Oluşturulma Tarihi: Mart 09, 2026 11:31
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgede beklenmedik bir kriz ortaya çıktı. Basra Körfezi ve çevresindeki sularda yüzlerce ticari geminin navigasyon sistemleri bir anda şaştı. Haritalarda gemiler kilometrelerce uzak noktalarda, hatta karada görünmeye başladı. Uzmanlar yaşananların küresel ticareti etkileyebilecek çok daha büyük bir sorunun işareti olabileceğini söylüyor. İşte çarpıcı detaylar…
Orta Doğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan gerilim, yalnızca askeri hedefleri değil bölgedeki küresel ticaret yollarını da doğrudan etkiledi ve etkilemeye de devam ediyor.
Örneğin saldırıların ardından geçen ilk 24 saat içinde Basra Körfezi ve çevresindeki sularda bulunan yüzlerce ticari geminin navigasyon sistemlerinde ciddi arızalar meydana geldiği ortaya çıktı.
Denizcilik istihbarat şirketlerinin yayımladığı veriler, gemilerin konum bilgilerinin gerçek yerlerinden kilometrelerce uzak noktalarda göründüğünü, bazı gemilerin sistemlerinde havaalanları, nükleer tesisler veya İran topraklarında bulunuyormuş gibi gösterildiğini ortaya koydu.
Uzmanlara göre bu durum, savaş ortamında giderek daha sık kullanılan uydu navigasyon sinyallerinin kasıtlı olarak engellenmesi veya sahte sinyallerle manipüle edilmesi sonucu ortaya çıktı. Bu yöntem, askeri operasyonlarda insansız hava araçlarının ve füze sistemlerinin hedef bulmasını zorlaştırmak amacıyla kullanılsa da aynı frekans bantlarını kullanan ticari gemilerin navigasyon sistemlerini de ciddi şekilde etkiliyor.

ELEKTRONİK PARAZİT 1100’DEN FAZLA TİCARİ GEMİYİ ETKİLEDİ
Denizcilik istihbarat ve analiz firması Windward tarafından yayımlanan rapora göre, 28 Şubat’ta Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Umman ve İran sularında 1100’den fazla ticari geminin navigasyon sistemleri elektronik parazit nedeniyle aksadı.
Raporda, gemilerin büyük bölümünün ticari tankerler ve konteyner gemilerinden oluştuğu belirtildi. Bu gemiler doğrudan saldırı hedefi olmasa da bölgedeki elektronik savaş faaliyetleri nedeniyle navigasyon sistemlerinde ciddi bozulmalar yaşadı.
CNN’de yer alan haberde Windward’ın kıdemli denizcilik istihbarat analisti Michelle Wiese Bockmann, bölgedeki durumun denizcilik güvenliği açısından son derece riskli hale geldiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Orta Doğu Körfezi’nde gördüğümüz tablo, deniz navigasyonu açısından son derece tehlikeli. Gemilerin nerede olduğunu kesin olarak bilmiyorsunuz. Otomatik Tanımlama Sistemi’nin temel amacı çarpışmaları önlemektir. Ancak sinyaller bozulduğunda bu sistemler işlevini kaybediyor.”
Bockmann’a göre bazı tankerler güvenlik amacıyla rotalarını değiştirmek zorunda kaldı ve kalmaya da devam ediyor, bazı gemiler ise AIS olarak bilinen Otomatik Tanımlama Sistemi sinyallerini tamamen kapattı.
AIS sistemi, gemilerin konum, hız ve rota gibi kritik bilgilerini otomatik olarak ileterek çevredeki diğer gemilerin ve deniz trafiği kontrol merkezlerinin durumu izlemesini sağlıyor. Ancak elektronik parazit durumunda bu veriler ya iletilemiyor ya da tamamen yanlış konum bilgileri ortaya çıkabiliyor.
Bilişim Teknolojileri Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, “Elektronik parazit, kablosuz iletişim ve navigasyon sistemlerinin kullandığı radyo frekanslarının başka bir sinyal tarafından kasıtlı veya kasıtsız şekilde bozulması durumu” dedi ve şöyle devam etti:
-- Özellikle uydu tabanlı konum belirleme sistemlerinde bu durum oldukça kritik hale gelebilir. Çünkü gemiler ve uçaklar konumlarını büyük ölçüde GPS gibi uydu sistemlerinden gelen sinyallere göre belirler. Eğer bu sinyaller güçlü bir radyo yayınıyla bastırılırsa ya da sahte sinyaller gönderilirse, cihazlar gerçek konumu doğru şekilde hesaplayamaz.
-- Bu tür müdahaleler genellikle iki şekilde gerçekleşir. Birincisi karıştırma olarak bilinen yöntemde, güçlü radyo sinyalleri gönderilerek GPS sinyallerinin alıcılar tarafından okunması zorlaştırılır. İkinci yöntemde ise sinyal sahteciliği yapılır, yani cihazlara gerçek uydulardan geliyormuş gibi görünen fakat yanlış konum bilgisi içeren sahte sinyaller gönderilir.
-- Bu durumda navigasyon sistemi geminin bulunduğu yeri yanlış hesaplayabilir ve haritalarda farklı bir noktada görünmesine yol açabilir. Yani, elektronik parazit, gemilerin ve uçakların konum belirleme sistemlerini doğrudan etkileyerek navigasyon hatalarına neden olabilir. Özellikle yoğun deniz trafiğinin bulunduğu bölgelerde bu durum rotaların değiştirilmesine, hızların düşürülmesine ve güvenlik risklerinin artmasına yol açabilir. Bu nedenle elektronik parazit, modern savaş ve kriz bölgelerinde hem askeri hem de sivil ulaşım açısından önemli bir risk unsuru olarak ifade edebiliriz.
HÜRMÜZ BOĞAZI ŞU AN İÇİN PROBLEMLİ
Elektronik karışıklığın en kritik etkilerinden biri dünyanın en stratejik deniz yollarından biri olan Hürmüz Boğazı üzerinde görüldü. Dünya petrol ve doğalgaz ihracatının yaklaşık yüzde 20’si bu dar deniz geçidinden taşınıyor. Bu nedenle bölgede navigasyonun güvenli şekilde yapılması küresel enerji ticareti açısından hayati önem taşıyor.
Windward’ın verilerine göre GPS sinyal bozma ve sahte sinyal gönderme faaliyetleri, boğazdan geçen deniz trafiğini ciddi şekilde yavaşlattı. Savaşın ilerleyen günlerinde ise bölgedeki güvenlik riskleri nedeniyle trafik neredeyse tamamen durma noktasına geldi.

Aynı dönemde bazı gemilere saldırılar düzenlendiği ve deniz sigortası sağlayan şirketlerin yüksek risk nedeniyle poliçelerini iptal etmeye başladığı bildirildi. Bu gelişme, bölgedeki ticari taşımacılığı daha da zorlaştırdı.
İLK 24 SAATTE SİNYAL BOZMA OLAYLARINDA PATLAMA YAŞANDI
Windward tarafından yapılan analiz, İran savaşı başladıktan sonraki ilk gün içinde bölgede AIS sinyallerinin engellendiği 21 yeni elektronik parazit kümesi tespit edildiğini ortaya koydu. Bir gün sonra ise bu sayı 38’e yükseldi.
Denizcilik veri ve analiz şirketi Lloyd’s List Intelligence ise savaşın başlangıcından 3 Mart’a kadar 655 gemiyi etkileyen toplam 1735 GPS parazit olayı kaydettiğini açıkladı.
Şirketin verilerine göre günlük olay sayısı hızla arttı: Savaşın başlangıcında günlük yaklaşık 350 olay, 2 Mart itibarıyla 672 olay.
Bu veriler, elektronik savaş faaliyetlerinin kısa sürede büyük bir yoğunluğa ulaştığını ortaya koydu. Uzmanlar, bu tür sinyal bozma faaliyetlerinin yalnızca savaş alanını değil, çok daha geniş bir coğrafyayı etkileyebileceği konusunda uyarıyor.
UZMANLARA GÖRE BU DURUM ARTIK ‘ENDEMİK BİR SORUN’
Navigasyon sistemlerinin manipüle edilmesi yeni bir olay değil. Ancak son yıllarda bu yöntemlerin kullanımında ciddi bir artış yaşandığı belirtiliyor. Özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında insansız hava araçlarının savaşlarda yaygın şekilde kullanılmaya başlamasıyla birlikte sinyal bozma ve sahte sinyal gönderme faaliyetleri de arttı.
Bockmann, bazı bölgelerde bu sorunun artık sürekli hale geldiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Baltık Denizi, Karadeniz ve Orta Doğu’nun bazı bölgelerinde bu durum neredeyse endemik hale geldi. Bu alanlarda açık bir savaş olmasa bile gri bölge askeri faaliyetleri sürekli devam ediyor.”
Bu görüşü destekleyen bir diğer isim ise Londra’daki Kraliyet Seyir Enstitüsü direktörü Ramsey Faragher oldu. Yine CNN’de yer alan habere göre Faragher, navigasyon sinyallerini karıştırmak veya sahte sinyal göndermek, insansız hava aracı saldırılarına karşı “kolay ve ucuz bir savunma yöntemi” haline geldi.

Ancak bu yöntem askeri hedefleri korurken siviller için ciddi riskler doğuruyor:
“Uzaydan gelen navigasyon sinyallerinin parazite ve sahte sinyallere karşı savunmasız olduğunu uzun zamandır biliyoruz. Fakat bu sorun hiçbir zaman bu savaşta olduğu gibi büyük olmamıştı.”
UÇAKLAR DA RİSK ALTINDANavigasyon sistemlerine yönelik elektronik müdahaleler yalnızca deniz taşımacılığını değil, havacılık sektörünü de etkiliyor. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) verilerine göre, uçakları etkileyen GPS sinyal kaybı olaylarının sayısı 2021 ile 2024 arasında yüzde 220 arttı. “Harita kaymaları nedeniyle uçağın konumu gerçek rotasından yaklaşık 1 mil uzak görünebiliyor. Yanlış irtifa bilgileri nedeniyle otomatik sistemler hatalı ‘yükselme’ komutları verebiliyor. Kalkış sırasında sistemler uçağı pist yerine taksi yolunda gösterebiliyor.”
Bu durumun en dikkat çekici örneklerinden biri, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’i taşıyan bir uçakta yaşandı. Uçak Bulgaristan’a iniş yapmaya çalışırken GPS navigasyon paraziti nedeniyle pilotlar elektronik sistemlere güvenemedi ve kâğıt haritalara bakarak iniş yapmak zorunda kaldı. CNN’de kimliğinin açıklanmasını istemeyen bir ticari pilot da kokpit ekranlarında zaman zaman “gerçeklikle tamamen uyuşmayan” veriler gördüklerini belirtti.Pilot, yaşanan sorunları şöyle anlattı:
GPS NEDEN BU KADAR SAVUNMASIZ?
Dünya genelinde birden fazla küresel navigasyon uydu sistemi bulunuyor.
Bunlar arasında: ABD tarafından işletilen Global Positioning System (GPS), Avrupa Birliği’nin Galileo sistemi, Çin’in BeiDou sistemi ve Rusya’nın GLONASS sistemi yer alıyor.
Bu sistemlerin çalışma prensibi oldukça benzer. Bir alıcı cihaz, yörüngedeki uydu takımyıldızlarından gelen radyo sinyallerini kullanarak bulunduğu konumu hesaplıyor. Doğru bir konum belirlemek için genellikle en az dört uyduyla bağlantı kurulması gerekiyor.
Ancak bu sinyaller dünyaya ulaşana kadar yaklaşık 20 bin kilometre yol kat ediyor ve bu süreçte oldukça zayıflıyor. Bu nedenle yüksek güçlü yer sinyalleriyle kolaylıkla bastırılabiliyor veya taklit edilebiliyor.

‘İSRAİL’İN BİRİM 8200 ÖRGÜTÜ OLDUKÇA UZMAN BİR EKİBE SAHİP’
“Savaş ortamında askeri amaçlarla kullanılan bu yöntemler, aynı frekansları kullanan sivil gemileri de etkileyebiliyor” diyen Prof. Dr. Ali Murat Kırık, “Bu da deniz trafiğinde belirsizlik yaratıyor ve özellikle yoğun ticaret yollarında güvenlik açısından risk oluşturabiliyor. İsrail’in Birim 8200 isimli örgütü sinyal istihbaratı ve sinyal bozma konusunda oldukça uzman bir ekibe sahip. Şüphe odağı olarak ilk Birim 8200’ü görüyorum” ifadelerini kullandı.
“Navigasyon sinyallerine yönelik elektronik müdahaleler havacılık açısından da ciddi riskler doğurabiliyor” diyen Prof. Dr. Kırık, şu önemli bilgilerin altını çizdi:
-- Uçaklar konum, rota ve irtifa bilgilerini büyük ölçüde GPS gibi uydu tabanlı sistemlerden alır. Bu sinyaller karıştırıldığında ya da yanlış veriler gönderildiğinde kokpit ekranlarında uçağın konumu veya irtifası gerçekte olduğundan farklı görünebilir. Bu da otomatik uçuş sistemlerinin hatalı yönlendirmeler yapmasına yol açabilir.
-- Böyle durumlarda pilotlar elektronik sistemlere tam olarak güvenemediği için klasik navigasyon yöntemlerine, yani manuel hesaplama ve harita kullanımına dönmek zorunda kalabilir; bu da özellikle iniş ve kalkış gibi kritik anlarda iş yükünü artırarak uçuş güvenliği açısından ek bir risk oluşturur.
HARİTALARDA GEOMETRİK DAİRELER GİBİ GÖRÜNEN ROTALAR
Elektronik parazit etkisi, gemi takip haritalarında oldukça ilginç bir şekilde ortaya çıkıyor. Uzmanlara göre etkilenen gemilerin rotaları bazen mükemmel geometrik daireler şeklinde görünüyor. Bir diğer tipik belirti ise gemilerin konumunun aniden karada sabit bir noktaya sıçraması. Bu noktalar çoğu zaman bir havaalanı, askeri üs veya sahte sinyal kaynağıyla ilişkili başka bir tesis oluyor.
NAVİGASYON MANİPÜLASYONU SUÇ AMAÇLI DA KULLANILABİLİYOR
“Navigasyon sinyallerine yönelik manipülasyonlar yalnızca askeri amaçlarla değil, suç faaliyetlerinde de kullanılabilen bir yöntem” diyen Prof. Dr. Ali Murat Kırık, “Bu tür yöntemler bazı durumlarda kaçakçılık, yasa dışı taşımacılık veya izlenmek istenmeyen faaliyetlerde de kullanılabiliyor” dedi.
MODERN GEMİLER İÇİN BÜYÜK BİR DAYANIKLILIK TESTİ
Uzmanlara göre modern gemiler GPS olmadan da seyir yapabilecek alternatif sistemlere sahip. Bunlar arasında radar sistemleri, ivmeölçer ve jiroskop temelli atalet navigasyonu, görsel gözlem ve göksel navigasyon yer alıyor.
Ancak Michelle Wiese Bockmann'a göre genç denizciler bu yöntemlere eskisi kadar aşina değil: “Bu durum, günümüzde çok az insanın manuel vitesli araba kullanmayı bilmesine benziyor. GPS devre dışı kaldığında eski usul navigasyon tekniklerine dönmek zorunda kalıyorsunuz.”
YENİ TEKNOLOJİLER GELİŞTİRİLİYORNavigasyon sistemlerini korumak için çeşitli çözümler de geliştiriliyor. Bunlar arasında, sahte sinyal tespit sistemleri, şifrelenmiş navigasyon sinyalleri, parazitlere dayanıklı anten teknolojileri yer alıyor.
Bunun yanı sıra GPS’e alternatif olarak kuantum teknolojisi temelli navigasyon sistemleri de araştırılıyor. Ancak bu teknolojilerin ticari kullanım için hazır hale gelmesi henüz uzun yıllar alabilir.
Ramsey Faragher, uydu navigasyonunun modern dünyanın en büyük teknolojik başarılarından biri olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “GNSS sistemleri saniyeler içinde metre hassasiyetinde konum belirleyebiliyor. Ancak bu sinyallerin kasıtlı olarak manipüle edilmediği dönem artık sona erdi. Bu yeni gerçekliğe hızla uyum sağlamamız gerekiyor.” Ayrıca Prof. Dr. Ali Murat Kırık, GPS’e alternatif olarak kuantum teknolojisi temelli navigasyon sistemlerinin de araştırıldığını söyledi.

3 saat önce
31










English (US) ·