Butlan değil, Kılıçdaroğlu değil, Özel değil, İran hiç değil.
O kelime Barrack. Trump’ın Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack.
*
Barrack meselesini yazı konusu olarak seçmenin sebebi, geçen hafta yaşanan bir gelişmenin bırakın Türkiye sınırlarını ya da bölge sınırlarını, okyanus ötesine, yani buralara kadar ulaşan bir etki yaratmasıydı.

Dışişleri Bakanı Rubio, Barrack’ın Suriye Özel Temsilcisi unvanının sona erdiğini söyledi.
Barrack, Türkiye Büyükelçiliği görevine ek olarak bu pozisyona tam
1 yıl önce getirilmişti.
Suriye’de yaptırımların kaldırılması, SDG/YPG’nin özerklik hayallerinin son bulmasıyla Şam’a biatı ve Şara’nın uluslararası arenada kabul edilmesi süreçlerinde bu pozisyonda bulunan Barrack’ın süresinin bitmesi hayatın olağan akışına aykırı gelmemişti bana.
- Kongre’den onay zorunluluğundan ötürü 1 yılı dolunca bu görev uzatılmamış olabilirdi.
- Özel Temsilci yerine doğrudan Büyükelçi atanması ihtimali olabilirdi.
*
Ben bu gelişmeye temkinli yaklaşırken farklı çevrelerden çoktan sevinç nidaları yükselmeye başlamıştı...
Bu noktayı açmadan önce sizi yaklaşık bir yıl öncesine götürmek istiyorum.
Temmuz ayında bu köşede “Barrack’ı kovdurmak isteyenler kim” başlıklı bir yazı kaleme almıştım.
Göreve geleli daha birkaç ay olmasına
rağmen Barrack aleyhine özellikle Washington’da müthiş bir karalama kampanyası başlatılmıştı.
İsrail, Yunanistan, Ermenistan ve YPG lobileri, Barrack’ın adeta kellesini istiyordu.
Barrack, Türkiye yanlısı olmakla, Türkiye’nin adamı olmakla suçlanıyordu. Anlayacağınız... Birden dış güç oluvermiştik.
*
Şimdi bugüne dönelim...
Tahmin edeceğiniz üzere eğlence havasına giren kesim de bu kesimdi.
Onlara göre bölgede Trump’ın politikası değişecek, Türkiye aleyhine bir süreç başlayacaktı.
Ta ki... Bu kararın İsrail çevrelerinde kutlanması daha bitmeden Trump’ın yaptığı duyuruya kadar.
Barrack, Suriye Özel Temsilcisi olarak yeniden atanmakla kalmadı, hatta bir de Irak Özel Temsilcisi oldu.
*
İsrail’in (bana göre) yarı resmi tepkisi ne oldu peki?
Size iki isim vereceğim. Fox News program sunucusu Mark Levin ve fenomenlikten politika yorumculuğuna, oradan da Trump’ın en yakınlarına kadar girip yönetimde etki sahibi olmaya kadar giden Laura Loomer.
Levin, “Barrack şu ana kadarki en kötüsü” derken, Loomer da “Tom Barrack, yönetimin yaptığı en felaket atamalardan biri” dedi.
ABD’nin iç dinamiklerini bilenler, bu isimlerin de tepkilerinin de ne anlama geldiğini bilir.
Trump’a körü körüne destek olan bu Siyonistler neden sadece bu konuda karşı çıkma cüreti gösterebiliyor?
*
Madem butlan mutlan diye başladım yazıya... Bir parantez de Türkiye’ye açmak istiyorum.
Barrack’ın gizli bir “Türkiye’de rejim değiştirme aparatı” olduğu üzerinden falan komplolar üretiliyor.
Bu teorinin peşine düşenler gerçekten ne Trump’ı tanıyor ne de çalışma şeklini.
Geçen sene Trump ile gelen yeni dünya düzenini okuma fırsatını kaçırmışsanız bir yazık, Trump’ın Barrack ile falan büyük planlar peşinde koştuğunu sanıyorsanız iki yazık.
İç gündem kafasıyla bölge okunmaz, hele hele Trump hiç okunmaz.
*
Bir de Barrack’a yönelik şahsi eleştirimi hatırlatmazsam olmaz.
1 yıl önce söylediği “F-35’ler sene sonu bitiyor” açıklamasını yıl sonunda “4-6 aya biter” diye güncellemişti.
Her ikisinde de sertçe eleştirmiş, hayal sattığını söylemiştim.
NATO zirvesi belki de toparlamak için son şansı.
Bu hatırlatmayla bitirmiş olayım...
ÇOK BELLİ OLUYOR
ABD-İran ateşkesi üzerinden tam iki ay geçti geçecek...
Trump’ın o “asarım, keserim, bombalarım, dümdüz ederim” halinden eser kalmadı.
Artık o eski tehditlerinin tadı bile yok.

İran reddi bastıkça, ödün vermedikçe, “bizim duruşumuz budur” dedikçe Trump yerinden kıpırdayamıyor.
Yıllar yıllar önce “İran belki hiç savaş kazanamadı ama hiç müzakere de kaybetmedi” demişti Trump.
İşte şimdi bir zamanlar öngördüğü gerçeği bizzat kendi yaşıyor.
Savaşa dönecek takati de hevesi de siyasi sermayesi de kalmadı.
Daha 2 ay önce dünyayı yerinden oynatan tehditlerine artık kulak asan bile yok.
Demem o ki... Trump’ın savaşa dönemeyeceği İran’da da burada da çok net belli oluyor.
ŞU İSME DİKKAT
GEORGIA Eyaletinden Demokrat Senatör John Ossoff...
Şu aralar kasım ayındaki ara seçimlerde Senatörlük koltuğunu korumak için belde belde gezip mitingler yapıyor.

E bundan bize ne diye soracak olursanız...
*
Ossoff ismi zaten 2028 seçimleri için Demokrat aday adayları arasında geçiyordu.
Seçim kampanyası sırasındaki konuşmaları, karizması, hitabeti ile bir anda Ossoff’un hissesi yükselmeye başladı.
*
Biz de buradan tarihe bir not düşelim...
Ossoff’u izleyince tam bir başkan adayı kumaşı görüyorum. Senato seçimlerini yeniden kazanırsa çok büyük ihtimal 2028 adaylığı için önde gelen isimlerden biri olacaktır.
ÖZETİ GİBİ
TRUMP başkanlığa geri döneli neredeyse 1.5 yıl olacak.

Şu 1.5 yılda dünya olarak neler yaşadık tek tek anlatmaya kalksam hepimizin kalbi sıkışacak, içi daralacak, canı sıkılacak...
Ondan dolayı ben size Beyaz Saray’ın bir geçen sene bir de daha geçen gün uydudan çekilmiş görüntülerini paylaşacağım.
Koskoca doğu kanadı yıkılmış. Ortam şantiyeye dönmüş. Güney bahçesine kafes dövüşü stadyumu kurulmuş...
“Dünya olarak nereden nereye geldik” diye soruyorsanız şayet Beyaz Saray’ın geldiği hal aslında şu son 1.5 yıldır yaşadıklarımızın tam da özeti gibi.

2 gün önce
37










English (US) ·