SON DAKİKA | Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan önemli açıklamalar

2 ay önce 43
 Alevilere çirkin yakıştırmaları reddediyoruz

SON DAKİKA HABERLERİ... Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Türk Dünyası Vizyon Belgesi Tanıtım Programı'nda önemli açıklamalarda bulundu.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:

Aziz milletim, değerli yol ve dava arkadaşlarım, saygıdeğer misafirler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle selamlıyorum. Buradan, sizlerin vasıtasıyla Lefkoşa’dan Taşkent’e, Bakü’den Aşkabat’a, Bişkek’ten Astana ve Budapeşte’ye en içten selamlarımı ve sevgilerimi gönderiyorum.

Partimizin Türk Dünyası Vizyon Belgesinin tanıtım töreninde sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Tanıtım toplantımızın Türk dünyası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanlığımızı, gerek Vizyon Belgesi gerekse bu anlamlı program dolayısıyla canıgönülden tebrik ediyorum.

 Alevilere çirkin yakıştırmaları reddediyoruz

"BUGÜN DÜNYA TÜRK DİLİ AİLESİ GÜNÜ"

Bugün aynı zamanda, UNESCO tarafından  bizim de çağrımızla  ilan edilen 15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Gününü idrak ediyoruz. Türk dünyasının ve yeryüzünün farklı köşelerinde aynı dili konuştuğumuz, aynı hayali kurduğumuz, kalplerimizin birlikte çarptığı tüm kardeşlerimizin Türk Dili Ailesi Günü kutlu olsun diyorum.

Değerli arkadaşlar, işgalin ve zulmün dayanılmaz boyutlara ulaştığı 1930’larda, Özbekistan’ın yiğit evladı Süleyman Çolpan, daha sonra kurşuna dizilerek bedelini hayatıyla ödeyeceği şiirinde şöyle sesleniyordu: “Güzel Türkistan, sana ne oldu? Seher vaktinde güllerin soldu; çemenler berbat, Kuşlar hep feryat… Hepsi de masum, olmaz mı deyiş aldı. Bilmem niçin kuşlar ötmez bahçelerinde?”

 Alevilere çirkin yakıştırmaları reddediyoruz

"CHP TÜRK DÜNYASINA ŞAŞI BAKIYOR"

Evet, son iki asrımız yalnızca milletimiz için değil, bütün Türk dünyası için de zorluklarla, sıkıntılarla, çilelerle ve işgallerle geçti. Kültür coğrafyamızın birçok bölgesinde o toprakların kadim kimlikleri, dilleri ve inanç değerleri yasaklandı; halklar parçalandı. Kelimenin tam anlamıyla bir hazan mevsimi yaşadık. Azerbaycanlı şair Rüstem Behrudi, bir dönem adeta Türk dünyasının kaderi hâline gelen bu manzarayı bakın nasıl anlatıyor: “O hangi millettir, kaderi sırdır; Yüz ada bölündü, yine de birdir.”

Türklerin birbiriyle kucaklaşmaması, kaynaşmaması, tek yürek, tek bilek olmaması için tüm yollar denendi. Kimliğini savunan, değerlerine sahip çıkan münevverler Turancılıkla suçlanarak ya hapse atıldı, ya sürgün edildi ya da Süleyman Çolpan gibi niceleri kurşunların, darağaçlarının kurbanı oldu.

Tabii burada şunun da ifade edilmesi gerekir: Türk dünyasının varlığından bahsetmek, sadece sınırlarımızın ötesinde değil, 1940’ların tek parti döneminde ülkemizde de yasaklanmıştı.

Mesela 1944 yılında, sırf Türkiye dışındaki soydaşlarımızla ilgilendikleri için birçok aydın, yazar ve sanat erbabı “Turancı” denilerek tabutluklara konulmuş, işkence görmüştür. Yani tek parti döneminde, Türkiye dışında da değil; Türkiye’de “Türk var” demek suç sayılıyor, yıllarca tabutluklarda işkence görmek anlamına geliyordu.

Bakın, sadece bununla da kalmadılar. Türkiye’ye sığınan Azerbaycan Türklerini, Boraltan Köprüsü’nde kurşuna dizileceklerini bilerek katillerine teslim ettiler; tarihe Boraltan Faciası olarak geçen bir utanç lekesini bulaştırdılar.

Boraltan Faciası, CHP’nin Türkiye tarihine geçmiş bir kara lekesidir. Boraltan Faciası, hem milletimizin hem de Azerbaycan Türklerinin zihin ve gönül dünyasında, iyileşmesi uzun yıllar alan derin yaralar açmıştır.

Tek parti zihniyetinin günümüzdeki temsilcisi olan ve hâlen yerini koruyan CHP, Türk dünyasına bakarken şaşı gözle bakmayı, yanlış bir pencereden değerlendirmeyi sürdürmektedir.

Karabağ’ın 44 gün süren Vatan Muharebesi’nde bunu bir kez daha gördük. Ülkemizin düşmanlarının servis ettiği söylentiler üzerinden  dikkatinizi çekiyorum  Türkiye’yi Azerbaycan’a destek vermekle suçladılar.

Hatırlayın; CHP’nin dış politikasını yöneten isim çıktı ve aynen şunu söyledi: “Maalesef gelen haberlerde Türkiye’den Azerbaycan’a silah yardımı yapıldığı ve söylentilere göre cihatçı grupların Azerbaycan’a gönderildiği ifade ediliyor.”

Tıpkı 1945 yılında Boraltan Faciası’nda olduğu gibi, Karabağ’ın azatlık mücadelesinde de yanlış yaptılar; milletimizi mahcup ettiler, utandırdılar. Bakın, sadece Karabağ’da değil; ondan önce Suriye İhtilafı’nda da aynı basiretsizliğe, aynı vicdansızlığa şahit olduk. Suriye halkının tepesine varil bombaları yağarken, CHP’nin devrik genel başkanı grup kürsüsünden şunları söylüyordu: “Bayır Bucak’tan söz ediyorlar. Ne bayırı kaldı ne bucağı kaldı. Hâlâ dünyadan haberleri yok bunların.”

Ya bu CHP bu… Başka bir şey beklemeyin. Evet, son yıllarda yaşadığımız iki önemli meselede de CHP’nin tavrı işte bu olmuştur.

Yeni genel başkanın geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında, elinde binlerce soydaşımızın kanı olan bazı diktatörlükleri sekülerlik üzerinden aklamaya çalışması, daha da ileri giderek CHP ile bazı rejimler arasında özdeşlik kurması, bu zihniyetin hâlen devam ettiğinin açık bir göstergesidir.

 Alevilere çirkin yakıştırmaları reddediyoruz

"CHP'NİN İTHAMLARI PROVOKASYONDUR"

Alevi canlarımızla ilgili olarak partimize yönelik ortaya atılan iftiralar ise bühtandan öte, apaçık bir provokasyondur; 86 milyonun kardeşliğini kundaklama teşebbüsüdür. Partimize oy veren milyonlarla birlikte, Alevi vatandaşlarımızı da derinden yaralayan bu çirkin yakıştırmaları biz reddediyoruz.

Değerli kardeşlerim, çok değerli misafirler; Türkiye’yi soydaşlarıyla birlikte gönül coğrafyasındaki tüm kardeşlerinden, hatta bütün dünyadan izole ederek yönetmeye çalışanlar, maalesef bu büyük ülkeyi yıllarca içine kapatmış, yalnız hâle getirmiştir.

1974’teki Kıbrıs Barış Harekâtı’na kadar, 1980’lerde Jivkov’un asimilasyon dayatmalarına varıncaya dek, sınırlarımız dışındaki Türklerle yeterince ilgilenilmemiştir. Bakınız, bu ilgisizliğe son veren 8. Cumhurbaşkanımız merhum Turgut Özal olmuştur.

1990’ların hemen başında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte yeni bir dönem başlamıştır. 1991 yılında Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarına kavuşurken, kardeş cumhuriyetlerin bağımsızlığını tanıyan ilk ülke Türkiye olmuştur. 1992 senesinde, Türkiye’nin girişimleriyle Türk dili konuşan ülkeler arasında Devlet Başkanları Zirveleri düzenlenmeye başlanmıştır.

Merhum Turgut Özal’ın şu sözü son derece anlamlıdır: “Türkiye’nin önünde hacet kapıları açılmıştır. 21. asır Türk’ün ve Türkiye’nin asrı olacaktır.” Merhum Özal’dan sonra, rahmetli Demirel de Türk dünyasıyla ilişkilerin geliştirilmesine büyük önem vermiştir.

Elbette ülkemizde bu mücadelenin bayraktarlığını, son nefesine kadar Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurucusu ve ilk genel başkanı rahmetli Alparslan Türkeş yapmıştır. Bu vesileyle, Türkiye’nin Türk dünyasıyla kucaklaşması için kalemiyle ve kelamıyla gayret gösteren herkesi bir kez daha rahmetle yâd ediyorum. Onların özlemini çektiği birlikteliği, dayanışmayı ve kardeşlik iklimini; son 23 yıldır attığımız adımlarla biz gerçeğe dönüştürüyoruz.

İsmail Gaspıralı’nın işaret ettiği “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarına uygun şekilde, Türk devletleriyle iş birliğimizi her alanda güçlendiriyoruz. 2009 yılında, 9. Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi’nde Türk Konseyi’nin kuruluşuna dair Nahçıvan Anlaşması imzalanmıştır.

Habere git