1-Yapay zekâ mühendisi Aybüke Sude Buzkıran Mars’taki haberleşme ağıyla ilgili uluslararası bir proje yapmış.
Projenin adına bakar mısınız:
“Büyük ölçekli bir Mars keşif aracı filosunun aktarma uydularına erişimini otomatik olarak planlayan sistem.”
Anlamak için birkaç kez okumam gerekti.
Özet: Gelecekte Mars’ta görev yapan araçların sayısı artacak. Ve bu araçlar topladıkları verileri aktarma uydularına gönderecekler. Ancak bu veriler hangi sırayla gönderilecek? Hangi verinin daha önemli olduğu sıralaması nasıl yapılacak?
Aktarma uydularında bir veri sıkışıklığı olmaması için Aybüke Buzkıran bir çözüm geliştirmiş.
Ve önceki hafta o çözümü dünya çapındaki bir sistemde sunuyor.

Bulunduğu takımın adı ise resmi programda Tumbleweed Mars olarak geçiyor.
Avrupa Uzay Ajansı’nın desteklediği bir proje bu.
Peki Aybüke’nin de bulunduğu bu “Mars Proje takımı” nedir?
Bu takım nasıl oluşuyor.
Takımdaki isimlere bakıyorum;
Her biri dünyanın en değerli üniversitelerinden mezun olmuş, yapay zekâ ve veri platformlarında önemli projeleri yürütüyorlar. Kimisi ses mühendisi, kimisi yapay zekâ ve matematik.
Peki bizim yerel gazetelerin deyişiyle “Ordulu Aybüke” nereden katılıyor bu Mars projesine?
Aybüke’nin hangi takımda olduğunu araştırırken;
Daha önemli bir soruyla karşılaşıyorum:
Aybüke bana göre zamanın neresindeydi acaba...
Benim bilinç yüzyılımdan çok ileride olduğunu hemen anladım. Çünkü Aybüke’nin projesini anlamakta zorlanıyordum. Neredeyse dilini de anlamıyordum.
Sonunda Aybüke’ye ulaştım.
Ve ona şöyle dedim: “Aybüke Hanım, Mars’la ilgili veri akış projenizi okuduğuma şunu anladım: ‘Mars’a gidecek veri toplama araçları artacak. Filolar olacak. İşte o araçlardan gelen verilerin aktarma uydularına hangi sırayla ulaştırılacağını belirleyen bir yapay zekâ veri platformu oluşturuyorsunuz...’ Doğru anlamış mıyım?”
Korkarak sorduğum bu soruya Aybüke “Evet tam olarak öyle” diye cevap verince derin bir “ohhhh” çektim.

Aybüke Sude Buzkıran
Demek ki hâlâ bu yüzyılın gelecek projelerini anlayabiliyorum!!!
Şimdi Aybüke Buzkıran’la sohbetime geçebilirim:
24 yaşındaki Aybüke o kadar muazzam bir projeyi yürütüyor ki. Adıyla hitap etmeye çekindim.
Aybüke Hanım nasıl oldu da böylesine önemli bir uzay programına dahil oldunuz?
-Aslında bu start up Hollanda merkezli. Burada çoğunlukla dünyanın her yerinden ve uzaktan çalışan insanlar iki ayrı ekip olarak var. Benim bulunduğum Mars ekibi, diğer ekip ise yer çekimiyle alakalı. Mars ekibinde yaklaşık 30 kişiyiz.
Bu ekip nereye bağlı? Yani kurumsal kimliği nedir?
-Bu ekip böyle bir ön çalışma için oluşturulmuş ve Avrupa Uzay Ajansı tarafından destekleniyor.
Peki buraya nasıl dahil oldunuz?
-Ben İTÜ’den mezun olurken bitirme projemi Mars üzerine yaptım. Aslında Mars’ın dijital ikizini çıkarttım. Mars ortamını tamamen simüle ediyorsunuz. Ve dolayısıyla Mars’a roket göndermek maliyetli olduğu için ben böyle bir bitirme projesi yaptım. Ve ben bu projemi internet üzerinden bir sürü şirkete anlattım. Ve 1 yıl önce Tumbleweed beni kabul etti.
Sanıyorum önceki gün bir de uluslararası platformda sunum yaptınız.
-Evet. Antalya’da. Bu zamana kadar Mars’a gönderilen araçlar bir iki taneydi. Hiç sürü halinde veri toplamak üzere gönderilmedi. Biz ileride 30 tane araç göndermeyi planlıyoruz. 30 tane gönderdiğinizde hepsinin aynı anda verisini almak mümkün görünmüyor. Dolayısıyla burada araçların topladığı verilerden en kıymetlisinin hangisi olduğunu dünya üzerinden tespit edip almaya çalışacak bu sistem. Benim yaptığım şey bu.

Bu proje anladığım kadarıyla size ait.
-Evet ekibin farklı farklı projeleri var. Benim projem bu.
Peki Aybüke geçen yıl mezun oldun, şu anda bir yerde çalışıyor musun?
-Evet çalışıyorum. Şu anda çalıştığım şirkette sesli yapay zekâ geliştiriyoruz. Yani şirketlerde müşteri temsilcilerinin yerini alabilecek ve daha fazla sorun çözebilecek bir yapay zekâ asistanı geliştiriyoruz.
Şimdi alakasız gelecek ama ben seni Ordu’nun yerel gazetelerinde gördüm. Anladığım kadarıyla Ordulusun.
-Evet. Orduluyum. Babam ben 5 yaşındayken vefat etmiş. Annemle büyüdüm. Beşiktaş’dayım. Annem Beşiktaş Belediyesi’nde başkan yardımcılığı yaptı. Aslında ben uzay mühendisliğini istemiştim. Bin kişiyle kaçırdım. Matematik seçtim oradan yapay zekâyla uzaya geçtim. Mars projesi böyle oluştu.
Haberin Devamı

2- İNSAN VE BİLGİSAYARIN YENİ NESİL İLİŞKİSİ
Aybüke’nin bulunduğu takıma bakıyorum.
İşte Dr. Fernando Loizides için yazılmış özetin ilk cümlesi: “İnsan Bilgisayar Etkileşimi alanında doktora derecesine sahiptir ve İngiltere’deki Cardiff Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır.”
Buyurun... Yalnızca bu cümle bile artık “uzakların” hangi bilimsel ölçekte yakınlaştığını göstermeye yetmiyor mu?
Kavram şu: “İnsan-Bilgisayar etkileşimi...”
Ve bir başka takım oyuncusu: Chra Abdoulqadir. (Yani Abdülkadir)
Chra, Cardiff Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri ve Bilişim Okulu’nda öğretmen ve lisansüstü araştırma öğrencisidir.

NASA astronotu Christopher L. Williams
3-SES MÜHENDİSİ
Santiago Hoyos: “York Üniversitesi’nden ses ve müzik teknolojisi alanında yüksek lisans. Ve Universidad San Buenaventura’da araştırmacıdır. Araştırma projeleri arasında Sony Interactive Entertainment ile sanal uygulamalar için MIDI geliştirme ve akustik dağılım çalışmaları yer almaktadır.”
Santiago’nun yaptığı işe bakar mısınız?
Belki de zaten dinliyoruz. Hatta Spotify’da bağımlısı bile olmuş olabiliriz.

Walter Villadei - Alper Gezeravcı
Aybüke Sude Buzkıran, İtalyan Hava Kuvvetleri pilotu Walter Villadei ve Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile Antalya’da düzenlenen 77. Uluslararası Uzay Kongresi’nde...
4-İNSAN MAKİNA İLİŞKİ DOKTORU
Ve huzurlarınızda Michael Loizou.
Şimdi çalıştığı bölüme dikkat: “Plymouth Üniversitesi’nde Dijital Sağlık alanında Doçent ve Sağlık Teknolojileri Merkezi Müdür Yardımcısıdır. İnsan-makine etkileşimi, dijital sağlık hizmetleri, Sanal Gerçeklik (VR) ve Artırılmış Gerçeklik (AR), ciddi oyunlar/oyunlaştırma ve sağlık ve refah için mobil teknolojilerin kullanımı alanlarında hem ulusal hem de uluslararası projelerde liderlik ve yardımcı liderlik yapmıştır.”
Evet arkadaşlar; Ordulu Aybüke’nin başarısını anlatırken bakın hangi kavramlara geldik.
“İnsan makina ilişkisi... Dijital sağlık...”
Sevgili Aybüke seni izleyeceğim.
Eminim gençlerin bu çağdan sonraki çağa geçişi için elinden geleni yapan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır da izleyecektir.
Bu artık sizin çağınız. Belki de artık yapay zekâya isimleriyle hitap edeceğiz. Yeni dijital kişilikler oluşacak...
Sahi sizin kullandığınız yapay zekâya hâlâ bir isim vermediniz mi?
Erkek ya da dişi ismi... Acaba hangisini seçeceksiniz.
Dikkat edin; Yarın “dijital cinsiyet ayrımcılığı hukuku”yla karşılaşabilirsiniz.

2 saat önce
22










English (US) ·