ORMANLARA GİRİŞ YASAK AMA ELİNİ KOLUNU SALLAYAN GİRİYOR
Geçtiğimiz yıl meydana gelen 3 bin 224 orman yangınında, yaklaşık 81 bin 500 hektarlık alan zarar gördü, 13 kişi yaşamını yitirdi, yüzlerce canlı telef oldu. Yangınların 1933’ü ihmal, dikkatsizlik, kasıt ve kazadan kaynaklandı.
Oysa “izin verilen yerler dışında ateş yakmanın, yakılan ateşi söndürmeden gitmenin, sigara izmariti veya yangına yol açabilecek atık bırakmanın, ormana 4 kilometre mesafe veya ilgili kanun kapsamındaki köy sınırları içinde anız-bitki örtüsü yakmanın 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası var. (Sanığın sicili, kastı ve olayın özelliklerine göre ceza genellikle erteleniyor.)
Yasağı delerek ormana girmek ve izin verilmeyen yerde mangal yapmanın para cezası 3 bin 782 TL, çöp atmanın ise 8 bin 700 lira. Yani yangın çıktıktan sonra kesilen cezalara göre hayli düşük.
‘NASREDDİN HOCA’NIN TEKKESİ GİBİ’
Bu cezaların da artırılması ve yanı sıra başka ne gibi önlemler orman yangınlarını azaltır? Yanıtını İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Orman Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay verdi:

“Ormanda ateş yakmak, mangal yapmak, yasak alanlara girmek gibi davranışlar sonucu bir yangın çıkmış ve bu ispatlanmışsa 3 yıldan 10 yıla kadar hapis, yanı sıra para cezası uygulanır. Örneğin, yanan 20 yaşındaki bir ormansa, o ormanın gelecekte sağlayacağı üretim ve ekonomik kayıp hesaplanır ve tazminata eklenir. Yanı sıra yeniden ağaçlandırma maliyeti ile eğer yangında zarar gören evler varsa onların bedeli ve yangına müdahalede kullanılan uçak ve helikopterlerin maliyetleri de tazminata eklenebiliyor.
Kasten orman yakmanın cezası 10 yıldan az olmamak üzere hapis, suç terör amaçlı işlenmiş ise bu kez müebbet hapis söz konusu. Ayrıca orman yakma suçları genel af kapsamına da girmiyor. Ama belirttiğiniz gibi yangına dönüşmese bile; yasak alanlarda ateş yakmak ya da ormana izinsiz girmek gibi fiillerde uygulanan adli para cezalarının caydırıcılığı hayli düşük. Bu önemli bir sorun.
DENETİMLER YETERSİZ KALIYOR
Yanı sıra bizim ormanlarımız çok geniş alanlara yayılıyor ve orman içinde çok sayıda köy ve yerleşim var. Dolayısıyla ‘Ormana giriş yasak’ demek yetmez. Yolların tamamını bariyerle kapatmak mümkün olmadığından, denetimlerin artırılması gerekir. Bu konuda da çok ciddi eksiklerimiz var.
Orman Genel Müdürlüğü’nün personel sayısı bu denetimler için tek başına yeterli değildir. Jandarma, polis, belediye ekipleri ve zabıtalar da bu süreçte daha aktif görev almalıdır. Ayrıca dron teknolojisi ve kamera sistemleri gibi teknolojik yöntemlerden daha fazla yararlanılmalıdır.
Bugün maalesef ormanlarımız “Nasreddin Hoca’nın tekkesi” gibi; isteyen rahatlıkla girip çıkıyor. Yaklaşık 23 milyon hektarlık bir alanı etkin şekilde denetleyemediğiniz zaman da sadece piknik yapan, izmarit atan, çöp bırakan değil, farklı risk oluşturan faaliyetler de kontrolsüz kalıyor.
Gömeç’teki son yangında olduğu gibi... Sıcak ve rüzgârlı günlerde kendi arazinizde olsanız bile kaynak makinesi, spiral/kıvılcım çıkarabilecek ekipman kullanılması yasaklanmalı, gerekirse cezai yaptırım uygulanmalı.
EĞİTİM ŞART
Eğitim de önemli. 4-5 yıl önceye göre daha iyi durumdayız. Yaktığı ateşi söndürmeyen ya da araçtan izmarit atanların şikâyet edilmesi artık daha sık görülüyor. Ama hâlâ istenen düzeyde değiliz. 2025-2026 eğitim yılında ‘Yeşil Vatan’ konsepti ile ormanların önemi ve orman yangınlarıyla ilgili eğitimler müfredata girdi. Ama bu eğitimleri çoğu okul, kendi ulaşabildiği uzmanlarla düzenliyor. Dolayısıyla daha standart ve ortak bir müfredat oluşturulmalı. Bu dersler sonbahar-kış aylarında değil, yangın riskinin en yüksek olduğu ilkbahar-yaz dönemlerinde yapılmalı ve sadece bir kez değil, belirli aralıklarla tekrarlanmalı.”
GEREKİRSE CEZALAR ARTTIRILMALI AMA DENETİM ÇOK DAHA ÖNEMLİ
Türkiye Ormancılar Derneği Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara ise adli para cezalarının caydırıcı yöntemlerden olduğunu söylüyor, “Fakat asıl mesele bu değil” diyerek önlem ve denetim konusuna dikkat çekiyor:

BÜTÜNLEŞİK BİR SİSTEM KURULMALI
“Şöyle örnek vereyim; Karayolu kenarında sararmış, kuru otlar, yanıcı materyaller bulunur. Zamanında temizlemediyseniz, yangın ve bu yangının zarar verme ihtimalini artırmış olursunuz. Yani ortam yangına hazır değilse risk büyüktür. Bu otların temizliğinin tek sorumlusu da Orman Genel Müdürlüğü değildir. Burası orman alanı değil; karayollarının sorumluluk sahası. Demek ki burada Karayolları da devrede olmalı.
Yanı sıra köylere gidiyoruz; saman, ot, odun, yakacak malzemeler ev çevrelerinde gelişigüzel yığılmış. Köy adeta barut fıçısı... Peki kimin sorumluluğunda buralar? Orman Genel Müdürlüğü mü? Yerel yönetimler mi? Karayolları mı? Turizm işletmeleri mi?
Bu nedenle bizim önerimiz, bütün kurumları kapsayan, herkesin sorumluluk aldığı, bütünleşik bir orman yangınlarıyla mücadele sistemi kurulmasıdır. Tek başına ceza yeterli değildir. Denetim ve iş birliğidir önemli olan.
KÖYSEL DÖNÜŞÜM ŞART
Ayrıca deprem için nasıl kentsel dönüşüm yapıyorsak yangın riski altındaki köylerde de benzer bir dönüşüm yapılmalı; ev ve çatılarda yangına dayanıklı yapı malzemeleri kullanılmalı, bacalarda kıvılcım önleyici sistemler kurulmalıdır. Böylece yangın yerleşim alanlarına ulaşsa bile büyük zarar veremez. Yangın sezonu başlamadan önce orman köylülerine de eğitimler verilmelidir. Toplum olarak da bu konuda yeterli eğitimden geçmiş, yangın riskini önemseyen yapıya sahip değiliz maalesef.”

2 gün önce
29










English (US) ·