Denizolgun’un ölümüyle ilgili ben çağrı yaptım ama zaten yargı kurumları harekete geçmiş. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine Arif Ahmet Denizolgun hakkında feth-i kabir kararı verildi. Denizolgun’un mezarı açılarak ölüm nedenine ilişkin adli inceleme yapılacak. Cumhurbaşkanı Özal’ın kabri açılıp adli inceleme yapıldıktan sonra hazırlanan raporu görme imkânım olmuştu. Vücuttaki zehir tespit edilmişti. Ama kim verdi? Orası meçhul. Ya da bazen devletler bilir ama zamanı gelmeyinceye kadar açmaz.
KARANLIK 36 SAAT
Alihan Kuriş olayını aydınlatmak için önce Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünden başlamak gerekiyor. Çünkü bu işlerde kimin gittiği değil, asıl önemli olan kimin geldiğidir. Arif Ahmet Denizolgun’un ölümü üzerinde derin kuşkular var. Çünkü bir cemaat lideri ve eski bir bakanın cesedine 36 saat sonra ulaşılıyor. Cemaat liderlerinin 36 saati değil, 36 dakikası bile boş geçmez. Bu insan sabah namazına kalkmadı mı, kahvaltıya gelmediyse niye gelmedi diye merak edilmedi mi? Ayrıca Denizolgun’un ölümüyle ilgili Adli Tıp raporunu veren doktorlardan birisinin FETÖ’cü çıkması kuşkuları daha da artırdı.
ALMAN İSTİHBARATI
Milletvekilliği ve bakanlığı döneminden tanıdığım Arif Ahmet Denizolgun saygın bir isimdi. Tam bir devlet adamıydı. Siyaseti de devleti de cemaati de bilirdi. Denizolgun tasfiye edildikten sonra baskın bir şekilde Süleymancılar’ın liderliğine getirilen Alihan Kuriş’ten sonra Alman istihbaratı ile girdiği ilişki ve para trafiğindeki hareketlilik burnumuza kötü kokuların gelmesine yol açtı. Bir dosya MGK’da görüşüldüyse ortada devletin güvenliğini ve bekasını ilgilendiren bir konu var demektir.
AKIN GÜRLEK
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in bu olaya el atması, bakanlık bünyesinde oluşturulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın Denizolgun’la ilgili dosyayı takip edecek olması önemli bir gelişme. Yumağın ucu yakalandı. Buradan gidilirse çorap söküğü gibi gelir.

EKİM MGK’SINA DİKKAT
Terörsüz Türkiye yasası Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından imzalandıktan sonra Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Terörsüz Türkiye açısından önemli bir eşik aşılmış oldu. Bundan sonra süreç sahada hem de masada ilerleyecek.
Pazartesi günü Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın başkanlığında, “Değerlendirme ve Koordinasyon Kurulu” ilk toplantısını yapacak. Bu toplantı önemli. Çünkü alt komisyonlar oluşturulacak. Cezaevindekiler, Kuzey Irak ve Suriye’de silah bırakanlar ve yurtdışındakiler için ayrı ayrı çalışmaların yapılması gerekiyor.
Cezaevindekilerin yüzde 80’inin infazlarının 1-2 yıl içinde tamamlanacak durumda olduğu tespit edildi. Sahadaki en önemli gelişme ise Kuzey Irak’ta ve Suriye’deki örgüt mensuplarının silah bırakıp sessiz sedasız bir şekilde Türkiye’ye gelişleri olacak. Biz Ankara’nın siyasi tartışmalarıyla uğraşırken, birileri sınırlarımızın ötesinde bu çalışmaları belli bir noktaya getirmişler. Sahayı hazırlamışlar. Büyük ihtimalle ekim ayında MİT’in MGK’ya sunacağı raporla birlikte Türkiye’ye dönüşler başlayacak.
SURİYE HARİTASI NE OLDU
Suriye devrimi ile Terörsüz Türkiye süreci eşzamanlı olarak gelişti. O zaman, “Türkiye tamam ama Suriye ne olacak?” diyorlardı. Çünkü Suriye topraklarının üçte biri SDG-YPG’nin kontrolü altındaydı. Suriye haritası terör örgütlerinin kontrol ettiği alanlar nedeniyle yamalı bohçayı andırıyordu.
İNANMADILAR
Suriye devrimi ve Terörsüz Türkiye süreciyle birlikte Suriye’de terör örgütlerinin tasfiye olacağını, Suriye haritasının tek renge döneceğini savunuyorduk. Ekranlardaki tartışmalarda en büyük direnci eski askerler gösteriyordu. Buna inanmıyorlardı. Hatta aralarında bunun PKK’nın resmileşmesi ve Suriye yönetimine ortak olması anlamına geleceğini savunanlar vardı. Suriye topraklarının üçte biri SDG-YPG’nin kontrolüne verilmişti. Suriye’nin petrol doğalgaz yatakları terör örgütüne bağlanmıştı. Sınır kapıları ve vergi daireleri kontrollerindeydi. ABD tarafından binlerce TIR silahla donatılıyor, Amerikan bütçesinden yılda 200 milyon dolar yardım alıyorlardı.
İKİNCİ İSRAİL PROJESİYDİ
SDG-YPG zaten Suriye yönetimine ortak olmuştu. Hedefleri sınırlarımızda bir terör devleti kurmaktı. İkinci İsrail’i inşa etmekti. Türkiye’nin hamlesiyle tasfiye edildi. İkinci İsrail projesi tarihin çöp sepetine atıldı.
TÜRKİYE’NİN GÜCÜ
Ne oldu? Türkiye’nin dediği oldu. Bugün Suriye haritası tek bir renkten ibaret. ABD, Rusya, Fransa, İngiltere çekildi. İran çekilmek zorunda kaldı. Bu hafta sonuna kadar YPG’nin tasfiye edildiği açıklanacak.
Ekranlarda terör örgütü resmi olarak Suriye yönetimine ortak oluyor diye ahkam kesenler bu durumda ne diyecek?
ERDOĞAN’IN LİDERLİĞİ
Suriye haritasının tek renge dönmesi için bir yorum yapacaklar mı?
Bunlar Türkiye’yi anlamıyorlar. Bunlar Türkiye’nin gücünün farkında değiller. Bunlar Erdoğan’ı tanımıyorlar. Türkiye’nin gücü ve Erdoğan’ın liderliği sayesinde başarıldı. Beşar Esed de Erdoğan’ın gücünü hafife almıştı ama soluğu Rusya’da aldı.

2 hafta önce
32










English (US) ·