Socar Türkiye CEO’su Elchin Ibadov CNN TÜRK’e konuştu… Enerji krizinde Türkiye ne yapıyor?

1 saat önce 30

Kaynak:CNN TÜRK

ABD-İsrail-İran Savaşı ile birlikte dünyanın yeni gündemi enerji krizi. Öyle ki Amerika'da bir havayolu şirketi iflasını açıkladı. Bu krizden dolayı ve bu kriz büyüyecek mi? Bundan sonra ne olacak? Türkiye'nin bu süreçte süreci nasıl ilerletecek, nasıl yönetecek?

Türkiye'nin en büyük dış yatırımcısı SOCAR'ın CEO'su Elchin Ibadov  CNN TÜRK’ün bu sorularını yanıtladı.

Şimdi öncelikle SOCAR'ı tanıyalım esasında. Türkiye'de yaptığınız yatırımlar nelerdir?

Tabii ki memnuniyetle. SOCAR bildiğiniz gibi Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi. Azerbaycan'da petrolün tarihi çok eskilere dayanıyor.

1846 yılında dünyada ilk ham petrol kuyusu 21 metrelik kuyuydu gerçi ama bugün modern enerji dünyasının başlangıcı olarak görüyoruz biz o kuyuyu. 1846 yılından başlayan bir serüven Azerbaycan'da petrol ve doğal gaz serüveni. Tabii çeşitli yıllarda farklı isimlerle devam etti ve son olarak da SOCAR Azerbaycan'ın devlet petrol şirketi olarak vücut buldu. Türkiye'deki faaliyetlerimiz 2008 yılında başlıyor. O yıl biz Petkim'in özelleştirilmesiyle birlikte Türkiye piyasasına dahil oluyoruz. Ve yaklaşık 18 yılda o yıldan itibaren 19 milyar dolarlık yatırımla sizin de az önce not ettiğiniz gibi Türkiye'nin en büyük dış yatırımcısı olma gururunu, haklı gururunu yaşıyoruz.

Tabii en büyük olmak, ilk olmak bunlar ne kadar önemli ise en az o kadar da elimizdeki tesisleri verimli olarak çalıştırmak Türkiye ve Azerbaycan'ın ortak stratejik çıkarlarına uygun şekilde onları konumlandırmakta en az o kadar önemli faaliyetlerimizi bu istikametlerde yürüyoruz.

ABD İsrail İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndaki sorun devam ediyor ve stratejik rafineri yatırımları daha da önem kazandı bu süreçte. Bunu görüyoruz dünyada. Bu bağlamda SOCAR'ın Türkiye'deki operasyonlarını değerlendirebilir misiniz? Nelerdir bu operasyonlar?

Socar Türkiye CEO’su Elchin Ibadov CNN TÜRK’e konuştu… Enerji krizinde Türkiye ne yapıyor

Tabii ben bir jeopolitik jeopolitik uzmanı değilim. Ama piyasalar açısından enerji piyasaları açısından bunu değerlendirecek olursak Türkiye hem petrokimyada hem de rafineri ürünlerinde short bir piyasa. Talep, arzın çok üstünde ve bu bağlamda da hem petrokimya alanında hem rafineri alanında üretim yapan tesislerimiz olduğu için, biz önemli bir rol oynuyoruz Türkiye enerji piyasasında. Özellikle petrokimyada Petkim, Türkiye'nin tek entegre petrokimya üreticisi. Ve bu sektörün dışa bağımlılığının çok olduğunu dikkate alırsak bazı ürünlerde %70 bazı ürünlerde %90'a varan bir dışa bağımlılık söz konusu. Bunu dikkate aldığımızda SOCAR, Türkiye'nin yerli petrokimya ihtiyaçlarının yerli üretimle karşılanması hususunda yaptığı çok önemli çalışmalar var.

Petkim'i biz iki yaklaşık 2 milyar dolar bir bedelle bir yatırım bedeliyle özelleştirmiştik ama o yıldan itibaren de yaklaşık 1,7 milyar dolarlık ilave kapasite artışı ve diğer tefsi yatırımlar yaparak aslında Petkim'e toplamda 3,7 milyar dolarlık bir yatırım yaptık. Ama bu hikayenin diğer güzel yönü de Petkim bize hemen star rafinerisi kurmamızı sağladı. Ona ön ayak oldu. Ona kapı açtı. Dünyada yaklaşık 700 küsür rafineri ve 3000 küsür petrokimya tesisi var. Ama bunların içerisinde en başarılı olanlar birbiriyle entegre şekilde çalışanlar. Bildiğiniz gibi rafineriden çıkan bazı ürünler petrokimyada ham madde olarak kullanılıyor veya tersi de nadir de olsa mümkün olabiliyor. Entegre olarak çalıştığı zaman bu tesisler rafineri ve petrokimya tesisleri bu anlamda önemli bir değer yaratmış oluyorlar. Biz de savaşın devam ettiği veya bu piyasalarda ürün bulmanın zorlaştığı bu günümüzde Türkiye piyasasına bu ürünleri kesintisiz bir şekilde hem petrokimya hem rafineri anlamında kesintisiz bir şekilde sunmanın ülkenin arz güvenliğine katkı sağlamanın gururunu yaşıyoruz.

Tam da onu soracaktım aslında. Dünyada bir enerji krizi var. Yine Petrol de bunlardan biri. Türkiye'deki boyutuyla alakalı SOCAR'ın buradaki süreci yönetme planlaması nedir acaba?

Şimdi ham petrol biliyorsunuz rafinerilere ham madde olarak girer. Rafineriden çıkan ürünlerin bir kısmı akaryakıt olarak dizel benzin LPG uçak yakıtı bir kısmı da petrokimya tesislerine hammadde olarak girer. Şimdi bu anlamda bizim rafineride kapasitemizin %100'üne varan süreç yürütüyoruz. Çünkü arz güvenliği çok önemli. Türkiye için önemli olan her şey bizim için oldukça önemli. Yani herhangi bir olumsuzluk yok. Herhangi bir olumsuzluk yok. Kapasiteyi rafineride %100, 13 milyon ton aslında 10 milyon tonla başlayan rafinerimizi çeşitli mühendislik çalışmalarıyla 13 milyon ton ağı çeşitli yatırımlarla artırabildik. Şu an tam kapasite devam ediyoruz. Ürünlerimizin özellikle jet yakıtta çok büyük bir kısmını iç piyasaya hatta son aylarda hepsini iç piyasaya yönlendiriyoruz. Bazen ihracat anlamında iyi fırsatlar çıksa da arz güvenliği tabii işin ekonomik boyutu da çok Çok önemli. Ona da hassas davranıyoruz.

Paydaşlarımızın ekonomik olarak korumak için ama jet yakıtında, dizelde ve diğer rafinaj ürünlerinde iç piyasayı gerekli ürünlerle temin etmek adına bütün fedakarlıkları yapıyoruz. Tabii bunu yaparken petrokimyayı da besliyoruz. Çünkü tam kapasitede çalışan bir rafineri yüksek kapasitede çalışan petrokimya demek. Orada da dediğim gibi herhangi bir sorun yaşamadan, üretim anlamında herhangi bir sorun yaşamadan devam ediyoruz. Tabii hammadde anlamında, hammadde bulma anlamında, özellikle ham petrol bulma anlamında zorluklar var. Özellikle işin fiyat kısmı inanılmaz boyutlara ulaştı.

Tam da onu soracaktım. Bu süreçte dizel ve jet yakıtta Türkiye'de bir sıkıntı yaşanır mı? Yine jet yakıt fiyatlarında yükseliş var. Siz de bahsettiniz. Bu fiyat oluşumu nasıl gerçekleşiyor ve yine havayolu şirketleri ile birlikte de özel anlaşmalarınızda stratejik noktalar belirliyor musunuz? Bunlar da çok önemli. Sizden dinleyebilir miyiz?

Şimdi özellikle ham petrol fiyatı ürün fiyatlarına direkt etki ediyor. Bunlar zaten uluslararası piyasalarda endekslerle belirlenen fiyatlar. Ham petrol fiyatı doğal olarak yükseldikçe jeopolitik son durumlardan dolayı jet yakıt, dizel gibi ürünlerin fiyatlarında önemli bir artış var. Bu uzun vade sürdürülebilir değil. Çünkü uzun vadede bu devam ederse bir müddet sonra artık bu akaryakıtı veya bu ürünleri rafinaj ve petrol kimya ürünlerini kendi üretimlerinde ham madde olarak kullanan şirketler artık bir noktadan sonra bunu alamayacak duruma gelebilirler. Ama şu an mevcut durumda, yakın gelecekte, öngörülebilir gelecekte diyelim. Bununla ilgili bir sıkıntı yaşanmadığını görüyoruz.

Socar Türkiye CEO’su Elchin Ibadov CNN TÜRK’e konuştu… Enerji krizinde Türkiye ne yapıyor

Okuduğumuz piyasa raporları, okuduğumuz öngörü raporları yakın gelecekte bununla ilgili çok önemli bir sıkıntı olmayacağını gösteriyor. Bize düşen görev üreticiler olarak full kapasite, tam kapasite üretimi yapmak, işte lokasyonları yaparken ihracat mı, iç piyasa mı, iç piyasa yönünde takdirimizi kullanmak, arz güvenliğine destek olmak. Elimizden geldiğince bunları yapmaya çalışıyoruz. Ve devam ediyor. Yine Hürmüz Boğazı'nda bundan özellikle söz etmemiz gerekiyor. Son dönemin en çok konuşulan boğazı Hürmüz Boğazı. Öyle ki bu sıkıntının başka etkileri de var. Bir abluka devam ediyor. Eğer ki bu abluka devam ederse hangi sektörlerde sorun yaşanabilir? Yine enerji ile birlikte diğer sektörlerde sorun yaşanabilir mi? Tabii bugün hayatımızda özellikle petrokimya tarafta dokunduğumuz her şeyin içinde bir odaya girdiğimizde bir ofise girdiğimizde ve bir eve girdiğimizde etrafımızda olan bütün eşyaların. Bütün kıyafetlerin içinde bir şekilde petrokimya rol alıyor. Bir petrokimya girdisi var. Dolayısıyla petrokimyanın petrokimya fiyatını ve onun arzını etkileyen her şey bütün ürünleri hayatımıza dokunan gıda dahil bütün ürünleri rafine de o şekilde mesela rafineride kükürt üretiliyor. Kükürt tarımda kullanılıyor gübre olarak.

O da gıda ürünlerinin arzına önemli bir katkıda bulunuyor. Mesela birçok sektörü etkileyebilir. Enerji bugün pozitif anlamda söyleyeyim. Bulaşıcı bir emtia yani her şeye her şey her bir emtianın her bir ürünün içerisinde olduğu için mutlaka birçok sektörü etkileyecektir. Burada önemli olan iyi planlama yapmak, A, B, C, D planlarına sahip olmak.

SOCAR Türkiye olarak da bizim çalışma prensiplerimizden birisi hep alternatif planları olmak, çoklu planlara sahip olmak, o planlara hazırlıklı durumda olmak. Biz yıllardır bu şekilde faaliyetimizi yürütüyoruz ve Türk ekonomisine, Türk insanına katkı sağlayacak her şeyin içinde kendimizi aktif bir şekilde bulmaktan gurur duyuyoruz.

Anladığım kadarıyla bu savaş süreci sizi ve Türkiye'yi pek etkilememiş görünüyor. Onu sormak istiyordum. Siz Türkiye'nin en büyük dış yatırımcısı olarak SOCAR olarak bu savaş sürecinde enerji sektöründe dünyanın konuştuğu bu gündemde hem Türkiye hem de SOCAR olarak nasıl bir ilerleyiş öngörüyorsunuz? Son olarak bunu sormak istiyorum. Etkilendi mi? Etkilenmedi mi? Nasıl devam edecek?

Şimdi genelde koridorlardan bahsederiz ya işte enerji koridoru, ticaret koridoru, altyapı koridoru, lojistik koridor. Şimdi bu koridorlar sadece haritada güzel gözüktüğü zaman koridor olmuyor. Koridorları koridor yapan şey stres anında jeopolitik problemler yaşandığı anlarda hala güvenli şekilde test edilmiş şekilde kullanılabiliyor olmasıdır. Şimdi Türkiye'de bu rüştünü defalarca ispat etti. Özellikle bu son dönemde. Azerbaycan ve Türkiye'nin birlikte hareket ederek özellikle SOCAR'ın ve Türkiye'deki muadili olan BOTAŞ ve Türk Petrolleri’nin hep birlikte hareket ederek stratejik ortak çıkarlara uygun şekilde iş birliği yaparak bu süreci başarılı bir şekilde atlatabileceklerini ben umut ediyorum. Türkiye açısından da Azerbaycan açısından da Aslında fırsatların da oluştuğu bir dönem. Her kriz beraberinde fırsatları da oluşturuyor. İşte bu fırsatları kullanabilmek için hem Azerbaycan tarafında hem Türkiye tarafında önemli atılımlar da yapılıyor bildiğiniz gibi. Ben umutluyum. Kendi adıma bir enerji şirketi yöneticisi olarak tabii ki kendi çerçevemizde baktığımızda gelecek adına umutluyum. İnşallah savaş olumsuz bir durum.

Evet ABD, İsrail, İran savaşı nedeniyle dünyada ciddi bir enerji krizi vardı.

Habere git