleri gönderildi. Mekke İttifakı devreye girince de elbette savunma sistemleri, eğitim, ortak tatbikat, personel ve asker gönderilmesi kapsamda olacak. Ama gönderilecek asker savunma amaçlı olacak, operasyon amaçlı değil. Doğrudan savaşa girmek değil, olası saldırılara karşı caydırıcılık amacı ile yapılan bir anlaşma. Ve bu kapsamda gidecek asker de saldırı değil savunma amaçlı konuşlanacak. Mesela Türkiye Katar'a da Türk askeri gönderdi ve bugüne kadar bir çatışmaya da girmedi ama varlığı caydırıcı güç oldu. Bir örnek olarak bunu söyleyebiliriz.
Bölgedeki dengelere etkisine gelince; elbette Suudi Arabistan-Pakistan ve Türkiye'nin kolektif caydırıcılık ilkesi ile birlikte hareket etmesi, yeni bir güç dengesi oluşturacak. ABD Asya Pasifik'e yönelmek için malum Orta Doğu'da belli bir uzlaşı ve denge arayışında. İsrail'e karşı bölgede bir güç dengesinin varlığı istikrar zemini sağlanmasında önemli olacaktır. İleride bu ittifaka başka ülkelerin dahil olması da beklenti dahilinde. İran'ın pozisyonunun ne olacağı ise şimdiden kestirilemiyor güven unsurunun oluşması zaman alacak. Ama bölge ülkelerinin savunma işbirliği içinde olması birbirlerinin egemenliklerine dönük. Girişimlere karşı bir pakt kurması, olası yeni kriz ve çatışmaları engelleyici bir rol oynayacaktır.











English (US) ·