Sömürge düzenine karşı küresel çapta ilk adım İstanbul'dan! Dünya Dekolonizasyon forumu ses getirdi I İşte günün programı

5 gün önce 48

Sömürge düzenine karşı küresel çapta ilk adım İstanbul'dan! Dünya Dekolonizasyon forumu ses getirdi I İşte günün programı - 3

"BURADA BATISIZ BİR DÜNYA İÇİN DE TOPLANMADIK"

Albayrak, çocukların seslerini bulmalarına, tecrübelerini değerli görmelerine yardımcı olmak istediklerini vurguladı.

"Bilginin tek bir merkezden ve türlü algoritmalardan süzülerek ekranlarına aktığı bir dünyada bunları başarmak çok zor." diyen Albayrak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Çocuklarımızın dikkati, hayali ve hafızası, teknokolonyal rejimin sürekliliği için adeta birer ham madde. Burada Batı'ya karşı bir başka merkez kurmak veya Batısız bir dünya için de toplanmadık. Bilakis, dekolonizasyon Batı'ya da kendisini ele geçirmiş olan 'efendilik kompleksi'nden arınması için açık bir davettir. Zira tıkanan uluslararası sistemin, Paris'te, Londra'da, New York'ta, Amsterdam'da üretilen bilginin sınırlarına dayandığı anlaşılıyor. Dünyanın artık yeni merkezlere, İstanbul'da, Cakarta'da, Addis Ababa'da, Rabat'ta, Kahire'de ve Gazze'de üretilen bilgeliğe de ihtiyacı var. İşte bu yüzden forumun İstanbul'da olması bir tesadüf değil. Yüzyıllardır kültürlerin buluştuğu, farklılıkların bir arada yaşayabildiği bu şehir, forumun ideallerinin tarihsel olarak vücut bulduğu somut bir örnektir."

Tarihin önemli eşiklerinin bulunduğuna dikkati çeken Albayrak, "Öyle dönemler olur ki eski cevaplar, artık yeni soruları taşıyamaz. Bizler, böyle bir eşikteyiz. Bunun en görünür kanıtı Gazze'dir. On yıllardır süren sömürgeci işgalin 7 Ekim sonrası vardığı boyut, mevcut uluslararası sistemin ahlaki ve siyasi meşruiyetine yönelik bütün dünya halklarının vicdanında derin bir sorgulamayı beraberinde getirmiştir." dedi.

Esra Albayrak, gelinen noktada üniversiteler ya da uluslararası insan hakları mahkemeleri gibi kurumlarda iyi niyetli çalışmalar olsa da onların da o kurumları üreten paradigmanın kendi sınırına çarptıklarını söyledi.

BATI'YA "EFENDİLİK KOMPLEKSİ"NDEN ARINMA DAVETİ

Sabah Gazetesi Yazarı Mahmut Övür düzenlenen forum hakkında kaleme aldığı "Batı'ya 'efendilik kompleksi'nden arınma daveti" isimli köşe yazısında şu ifadeleri kullandı:

"Henüz yeni dünyanın nasıl olacağı bilinmese de insanlık, tarihin en büyük sorgulamasıyla yüz yüze. Mevcut BM sistemi sorgulanıyor, liberal ekonomi ve demokrasi sorgulanıyor, devletlerarası ilişki sorgulanıyor ve en önemlisi de sanki dünyanın hiçbir coğrafyasında bilim, sanat, kültür üretilmemiş gibi Batı'nın tek merkez olarak sunulduğu eski dünya sorgulanıyor.
İstanbul bu sorgulamanın yapıldığı en önemli küresel merkezlerden biri... İzlediniz mi bilmiyorum, üç gündür İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde bütün bu soruları soran ve cevap arayan küresel bir forum düzenlendi: "Dünya Dekolonizasyon Forumu..."

Şöyle diyebiliriz, son 500 yılda deniz yollarının ele geçirilmesiyle Batı'nın küçük ülkeleri bile dünyanın onlarca ülkesini yüzyıllar boyunca sömürge yaptı ve bütün kaynaklarını Batı'ya taşıdı. Ama mesele sadece yeraltı ve yerüstü kaynaklarının sömürülmesi değildi. Çok daha vahim olan, zihinlerin sömürgeleştirilmesiydi.

Geçen yüzyılda birçok ülke sömürgeciliğe karşı ulusal kurtuluş mücadelesi verdi ve "bağımsız" oldu. Ancak zihinlerin sömürgeleştirilmesi sürdü ve bu diğerinden çok daha iz bırakan bir tehlikeydi. İşte İstanbul'da düzenlenen "Dünya Sömürgesizleşme Forumu" bu derin tehlikeye karşı atılmış küresel çaptaki ilk adımdı.

Enstitü Sosyal ve NUN Eğitim ve Kültür Vakfı ev sahipliğinde düzenlenen foruma katılanlar, bilginin tek merkezli üretimine karşı çıkarak İstanbul'u sembolik olarak Doğu ile Batı, geçmiş ile gelecek, yerel ile küresel arasında kurucu bir temas alanı olarak konumlandırdı."

FİLM GÜNLERİYLE DEVAM EDİYOR

2026 Dünya Dekolonizasyon Forumu kapsamında düzenlenen "Dekolonize Film Günleri" 13-14 Mayıs tarihlerinde seyirciyle buluşmaya devam ediyor.

İLK GÜN BİRBİRİNDEN ÖZEL GÖSTERİMLER SAHNE ALDI

Program 13 Mayıs'ta Derviş Zaim'in sürrealist bir anlatımla Kıbrıs'ın bölünmüş gerçekliği içinde bir toplumun hafıza, kimlik ve iyileşme arayışını tasvir ettiği "Çamur" filmiyle başladı.

Ardından, Roland Joffé'nin yönettiği ve 18. yüzyıl Güney Amerika'sında sömürge düzeni altında yerli halkların varoluşsal mücadelesini, İspanya ve Portekiz arasındaki toprak çatışmaları ve bölgedeki misyonerlerin faaliyetlerinin yarattığı tarihsel gerilimler üzerinden ele alan "Misyon" filmiyle devam etti.

Sömürge düzenine karşı küresel çapta ilk adım İstanbul'dan! Dünya Dekolonizasyon forumu ses getirdi I İşte günün programı - 4

Gösterim programı, Avustralya tarihinin en acımasız sömürge politikalarından birini, yani Aborjin çocuklarının ailelerinden zorla alınmasını ve asimilasyonunu anlatan Phillip Noyce'un yönettiği "Tavşan Geçirmez Çit" filmiyle son buldu.

Öte yandan program, İran sinemasının en önemli yönetmenlerinden Majid Majidi'nin, Tahran'ın kenar mahallelerinde hayatta kalma mücadelesi veren dört çocuğun öyküsü üzerinden çocuk işçiliği, yoksulluk ve sosyal eşitsizlik konularını ele aldığı "Güneş Çocukları" filmi izleyiciyle buluştu.

Günün kapanış filmi, Libya'nın İtalyan sömürgeciliğine karşı bağımsızlık mücadelesini, bu direnişin sembolü haline gelen Ömer Muhtar'ın gözünden anlatan, Moustapha Akkad'ın 1980 yapımı kült klasiği Çöl Aslanı oldu.

İKİNCİ GÜN PROGRAMINDA NELER VAR?

Dekolonizasyon Film Günleri'nin ikinci günü, Semih Kaplanoğlu'nun yönettiği "Tahıl" filmiyle başlayacak. Film, distopik bir atmosferde modern dünyanın teknoloji, bilgi ve doğa üzerindeki tahakküm ilişkilerini sorguluyor.

SAAT FİLM ADI
11:00 Tahıl (Grain)
13:30 Kara Kız (Black Girl)
15:30 Son Mohikan (The Last of the Mohicans)
18:00 Thiaroye Kampı (Camp de Thiaroye)
21:00 Kayıp Dünya (Lost Land)

Ardından, Afrika sinemasının babası olarak anılan Senegalli yönetmen Ousmane Sembène'nin kısa öykülerinden birinden uyarlanan, Sahra Altı Afrika sinemasının ilk uzun metrajlı filmi "Kara Kız" gösterilecek. Film, sömürgecilik sonrası dönemde devam eden kültürel yıkımı ve kimlik arayışını ele alacak.

"Son Mohikan" filmi, Kuzey Amerika'da Fransızlar ve İngilizler arasında yapılan sömürge savaşlarının yerli halklar üzerindeki yıkıcı etkilerine ve kültürel hafızanın kaybına odaklanacak. Seçkide ayrıca Ousmane Sembène'nin "Camp de Thiaroye" filmi de yer alacak.

1988 yapımı film, izleyiciyi İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki sömürge düzenine götürüyor ve Fransız ordusunda savaşmış Senegalli askerlerin bir terhis kampındaki bekleme sürecini ve sömürge yönetimi ile askerler arasındaki gerilimlerden kaynaklanan hak ihlallerini inceliyor.

Program, Japonya, Fransa, Malezya ve Almanya ortak yapımı olan ve Rohingya dilinde çekilen ilk uzun metrajlı film olma özelliğini taşıyan Kayıp Dünya'nın gösterimiyle sona erecek.

2025 yapımı film, Myanmar'daki Rohingya Müslümanlarının savaş, yıkım ve vatansızlık deneyimlerini, Bangladeş'teki bir mülteci kampından Malezya'ya, ayrılmış aileleriyle yeniden bir araya gelme umuduyla tehlikeli bir yolculuk yapan iki çocuğun öyküsü üzerinden anlatıyor.

İki gün sürecek program, farklı dönem ve coğrafyalardan filmler aracılığıyla sömürgecilik deneyiminin kültürel, politik ve insani boyutlarını görünür kılmayı amaçlıyor.

Habere git