Terörsüz Türkiye’de en kritik adım; Genel af yok

1 hafta önce 36

27 Kasım 1978’de PKK adıyla örgütlenen ve 1979 yılında 1’inci Kongre kararı adı altında “Bağımsız ve birleşik bir Kürdistan’da bir halk diktatörlüğü kurmak...”  amacıyla terör faaliyetlerine başlayan PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan’ın, 27 Şubat 2025 günü yaptığı “Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır” çağrısıyla “anlam yoksunluğuna düştüğünü” söylediği örgütten kendini feshetmesini istedi.

PKK yaptığı 12 kongre sonrası fesih kararı, 12 Mayıs 2025’te duyuruldu.

11 Temmuz 2025 günü ise 30 kişilik PKK’lı bir grup terörist sembolik olarak silah yakma gösterisi yaptı. 5 Ağustos 2025’te TBMM çatısı altında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 21 toplantının ardından 18 Şubat 2026 günü çalışmalarını tamamlayarak raporunu yayınladı.

GÜVEN SORUNU

Raporda, PKK terör örgütünün silah bırakmasının tespit ve teyit edilmesi sonrası örgüt üyelerinin geri dönüşü için yasa çıkartılması ile ilgili tartışma, süreçle ilgili duraklamaya yol açtı.

2006 yılındaki Habur deneyimi ve 2013-2015 dönemindeki açılım sürecinde olduğu gibi örgütün silah bırakmasına yönelik güvensizlik bunda etkili oldu. Örgüt yönetimi ise geri dönüşlerle ilgili güvenceler olmaması nedeniyle silah bırakmaya uzak durdu.

Yani Türkiye’nin terör örgütüne, terör örgütünün Türkiye’ye yönelik “güven” sorunu; bu hafta TBMM’ye gelmesi beklenen yasa tasarısında yer alan “güvencelerle” aşılmasına yönelik adımlar atıldı. Bu hafta TBMM gündemine gelmesi beklenen yasa ise bunun zemini olacak.

Böylece 18 aylık “Terörsüz Türkiye, Terörsüz Türkiye” sürecinde en kritik aşamaya geçilecek.

Rapor doğrultusunda terör örgütü üyelerinin geri dönüşü ile ilgili yasa, TBMM’ye gelecek. Muhtemelen bu hafta en çok yasanın içeriği konuşulacak.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, geçen hafta yasanın içeriği hakkında şunu söyledi: “Örgütün silahlarını bıraktığı ve münfesih hale geldiğinin tespit ve teyidi ile ilgili bir mekanizma bu yasanın içinde mutlaka olmalıdır ve bu asla bir genel af ya da şahsa ait bir af niteliğinde olmamalıdır.

GENEL AF YOK

Basına yansıyan haberlere göre yasa, “genel af” niteliği taşımayacak. Yani, yasa düzenleme örgüt elebaşı Öcalan’ı ve örgütün yönetici kadrosunu kapsamayacak. PKK terör örgütünün Kandil, Suriye ve Avrupa yapılanmasının geri dönüşünü ve cezaevinde bulunan bir kısım üyelerini kapsayacak yasa, “genel af” niteliği taşımayacak.

Yasa, örgütün terör eylemlerini emirlerini veren 200 civarındaki yönetici kadrosu ile hapiste bulunan “kasten adam öldürme”, “müebbet hapis cezası”, “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası” verilmiş 800 üyesini kapsamayacak.

SİLAH BIRAKMA ŞARTI

Yasa çıktığında önce örgütün gerçekten kendisini feshedip silah bırakıp bırakmadığı tespit edilecek. Milli İstihbarat Teşkilatı ve Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından örgütün silah bırakma süreci yakından takip edilecek, bunun için “tespit ve teyit” çalışmaları yapılacak.

Yasanın bu hafta TBMM’den çıkması halinde MİT ve TSK, ağustos-eylül aylarında PKK’nın fesih kararına uyduğu ve gerçek anlamıyla silah bırakıp bırakmadığını takip edecek. Bunun için iki şartın yerine getirilmesi tespit ve teyit mekanizmasıyla kontrol edilecek: Birincisi örgütün kesinlikle silah bırakması, ikincisi ise illegaliteye yani yasadışı tüm faaliyetlerine son vermesi.

İki aylık bu sürecin sonunda eylül ayında MİT ve TSK, PKK’nın silah bırakıp bırakmadığını Milli Güvenlik Kurulu’na bildirecek.

UYGULAMA MGK KARARI SONRASI ?

MİT ve TSK’nın fesih kararı alan PKK terör örgütünün gerçekten silah bıraktığı ve yasadışı tüm faaliyetlerine son verdiğine dair raporu sonrası MGK, PKK hakkında “münfesih terör örgütü” kararı verilecek. Geçici süreyle yürürlükte kalacak yasanın 6 aylık uygulama süreci olacak.

Böylece 6 aylığına yürürlükte bulunacak yasa ile örgütün dağ kadrosunda yer alan üyeleri ile Avrupa yapılanmasından geri dönüşler başlatılacak.

Yasadan cezaevinde “kasten adam öldürme”, “müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası” almış kişilerin dışında kalan “örgüt üyeliği”, “örgütün propagandası” gibi suçlardan yatanlar da yararlanacak.

Yasa ile aldığı ceza süresi dolmasına rağmen cezaevinde işlediği suçlardan ve diğer nedenlerden tahliyesi ertelenmiş olanlardan infazı dolan ve haklarında “iyi hal” kararı verilen örgüt üyeleri hakkında tahliye kararları verilebilecek. Basına yansıyan haberlere göre geri dönen örgüt üyeleri ile tahliye edilenler yakından takip edilecek, yasa kapsamına giren PKK mensuplarına beş yıl aktif siyaset yasağı konulacak.

Sürecin takibi için TBMM içinde bir takip komisyonu kurulacak.

ÖCALAN’A TAHLİYE YOK

Ayrıca geri dönüşler için Cumhurbaşkanlığı bünyesinde, İçişleri Bakanlığı, TSK, Adalet Bakanlığı ile MİT dahil güvenlik birimlerinden bir takip kurulu oluşturulacak.

PKK yöneticilerinin şart olarak öne sürdüğü “Öcalan’ın fiziki özgürlüğü” konusu yasada yer almayacak. Kendi açıklamalarına göre de Öcalan’ın da bu yönde bir talebi yok. Aynı zamanda yasanın örgüt yöneticilerini de kapsamayacağı konusu da kabul edilmiş görünüyor.

Nitekim PKK yöneticilerinden Mustafa Karasu yaptığı açıklamada, “Basın üzerinden bir taslak gündeme geldi. Eksik ve yetersizlikler olabilir ama bir kapı açması açısından bir başlangıçtır” sözleriyle örgüt yönetiminin görüşünü ifade ediyor.

Adalet Bakanı Akın Gürlek de yaptığı açıklamada, “Burada genel af yok. Şahsa özel bir düzenleme yok. Şu anki pakette sadece PKK mensuplarına ilişkin bir düzenleme var” diyerek çarşamba ya da perşembe günü Adalet Komisyonu’na gelmesi, cuma günü TBMM’den geçmesi beklenen yasa kapsamını özetlemişti.

PKK UYMAZSA NE OLUR

Anayasa değişikliği ya da genel af tartışmalarını içermeyen “Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” sürecindeki bu geçici yasa ile her şey yolunda giderse, Türkiye’nin gündeminden 50 yıllık terör sorunu kalkmış olacak. Kardeş kanı akmayacak, siyaset üzerindeki terör örgütü vesayeti kalkacak.

Türkiye’nin terörle mücadeledeki kararlılığı karşısında PKK’nın arkasında ABD desteği ortadan kalktı, İsrail’in örgütü Suriye’de ve İran’da maşa olarak kullanma çabaları ise sonuç vermiyor. PKK/PJAK’a alan açan İran bile, ABD-İsrail saldırısı sırasında Türkiye’nin haklılığını gördü.
Buna rağmen elbette “ihtiyatlı iyimserlik” içinde olanlar dahil Türkiye’de herkesin kafasında aynı soru var:  Peki terör örgütü buna uymadı ya da içinden bir grup başka bir adla terör faaliyetlerine devam etti, bu durumda ne olacak?

Sorunun cevabı çok açık; her iki durumda da Türkiye terörle mücadeleye kaldığı yerden devam edecek.

Habere git