‘O temas ve sıcaklık insanlar için temel ihtiyaç’

3 saat önce 36

Ece Altıkulaç/ece.altikulac@hurriyet.com.tr

Oluşturulma Tarihi: Mayıs 16, 2026 07:00

‘Kırıldığımız Yerde Bi’ Boşluk’ oyunu anneliğin, birlikte çalışmanın ve bağ kurmanın yasak olduğu ‘Abebıkı’ adlı distopik bir ülkede yaşayan iki kız kardeşin öyküsünü anlatıyor. Aynı koşullarda büyümelerine rağmen dünyayı bambaşka algılıyorlar ama hep birbirlerine sığınıyorlar. Kardeşlere hayat veren Nazlı Ocakcı ve Selena Demirli’yle buluştuk.

Hayatta birbirlerinden başka kimsesi olmayan kız kardeşler: Nexium ve Ritalin. Kimsenin kardeşinin veya annesinin olmadığı, insanların birbiriyle bağ kurmasının engellendiği, labirent şeklinde inşa edilmiş Abebıkı ülkesinde yaşıyorlar. ‘Kırıldığımız Yerde Bi’ Boşluk’ta kardeşlerin çocukluğuna tanıklık ediyor, zaman zaman da yıllar sonrasına sıçrıyoruz. Oyunun yazarı ve oyuncusu Nazlı Ocakcı (27) ve diğer oyuncusu Selena Demirli (27) kız kardeşliğe, anneliğe ve bağ kurmaya dair sorularımızı cevapladı. 

Oyun vermek istediği mesajları kız kardeşlik öyküsü üzerinden kurguluyor. Bize neler anlatıyor?

Nazlı Ocakcı: Kuralların olduğu bir distopyada büyüyen iki kardeş görüyoruz. Biri toplumdan dışlanıyor, diğeri sistem içinde başarılı oluyor. Aynı koşullarda büyümelerine rağmen dünyayı bambaşka algılıyorlar. Bu yüzden aralarındaki bağ farklı şekilleniyor. Ancak her koşulda birbirlerinin yanında olacaklarını bilmek  güven yaratıyor. İki kız kardeşin arasındaki sevgi bağından daha güçlü çok az şey var.

Selena Demirli: Oyunda yokluktan doğan bir bağa tanık oluyoruz. Çünkü bu ülkede insanlar aslında bağ kuramıyor. İkiz kardeşler farklı yollarla bunu başarıyor. Biz hayatlarındaki etkilerini görüyoruz. Bilmedikleri şeylerle yüzleşiyor, seçimlerinin sonuçlarını yaşıyorlar ama zıtlıklara rağmen sahip oldukları tek şey yine birbirleri.

‘Sevmek, düşünmek yok’

İçinde yaşadıkları bu distopya insanların elinden neleri alıyor?

Nazlı Ocakcı: Birlikte olma hissini alıyor. Farklıklarımızla bir arada olabilmek önemli. Bu durum ortadan kalkınca insanlar hayata daha katı bir yerden bakıyor. Bu da hem başkalarına hem kendimize karşı tahammülsüzlüğü getiriyor. Belki de en önemlisi insanların neşesini alıyor.

Selena Demirli: İnsanlar neleri kaybettiklerini bilmiyorlar çünkü hiç deneyimlememişler. Anne olmak, birlikte çalışmak, bağ kurmak, sevmek, üretmek, düşünmek yok. Her şey hazır. Ama karakterlerin dönüşümüyle “Başka hayat mümkün müydü” sorusu ortaya çıkıyor.

Karakterlerin adlarını neden ilaç isimlerinden seçtiniz?

Nazlı Ocakcı: Psikoloji okumamın etkisi fazla. İlaçların hem bedensel hem zihinsel etkileri var. Günümüzde o etkilerle değişebiliyoruz. Ülkedeki katı kurallarla bunu eşleştirmek istedim. Daha soyut bir anlatım kurmaya çalıştım. Önce kullanacağım ilaç isimlerini belirledim, sonra karakterleri oluşturdum.

Hikâyede en derinlikli işlenen konulardan biri de annelik ve annesizlikle ilgili...

Nazlı Ocakcı: Anneyle kurulan bağ her canlı için çok farklı. Ben bu oyunu yazarken maymunlar üzerinde yapılan bir deneyden yola çıktım. Deneyde iki yapay anne var; biri yumuşak huylu ama yavrulara besin vermiyor, diğeriyse sert ama onlara süt veriyor. Maymunlar süt için sert olana gidiyor ama zamanlarının çoğunu yumuşak olana sarılarak geçiriyorlar. Bu bana çok şey düşündürdü. O temas ve sıcaklık insanlar için çok temel ihtiyaç. Oyunda anne ne demek bilinmiyor ama bir ‘anne’ kavramı var. Biz bu yokluğu ihtimaller ve merak duygusu üzerinden kurguladık.

‘O temas ve sıcaklık insanlar için temel ihtiyaç’

Tiyatroya küçüklüğünüzden beri ilgi duyuyor muydunuz?

Selena Demirli: İlkokul, ortaokul, lise boyunca tiyatro yaptım. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı’ndan mezun oldum. Üniversitede iki yıl tiyatroyla ilgilendim. Sonra İstanbul Şehir Tiyatroları Darülbedayi Atölyesi’nde üç yıl eğitim aldım. Bahçeşehir Üniversitesi’nde tiyatro üzerine yüksek lisans yaptım. Şu an kendi oluşumum var, Kadıköy’de atölye yürütüyorum. Yönetmen, oyuncu ve kurucu olarak çalışıyorum, eğitimler veriyorum.

Nazlı Ocakcı: Oyunculuk eğitimime lise yıllarında Sadri Alışık Kültür Merkezi’nde başladım. Sonrasında bir süre ara verdim. Aslında Kadir Has Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunuyum. Üniversite döneminde eşzamanlı olarak Craft Oyunculuk Atölyesi’nde, 3,5 yıl eğitim aldım. Daha sonra içimde ‘Bir oyun yazmalıyım’ hissi oluştu ve bu oyunu yazdım. Benim ilk projem. Hem yazdım hem oynadım.

‘Harfleri doğru söyleyemiyordum’

◊ Sizin kırılma noktalarınız nelerdi?

Nazlı Ocakcı: Benim için lise yıllarında tiyatroya başlamam çok önemliydi. Harfleri doğru söyleyemiyordum. Tiyatroya devam edebilmem için hocalarım bunu düzeltmem gerektiğini söyledi. Tekerlemelerle çalıştım, gece gündüz tekrar ettim ve çok kısa sürede konuşmamı düzelttim. Bu benim kırılma noktamdı.

Selena Demirli: Kendi yolumu bulup tiyatroyu meslek olarak seçtiğimde, İstanbul’a geldiğimde ve gerçekten istediğim hayatı yaşamaya başladığımda çok değiştim. Şunu fark ettim: İnsanların söyledikleri ya da düşündükleri değil, senin gerçekliğin önemli. Bunu anlayabilmek için doğru insanlarla karşılaşmak ve biraz olgunlaşmak gerekiyor.

Habere git