TİP Genel Başkanı Erkan Baş SÖZCÜ TV'de 'Liderler Özel' programında soruları yanıtlıyor

1 saat önce 19

Sözcü Televizyonu Genel Müdürü Güney Öztürk, Sözcü Televizyonu Genel Yayın Yönetmeni İpek Özbey ve Sözcü Televizyonu Ankara Temsilcisi Aslı Kurtuluş Mutlu soruyor; Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş yanıtladı

Erkan Baş'ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

"Şöyle başlayayım: Biz sanıyorum bu komisyonun kurulması gerektiğini ilk ifade eden partilerden biriydik. Daha önceki çözüm süreçlerinde böyle bir komisyonun kurulmamasının meseleyi daralttığını, ne konuşulduğunun bilinmediği süreçler yaşandığını ve nihayetinde süreç bitince de kim neden bitirdi, hiçbirimizin haberi olmadığını söyledik. O yüzden Meclis’te bir komisyon kurulsun dedik.

İlk süreç başladığında, 20 Şubat çağrısı sonrasında temel amacımız şuydu: Halk ne olduğunu bilsin. Bu iş kapalı kapılar ardında, arka odalarda değil; milletin gözü önünde konuşulsun. Herkes neyi savunuyorsa açıkça ifade etsin, vatandaş da kararını versin.

Fakat şunu söylemem lazım: Komisyon şeffaflığın aracı olmadı. Bütün çalışmaları açısından söylüyorum, şeffaf bir işleyiş olmadı. İlk görüşmelerden birinde hemen kapalı oturum talep edildi. Biz buna hayır dedik, bunu tutanağa geçirmekte bile zorlandık. Aylar süren görüşmeler, dinlemeler oldu ama süreç bir türlü yol almadı. Fark ettik ki mesele, grubu olan siyasi partilerle Meclis Başkanının “koordinatörler” adı altında yaptığı toplantılarla ilerliyor.

Bizim için önemli kırılma noktalarından biri, İmralı ziyaretinin komisyonda kapalı görüşülmesiydi. Bu olacak iş değil. Diyelim ki MİT ya da İçişleri Bakanlığı dinlenirken bazı istihbarat bilgilerinin paylaşılmasının sakıncalı olabileceği söylenebilir; bunu meşru görmüyorum ama anlaşılabilir diyorum. Fakat sürecin en önemli aktörlerinden biriyle görüşülüp görüşülmeyeceğini, kimlerin görüşeceğini, ne konuşulacağını komisyon tartışacak ve bunu kapalı oturumda yapacaksınız? Gizleyeceksiniz?

Sonra büyük skandallar yaşandı. Komisyon adına seçilen heyet İmralı’ya gitti. Hüseyin Yayman önce “gitmedim” dedi. Yani iktidar temsilcisi halkın gözünün içine baka baka yalan söyledi. Bunları bugün hatırlayalım. O süreçte bunları yeterince konuşamadık. Görüşme yapıldı ama bırakın vatandaşı, Meclis’i; komisyona bile tutanak verilmedi. Özet bir metin okundu ve kapatıldı.

Biz neden “Türkiye Büyük Millet Meclisi odak olsun” dedik? 80 milyonu temsil etsin diye. 600 milletvekilini temsil eden bir komisyon kuruldu. O komisyon adına 3 kişilik bir heyet görüşme yaptı. Biz başından beri şeffaflık dedik. Bu görüşmenin yurttaşlarla paylaşılması gerekmez miydi? Ama bırakın yurttaşı, komisyon üyelerine bile tam tutanak verilmedi.

Sonra Suriye’de gelişmeler yaşanmaya başladı. Komisyon üyesi arkadaşımız aracılığıyla komisyon başkanına dilekçe verdik: “Bu süreçler birbirini etkiliyor, komisyon toplanmalı” dedik. Yanıt bile verilmedi. Günler sonra Meclis’in sitesine İmralı görüşmesinin tamamı konuldu. Ortada şeffaf, demokratik, halkın görebildiği bir süreç yoktu.

Komisyon raporu görüşülecek. Pazartesi bize ilk kez randevu veriliyor, raportör sunum yapıyor ve “şerh yazamazsınız” deniyor. Oysa Meclis’te herhangi bir komisyon raporunda hayır oyu kullananlar şerh düşer ve bu şerh rapora eklenir. Meclis’in yüz yıllık tarihinde bütün komisyon raporlarında bu vardır. Bu raporda şerh konulmasına izin verilmedi. QR kodla partilerin daha önce verdikleri görüşler eklenmiş ama resmi rapora şerh eklenmemiş. Bu antidemokratiktir.

Biz bu komisyona neden girdik? Çünkü barış önemli. Bu memleketin gerçek bir sorunu var, konuşalım, çözelim dedik. Ama barış demokrasiyle ve özgürlüklerle sağlanır. Tüm dünyada güvenlikçi çizgi ile özgürlükçü-demokratik çizgi arasında bir tartışma vardır. Biz sorunların özgürlükleri ve demokrasiyi genişleterek çözülebileceğini savunuyoruz. Komisyonun yaklaşımı ise hâlâ güvenlikçi.

Raporun reform başlıklarına gelirsek: Raporu defalarca okudum. Kimse okumuyor. “Bu rapora nasıl hayır dediniz?” deniyor. Evet oyu vermek, bu raporu onaylamak demektir. Ama evet oyu verenler de “ortaklaşılamamış bir rapor” diyor.

Raporun ilk bölümlerindeki yaklaşım yanlış. Mesele yine “terör” parantezine alınıyor. “Kürt sorunu” ifadesi yok. Oysa biz Kürt sorunu diyoruz. Terör bir sonuçtur, önce Kürt sorununu çözmek gerekir.

Demokratikleşme başlığında “AYM ve AİHM kararları uygulanmalıdır” deniyor. Bu zaten mevcut anayasanın hükmü. Demokratikleşme diye mevcut anayasayı uygulamak gerekir demek olur mu?

En çok tartışılan AYM kararlarından biri Can Atalay kararı. AYM defalarca karar verdi. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a gönderildi. “Yaptığınız işlem anayasaya aykırıdır” denildi. Madem raporda AYM kararları uygulanmalı diyorsunuz, o halde bu kararın gereğini yapın. Kim engelliyor?

Raporun bir yerinde “tutuklama istisnai olmalıdır” deniyor. Aynı günlerde Akın Gürlek Adalet Bakanı olarak atanıyor. Hukukun üstünlüğünden söz edilirken böyle bir tablo var.

Başta şunu söylemiştim: Barış ekmek kadar, su kadar ihtiyaçtır. Ama barış arzusunu küçük siyasi hesaplara alet etmemek gerekir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yaklaşımı ise süreci toplumsal barış için değil, iktidar hesapları için kullanmak yönünde görünüyor.

Bizim hayır oyumuz sadece metne değil; komisyonun işletiliş tarzına, amacına uygun çalışmamasına bir itirazdır.

Diğer muhalefet partileri sürecin yazım aşamasında yer aldı. Koordinasyon kurulu oluşturuldu. Çeşitli müzakereler yapılmış olabilir. Ama biz gördüğümüz metnin altına imza attığımızda, 10-20-50 yıl sonra da “bu bizim metnimizdir” diyebilmeliyiz. Türkiye İşçi Partisi olarak bunu diyemedik.

Silah bırakma, geçici yasa, kayyum meselesi gibi ifadeler var. Ama örneğin “silah bırakmanın güvence altına alınması” denirken yürütme içinde bir mekanizma kurulacağından söz ediliyor. Bu kadar hayati bir konuda bile somut, demokratik ve Meclis denetimine açık bir çerçeve yok. Bizim itirazımız tam da buna."

AYRINTILAR GELİYOR

www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Habere git