Suriye hükümeti ile SDG arasında 10 Mart 2025’te imzalanan 8 maddelik “10 Mart Mutabakatı”nda sona yaklaşıldı. Ancak aradan geçen 9 aylık süreye rağmen, anlaşma maddelerinin hiçbirinin sahada uygulanmadığı dikkat çekiyor.

Mutabakata göre, 2025 yılı sonuna kadar SDG bünyesindeki tüm yapıların Suriye Arap Ordusu’na entegre edilmesi öngörülüyordu.

Gazeteci Zeki Gümüş, sürecin bilinçli şekilde ağırdan alındığını vurguladı. Gümüş’e göre, bazı dış aktörlerin ve özellikle İsrail’in etkisiyle SDG’ye “desteklenmeye devam edileceği” yönünde beklenti oluşturuldu ve bu durum sahadaki adımların atılmasını geciktirdi. Ancak gelinen noktada, SDG’nin Suriye hükümetine entegre edilmesinin kaçınılmaz hale geldiği belirtiliyor.
Gümüş, Ahmed el-Şara ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleşen görüşmenin ardından sürecin hız kazandığını ifade ederek, 2025’in bitmesine günler kala anlaşmanın tamamlanıp tamamlanamayacağının belirsiz olduğunu ancak sonucun değişmeyeceğini söyledi.

Öte yandan gözler 31 Aralık sonrası olası senaryolara çevrildi. Terör ve Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, sürece ilişkin iki ihtimalin öne çıktığını dile getirdi. Başbuğ’a göre ilk ihtimal, bazı aktörlerin araya girmesiyle ek süre talep edilmesi, ikinci ihtimal ise askeri operasyon ve harekât hazırlığı. Başbuğ, operasyon seçeneğinin daha güçlü olduğunu ifade etti.
ABD’nin, özellikle Trump kanadının SDG üzerindeki baskıyı artırıp artırmayacağının kritik olduğuna dikkat çeken Başbuğ, Türkiye’nin sahadaki diplomatik ve askeri temaslarına da vurgu yaptı. Milli Savunma Bakanı’nın bölgeye gitmesi, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın sahadaki varlığı ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın sürece hâkimiyetinin, Türkiye’nin önümüzdeki en az üç ayı kapsayan bir planlama ile hareket ettiğini gösterdiğini belirtti.

Uzmanlara göre, Suriye ve Türkiye arasında yürütülen temaslarda alınacak kararlar ve ortaya konacak yol haritası, 2026’ya girerken sahadaki dengeleri belirleyecek.











English (US) ·