Kaynak:DHA-AA-İHA
14:4825 Ocak 2026
SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI
Harbiye’deki veda töreninin ardından Haldun Dormen’in cenazesi Teşvikiye Camii’ne götürüldü. Dormen için öğle namazını müteakiben cenaze namazı kılındı.

Cenaze namazı öncesinde Haldun Dormen'in oğlu Ömer Dormen ile gelini Ayşe Arman taziyeleri kabul etti.

Cenazeye İstanbul Valisi Davut Gül, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, Gürkan Uygun, Erdal Özyağcılar, Erol Evgin, Demet Akbağ gibi sanat camiasından çok sayıda isim, yakınları ile sevenleri katıldı.

Kılınan cenaze namazının ardından Dormen’in tabutu cenaze aracına yüklenerek defnedilmek üzere Edirnekapı mezarlığına götürüldü.


13:4425 Ocak 2026
CENAZESİ TEŞVİKİYE CAMİİ'NE GETİRİLDİ
Haldun Dormen için Teşvikiye Camii'nde cenaze töreni düzenleniyor.

Sanatçının cenazesi daha sonra Edirnekağı Şehitlik Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedilecek.
11:1325 Ocak 2026
AİLESİ VE DOSTLARI BU SÖZLERLE VEDA ETTİ
Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde yapılan törende konuşan ailesi ve dostları, usta sanatçıya bu sözlerle veda etti:

ÖMER DORMEN: "Babam eminim şu anda arka sıralardan birine oturmuş bizi izliyordur ve içinden ‘Şekerim, çok uzundu’ diye geçiriyordur; ardından da ‘En az 20 dakika kesmeniz gerekiyor’ diyordur.
Herkesin Haldun abisi ve can dostuydu ama o benim babamdı. Tiyatro onun tutkusu ve önceliğiydi.
Bu tutkuyu azmiyle, enerjisiyle, paylaşımcılığıyla yaşadı; hepimizi de o tutkunun bir parçası hâline getirdi. Dormen ailesi kocaman bir aile oldu. Benim de çocukluğumdan beri yüzlerce ağabeyim, ablam oldu; şimdi de yüzlerce kardeşim var.
Ölene kadar üretmenin ne demek olduğunu hepimize gösterdi. Ekim ayında onu ziyaret ettiğimde hâlâ bir Broadway müzikali yapma hayali vardı. Hayata gerçekten inanarak, tutunarak hayal ederdi. Bir şeye inandı mı vazgeçmezdi. Bu, hayatla ve insanlarla kurduğu bir güven ilişkisiydi. Annemle 60 yıl önce ayrılsalar da birbirlerinin en kadim dostları oldular. O, biriyle bağ kurduysa asla bırakmazdı.
Son günlerde gelen mesajlar, aramalar ve paylaşımlar sayesinde insanlarla ne kadar samimi ve saygılı ilişkiler kurduğunu bir kez daha gördük. Ailem adına herkese şükranlarımı sunuyorum. Onu hiç yalnız bırakmayan, son nefesine kadar yanında olan dostlarına minnettarım.
Bu törenin onun asaletine yakışır olması için çok uğraştık. Bunun için emek veren Kültür Bakanlığı’na, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ve bugün buraya gelerek bizi onurlandıran tüm konuşmacılara teşekkür ederim.
Üç hafta önce yoğun bakıma girdi. Ağzında oksijen maskesi vardı. ‘Babacığım, inşallah buradan çıkınca biraz dinlenip ara verirsin, değil mi?’ dedim. Bana Haldun Dormen bakışıyla baktı ve ‘O zaman burada kalacağım’ dedi.
Onu güzel anılarıyla, muzipliğiyle, kalbiyle hatırlayıp gülümseyelim. Babam bir Cumhuriyet aşığıydı; Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı, gerçek bir vatanseverdi. Sanata bakışı da böyleydi. Gençlere tiyatro eğitimi vermesi bu anlayışın bir sonucuydu.
İyi ki senin oğlundum, iyi ki babamdın. Hayata bakışın, duruşun ve öğrettiklerin hep benimle ve yüzlerce kardeşimle olacak. Seni çok seviyorum. Sanki perde hiç kapanmayacak gibi… Işıklar içinde uyu."
HALİT ERGENÇ: "Herkes birbirine neleri yapamayacağını söylerken, o öğrencilerine her zaman neleri yapabileceklerini söylerdi. Bugün pek çok sanatçının sanatçı olmasında onun emeği var. Bugün burada sizin karşınızdaysam, bu Haldun abi sayesindedir. Bana sorumluluk verip başarmamı sağladı."

GÖKSEL KORTAY: "Tiyatromuzun ışığı söndü, karanlıkta kaldık. Bugün onu son kez alkışlamaya, tiyatromuzun parlak yıldızı Haldun Dormen’i sonsuzluğa uğurlamaya geldik. Onu anlatmak, sayfalar dolusu kitaplar yazsanız bile mümkün değil. Hiç ‘keşke’si yoktu. En olumsuz anlarda bile derhal beyaz bir sayfa açar ve ‘Evet şekerim, şimdi ne yapıyoruz?’ derdi. Hep hayalleriyle, inancıyla ileriye yürürdü.
Hayattaki her şeyini; evini, sofrasını, tiyatrosunu, bilgisini paylaşırdı. O konuşurdu, çevresindekiler alabilecekleri kadar paylarını alırlardı. Çok sevdiği cümle ‘Yaparsın şekerim’ idi. Bu cümlede Haldun Dormen’in bütün yaşamı saklıydı: Cesareti, pes etmeyişi, umut dolu dünyası… Geleceğe hep umutla bakar, hiç geriye dönmezdi.
O ulu bir ağaçtı; dallarından Türk sinemasına ve tiyatrosuna nice büyük değerler yetişti. O, benim 70 yıllık dostum, dert ortağım, rol arkadaşımdı. O yollarda hep birlikte yürüdük. Hem rol arkadaşım hem ustamdı. Onu çok, çok özleyeceğim; hep özleyeceğim. Türk tiyatrosu babasını, ben ise en can dostumu kaybettim. Başımız sağ olsun."

NEVRA SEREZLİ: "Türk tiyatrosunun başı sağ olsun. Onun Türk tiyatrosuna katkıları saymakla bitmez. Ben, izin verirseniz, kendi hislerimden bahsetmek istiyorum. Çok üzgünüm; çok şey kaybettim. Geçmişimi, hocamı, rol arkadaşımı, yönetmenimi… Ben dostumu kaybettim. Mutluluğuma sebep olan insanı kaybettim. Metin’in öbür yarısını kaybettim. On üç yıldır çok büyük bir acı çekiyordum; şimdi acım perçinlendi."

EROL EVGİN: "Lise çağlarımda Dormen Tiyatrosu’nun müdavimiydim. Haldun Dormen’e hayrandım. 1979 sonbaharında artık ünlenmiştim. Egemen Bostancı gelip, ‘Bir müzikal yapmak istiyoruz, oynamak ister misin?’ dedi. Haldun Dormen’in ismini duyunca, ‘Tabii, yaparım’ dedim. Tiyatronun en büyük isimleri; Nevra Serezli, Ayşen Gruda vardı. Ben onların yanında nasıl oynarım diye çok korkmuştum. Haldun Dormen bana, ‘Yaparsın şekerim’ demişti.
Eleştirilerini onun kadar kibarca dile getiren kimseyi tanımadım. Bize iki ay oynarsınız demişlerdi; biz iki yıl boyunca Haldun Dormen’in bu büyüsünü sahneledik. Ondan çok şey öğrendim, hâlâ konserlerimde kullanıyorum. Bana insan olarak da çok şey öğretti.
Dostluğumuz 47 yıl sürdü ve sürecek. 72. sanat yılımın kutlamasını onunla birlikte geçirmiştim, bunun için çok mutluyum. Çok asil, dürüst, çalışkan ve çağdaş bakışıyla tam bir Cumhuriyet aydını, bir Atatürk sevdalısıydı. Onu yoğun bakımda ziyaret ettim; doktorlar izin verdi, onunla vedalaşabildim. Mekânın cennet olsun Haldun hocamız, ışıklar içinde uyu. Kitaplarını yeniden okuyacağım; yani dostluğumuz hiç bitmeyecek."

EMRE ALTUĞ: "Haldun Dormen’le ilgili çok hikâyem var. Beni pek çok kez ipten almıştır. Konservatuvardayken ‘Ben okulu bırakıyorum’ demiştim; gerçekten moralimi bozan bir şey olmuştu. Bana, ‘Öyle şey olur mu şekerim’ diyerek fırça atmıştı. Haldun Dormen’le birlikte çalışmak kadar eğlenceli bir şey yaşamadım. Hiçbir zaman bildiklerini sakınmadan sizinle paylaşırdı. Bu özelliği onu eşsiz bir öğretmen yaptı. O, müzikali var eden adamdır. Ben müzikali onunla tanıdım. Yaptığım her işin içinde, arkasında Haldun Dormen vardı. Haldun Dormen’le tanışmasaydım, bugünkü Emre Altuğ olmazdı."
SUNA KESKİN: "Anlatmak elbette çok zor. ‘Benim tek kahramanım Mustafa Kemal Atatürk’tür’ diyen; yüzü ve beyni aydınlık bir tiyatro insanıydı Haldun Dormen. Benim 60 yıllık hocam, meslektaşım, sırdaşım, ağabeyim, her şeyimdi. Benim gibi birçok insanın hayatına dokundu. Eğer 60 yıldır sahnedeysem, bu Haldun Dormen sayesinde oldu. Bize inanılmaz, unutulmaz anlar yaşattı. Sahne üzerinde olması gereken her şeyi ondan öğrendim. Benim için bir mucizeydi; bugün onu uğurluyoruz. Onda ilahi bir güç vardı, hiç durmak ve yorulmak bilmedi. Bize örnek olması gerekiyordu, oldu da. Ne mutlu ona ki, ömrünün son anına kadar oyuncu olarak hayatını sürdürebildi."

MELEK BAYKAL: "Ben Ankara oyuncusu olduğum için Haldun ağabeyle maalesef çok az şey paylaşabildim. Keşke Suna Keskin kadar Haldun’la daha fazla anı paylaşma imkânım olsaydı. Keşke bir oyunu bile birlikte oynayabilseydik; bugün bu şansımı uğurluyorum. O hep yüreğimizde olacak, onu hiç unutmayacağız."
TİLBE SARAN: "Nezaketinden, cömertliğinden, tutkusundan; bir şeyi sonuna kadar öğrenme merakından, bundan hiç vazgeçmemesinden, son gününe kadar elinden kitabı düşürmemesinden, gençlere güvenmesinden… Gerçekten Haldun Dormen’in iyi yanlarını saymakla bitiremeyeceğim. Kendimizi kıymetli hissettiren biriydi; kendimizi onun gözünden gördüğümüz kadar değerli hissedemeyeceğiz. Herkese, sadece insan olduğu için bile kıymetli olduğunu hissettirmesi olağanüstü bir zarafetti. Işığı hiçbir zaman sönmeyecek. Onun yaşam enerjisi bitebilecek bir şey değil."
KEREM CEM: "Haldun Dormen’in hayatına bir kez değmiş bir insanın hayatı bir daha aynı olmaz; özellikle sahne üzerinde. Ben, 20 yıl önce ilk müzikalimde Broadway’den İstanbul’a geldiğinde, Fransızca söylememi istemişti. ‘Haldun ağabey, ben Fransızca bilmiyorum, İngilizce söylesek?’ demiştim. O da tabii ki ‘Yaparsın şekerim’ demişti. İnanılmaz bir umut, inanılmaz bir okuldu.
Geçen sene bir film setindeydik. Belgrad Ormanı’nda, soğukta çalışıyorduk. Hepimizin aklından ‘Hocam, acaba setlere çıkmasanız mı?’ düşüncesi geçiyordu. Çünkü yaş hepimiz için aynı şekilde işliyor. Ama onun için öyle değildi. Elbette bunu ona söylemedik; çünkü biliyorduk ki çıkmazsa… Gitmek istemiyordu.
10:4625 Ocak 2026
VASİYETİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Usta sanatçı için ilk tören, kendi vasiyeti doğrultusunda Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde gerçekleştiriliyor. Tören, saat 10.30'da İstiklal Marşı ile başladı.

AİLE KABRİSTANINDA TOPRAĞA VERİLECEK
Anma töreninin ardından Dormen'in naaşı, Teşvikiye Camii'ne götürülecek.

Öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazı sonrasında Haldun Dormen, Edirnekapı Şehitlik Mezarlığı'ndaki aile kabristanında toprağa verilecek.

10:4025 Ocak 2026
TİYATRONUN ZARİF BEYEFENDİSİ: HALDUN DORMEN KİMDİR?
Usta oyuncu, yönetmen, eğitmen ve oyun yazarı Haldun Dormen, İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede 97 yaşında hayatını kaybetti.

Türkiye'de Batılı anlamda tiyatro ve müzikalin önemli temsilcilerinden biri olarak Türk tiyatrosuna damga vuran sanatçı, Kıbrıslı iş adamı Sait Ömer Bey ile İstanbullu bir paşanın kızı Nimet Rüştü Hanımın çocuğu olarak 5 Nisan 1928'de Mersin'de dünyaya geldi.
Dormen, çocukken İstanbul'a yerleşti, lise öğrenimini Robert Koleji'nde tamamladı.
"DEVLET SANATÇISI" UNVANINI 1998'DE ALDIErken yaşta tiyatroya merak duyan Dormen, ABD'de Yale Üniversitesinde yüksek lisans yaptı. Hollywood ve New York'ta edindiği tecrübelerle Türkiye'ye dönen sanatçı, Muhsin Ertuğrul'un davetiyle "Cinayet Var" oyunuyla sahnelere adım attı.

Haldun Dormen'in 1955'te kurduğu Dormen Tiyatrosu, Türk tiyatro tarihinde dönüm noktası oldu.
"Cep Tiyatrosu" geleneğinin kurucusu olan Dormen, Metin Serezli, Nisa Serezli, Erol Günaydın ve Füsun Erbulak gibi isimleri keşfederek tiyatroda bir "Dormen Ekolü" oluşturdu.
Usta sanatçının 1961'de sahneye koyduğu "Sokak Kızı İrma" müzikali, Türkiye'de batılı anlamdaki ilk müzikal olarak tarihe geçti. Dormen, "Hisseli Harikalar Kumpanyası", "Şen Sazın Bülbülleri", "Lüküs Hayat" oyunları ile müzikal tiyatronun halk ile buluşmasını sağladı.
"Bozuk Düzen" ve "Güzel Bir Gün İçin" filmlerinde yönetmen koltuğunda yer alan Dormen, 1966'da Altın Portakal'da "Bozuk Düzen" ile "En İyi Film", "En İyi Senaryo" ve "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu" (Müşfik Kenter) ödüllerini kazandı.
Sanatçının, "Güzel Bir Gün İçin" filmi, 1967'de 4. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En İyi Komedi Filmi", "En İyi Senaryo" ve "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu" (Erol Günaydın) ödüllerinin sahibi oldu.

"TİYATRODAN ÇIKARKEN ARABAMI HAVAYA KALDIRDILAR""Devlet sanatçısı" unvanını 1998'de alan sanatçı, 2014'te 51. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "Yaşam Boyu Onur Ödülü"ne layık görüldü.
Usta sanatçı "Sürç-ü Lisan Ettikse", "Antrakt" ve "İkinci Perde" kitapları ile hatıralarını gelecek nesillerle paylaştı.
Dormen, bir röportajında sahne sanatlarına dair, "Bu iş tutku olmadan yapılamaz. Azim lazım. Umutsuzluk yok. Umutsuzluk yaratacak durumlar olabilir. Bizim sanatçı olarak bu durumları kabul etmememiz lazım. Kendi kendinize 'Yaparsın şekerim.' diyeceksiniz." değerlendirmesinde bulunmuştu.
Üniversite yıllarında ABD'deki bir hocasından çok etkilendiğine dikkati çeken usta sanatçı, şu bilgileri vermişti:
"Ben 8-10 yaşlarında futbol oynarken ayağımı sakatladım, sakat kaldım. Olumlu bir insan olduğum için 'Ben yaparım. Herkesten iyi dans ederim.' dedim. Futbol oynayamıyorum ya bu tür şeyleri iyi yapmaya karar verdim. Tiyatroyu, sinemayı çok seviyorum. İyi bir yönetmen olacağım diye düşündüm. Sahneye çıkamam, ayağımda sakatlık var çünkü. Yale Üniversitesinde yönetmen olsanız bile, her hafta oyundan bir sahneyi oynamanız lazımdı. Jül Sezar'dan bir sahne oynuyordum. Sahne boştu, yürüyordum. Benim çok yararlandığım bir öğretmenim, dersten sonra, 'İyiydin ama niye ayağınla komiklik yapıyordun. Hiç gerek yoktu.' dedi. 'Benim ayağım sakat. Ben komiklik yapmıyorum.' dedim. Kadın kıpkırmızı oldu. Dedim ki, 'Siz bana çok önemli bir şey öğrettiniz. Demek ki ben bu ayakla sahneye çıkabilirim'. O günden beri umurumda değil. Türkiye'ye döndüm. Bir eleştirmenimiz 'Ayağın sakat, niye sahneye çıkıyorsun?' dedi. 'Ben çıkarım.' dedim ve yüzlerce oyun oynadım."
Dormen Tiyatrosunun nasıl kurulduğunu da anlatan usta oyuncu, şunları söylemişti:
"Dormen Tiyatrosu hiçbir zaman Haldun Dormen Tiyatrosu olmadı. Bizim tiyatromuz oldu. Bütün oyuncuların kurduğu tiyatro oldu. Bu yüzden hiçbir zaman benim tiyatrom diye söz etmedim. Hep bizim tiyatromuz diye söz ettim. Ben 1960'lı yıllarda tiyatroyu kurduğumdan beri Anadolu'nun her köşesine gittim. Her yerde büyük ilgiyle karşılandım. Mesela 'Sokak Kızı İrma'nın ilk turnesi Gaziantep'teydi. Korkuyorduk. İyi anlamda, kıyametler koptu. Tiyatrodan çıkarken arabamı havaya kaldırdılar. O kadar beğendiler."
Kısa süre önce geçirdiği enfeksiyon nedeniyle özel bir hastanede tedavi gören sanatçı, bugün hayatını kaybetti.
Haldun Dormen'in önemli tiyatro oyunları ve müzikallerinden bazıları şunlardır:
"Papaz Kaçtı" (1955), "Kamp 17" (1956), "Zafer Madalyası" (1958), "Cengiz Han’ın Bisikleti" (1961), "Sokak Kızı İrma" (1961), "Şahane Züğürtler" (1963),"Paramparça" (1963), "Bulvar" (1964), "Bit Yeniği" (1965), Uyuyan Prens" (1965), "Oliver!" (1970), Yaygara 70 (1970), "Hisseli Harikalar Kumpanyası" (1980), "Şen Sazın Bülbülleri" (1983), "Lüküs Hayat" (1985), "Kaç Baba Kaç" (1988), "Canlar Beni Bekler" (1993),"Bir Kış Masalı" (1995), "Kantocu" (2005) ve "Kibarlık Budalası" (2008).












English (US) ·