Terörsüz Türkiye sürecinde dördüncü aşama

14 saat önce 22

Birinci aşama- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 26 Ağustos 2024 tarihinde Malazgirt’te yaptığı iç cepheyi tahkim etme çağrısıyla başladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim’de Meclis’te yaptığı tarihi çıkışla tamamlandı.

İkinci aşama- 27 Şubat 2025 tarihinde Öcalan’ın PKK’ya silah bırakma ve fesih çağrısıyla başladı. 12 Mayıs’ta PKK’nın fesih kararı almasıyla tamamlandı.

Üçüncü aşama- En uzun süreli ama en somut adımların atıldığı aşama oldu. Bese Hozat öncülüğünde bir grup PKK’lının 11 Temmuz 2025 tarihinde Süleymaniye’de düzenlenen bir törenle silahlarını yakmasıyla başladı. PKK’nın Türkiye’den çekildiği açıklandı. PKK’nın Zap ve Metina kamplarını boşaltacağı açıklandı. Ancak Suriye’deki gelişmeler nedeniyle süreç uzadı. SDG-YPG, Şam yönetimi ile yaptığı anlaşmaya rağmen Suriye’ye entegrasyona direndi. Halep operasyonundan sonra SDG, entegrasyonu kabul etti. Ama bu sürecin uzamasına neden oldu.

Dördüncü aşama- Demokratik entegrasyon ve yasal düzenleme evresi olarak tanımlanan süreçte Meclis’te ilk kez bir komisyon kuruldu. İYİ Parti haricinde tüm partilerin katıldığı komisyonun çalışmaları sonucunda bir rapor çıktı. Bu arada AK Parti, MHP ve DEM Parti’yi temsilen üç milletvekili İmralı’ya giderek Öcalan’la görüştü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da işaret ettiği gibi yeni bir aşamaya geçildi. Bu yeni aşamada Meclis’te yasal düzenlemeler yapılacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan da yeni süreçte Meclis’in lokomotif bir rol oynayacağını söyledi. Geçici ve süreli olması beklenen yasal düzenlemeler yapılacak. Yasal düzenlemeler PKK’lıların silah bırakması açısından önemli.

Beşinci aşama- Meclis’te yasal düzenlemeler tamamlandıktan sonra bizi yine zorlu bir süreç başlıyor. Silah bırakma ve PKK’lıların topluma entegrasyon süreci. Cezası olanlar cezasını çekecek, diğerlerinin topluma entegrasyonu için de ayrı bir çalışma yürütülecek. Cuma günü Öcalan’ın da bu yönde bir çağrı yapması bekleniyor.

Sonuç itibarıyla tünelin ucunda ışık gözüktü. Bu kez başaracağız.

MUHAMMED ALİ GİBİ VURDU

Ramazan etkinliklerine karşı laiklik bildirisi mi yayınlandı, 28 Şubat’ı hatırlatan çıkışlar mı yapılmaya başlandı. Ramazan ayına, oruca, namaza, ilahiye, başörtüsüne laf mı söylendi. O zaman bakıyorum Erdoğan başka bir Erdoğan oluyor. Dün de öyle bir Erdoğan vardı. Boks ringlerinde fırtına gibi esen Muhammed Ali gibiydi. 28 Şubat zihniyetine vurdukça vurdu. Erdoğan vurdukça milletvekilleri coştukça coştu.

Bu CHP’ye, bu laikçi zihniyete söylüyorum. Erdoğan’ı buradan vuramazsınız diye. Ama anlamıyorlar. Siz laiklikten, siz ramazan orucundan, siz ilahiden vurdukça Erdoğan güçlenir.

TRUMP SAVAŞA HAZIRLANIYOR

Gece Trump’ı gündüz Erdoğan’ı takip ettik.

Trump’ın konuşması nedeniyle geceyi uykusuz geçirdik. Çünkü İran konusunda artık günlerin sayılı olduğu bir döneme girdik. Önce CIA, kongrede istihbarat alma yetkisine sahip isimlere bir sunum yaptı. Ardından gözler Trump’ın vereceği mesajlara çevrildi. Öyle ki Trump’ın “vur emri” vermesini bekleyenler vardı. Trump, “vur emri” vermedi ama İran’a müdahalenin yapı taşlarını döşemeye başladı. İran’ın ABD’ye ulaşabilecek füzeler üretmek için çalıştığını iddia etti. İran’ın bundan haberi var mı bilmiyorum ama Trump aynen böyle söyledi. Atılır da bu kadar atılır mı? Trump, İran’ın füzelerinden daha hızlı atıyor. İran’dan “Asla nükleer silahımız olmayacak sözünü duymadık” dedi. Bir gün önce de “İran bir türlü o kutsal kelimeyi söylemiyor, nükleer silah yapmayacağız demiyor” demişti.

SAVAŞ İHTİMALİ GÜÇLENİYOR

ABD ile İran heyeti bugün Cenevre’de bir araya gelecekler. İki ülke karşılıklı olarak tekliflerini sunacaklar. Trump’ın şartı çok net. İran’ın ‘nükleer faaliyetleri sonlandırdık, elimizdeki zenginleştirilmiş uranyumu üçüncü ülkeye vermeyi kabul ediyoruz’ demesini istiyor.

Tüm bunlar yaklaşan İran saldırısının habercileri. Kum saati doluyor. ABD’nin bölgeye yönelik askeri yığınağı ise tüm hızıyla sürüyor. Böylece İran’a saldırı ihtimali her geçen gün güçleniyor. Hafta başında anlaşma ihtimali yüzde 30, savaş ihtimali yüzde 70 oranındaydı. Bu oran şimdi yüzde 20’ye yüzde 80 seviyesine ulaştı.

UÇAK GEMİSİNDE PATLAK VEREN SAVAŞ

ABD, İran’a yönelik saldırıda çok büyük bir sorun yaşıyor. Bu sorun Kongre’den izin alma, yeterli askeri yığınak yapamama ya da savaş uçaklarının yetersiz olması değil.

ABD basını buna “tuvalet savaşları” adını verdi. ABD donanmasının en büyük uçak gemisi olan Gerald Ford’un tuvaletlerinde sorun yaşanıyormuş. Uçak gemisinde 650 tuvalet varmış, bunun atık sisteminde arızalar yaşanıyormuş, Coniler zaman zaman 45 dakika tuvalet kuyruğu beklemek zorunda kalıyormuş.

İSYANIM VAR

Bu uçak gemisinden kalkacak uçaklar İran’a bombalar yağdıracaklar. Bu uçak gemisinden atılan bombalarla on binlerce İranlı’yı katledecekler. Kömür gözlü İranlı çocuklar, kadınlar, masum sivilleri öldürecekler.

Onlar için İran’ın kara yağız çocukları, al benizli kadınları, masum insanları önemli değil. Onlar için varsa yoksa uçak gemisinin tuvaletleri önemli.

Onların insanlığa bakışı bu. Gazze savaşında çocuklarının yaş gününü öldürdükleri Filistinli bebeklerinin görüntülerini yayınlayarak kutlamadılar mı? İşte benim isyanım buna.

Batı medeniyeti dediğiniz bu işte. Onlar için İranlı bir çocuğun onların tuvaletleri kadar değeri yoktur. Benim isyanım buna. Bunlar merhametsiz, bunlar zalim.

Habere git