Uzmanlar, özellikle öfke, korku, şaşkınlık ve tepki oluşturan içeriklerin yoğun etkileşim topladığına, algoritmik sistemlerin de yüksek etkileşim alan paylaşımları daha fazla kullanıcıya gösterebildiğine dikkat çekiyor.

REKLAM VERENİN KONTROLÜ SINIRLI
Dijital platformlardaki tartışmanın önemli başlıklarından biri de reklam sektörünün ulaştığı ekonomik büyüklük. Otomotiv, gıda, finans, tekstil ve daha birçok sektörde faaliyet gösteren şirketler reklam yatırımlarının önemli bölümünü dijital mecralara taşıyor.
Ancak reklamın hangi içeriğin yanında görüntüleneceği konusunda markaların kontrolü her zaman doğrudan mümkün olmayabiliyor.
REKLAMLAR ZARARLI İÇERİKLERİN YANINDA ÇIKIYOR
Algoritmik reklam sistemleri nedeniyle yasal faaliyet gösteren markaların reklamları; suç, şiddet, dolandırıcılık veya başka zararlı içeriklerin bulunduğu paylaşımların yanında görülebiliyor. Reklamveren, bütçesini belirli bir hedef kitleye ulaşmak amacıyla kullanırken reklamının tam olarak hangi paylaşımın yanında yer alacağını her durumda öngöremeyebiliyor.
Bu tablo, şirketlerin istemeden de olsa suç veya zararlı içerik üreten hesapların daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sunabileceği endişesini doğuruyor. Böylece dijital reklam bütçelerinin, farkında olunmadan suç ve zararlı içeriklerin oluşturduğu ekosisteme ekonomik kaynak sağlayıp sağlamadığı tartışılıyor.
REKLAMIN NEREDE GÖSTERİLECEĞİNE ALGORİTMA KARAR VERİYOR
Dijital reklamcılık sisteminde şirketler; yaş, ilgi alanı, kullanıcı davranışları ve konum gibi çeşitli kriterler üzerinden hedef kitle belirleyebiliyor. Bilişim Uzmanı Dinçer Karaca, reklamların kullanıcılara ulaştırılma sürecinin algoritmik açık artırmalar üzerinden gerçekleştiğini belirtiyor.
Buna göre marka, belirli özelliklere sahip kişilere ulaşmak için reklam bütçesi ayırıyor. Ardından algoritmalar çok kısa bir zaman dilimi içerisinde reklamın hangi kullanıcıya gösterileceğine ilişkin seçim yapıyor.
"ESKİDEN MAHALLEDE ARIYORLARDI, ŞİMDİ DİJİTALDE BİNLERCE KİŞİYE ULAŞIYORLAR"
Karaca, sosyal medyanın suç örgütleri açısından da geniş bir erişim alanı oluşturduğuna işaret ediyor. Karaca, "Eskiden suç örgütünün mahallede çocuk araması gerekiyordu. Bugün binlerce çocuğun bulunduğu bir dijital alana aynı anda ulaşabiliyor" değerlendirmesinde bulundu.
Karaca'ya göre sosyal medya üzerindeki riskleri yalnızca paylaşılan içeriklerle sınırlı değerlendirmek yeterli değil. İçeriklerin dağıtım biçimi, algoritmaların çalışma mekanizması ve platformlardaki ekonomik modelin birlikte incelenmesi gerekiyor.
"ŞEFFAFLIK ORTADAN KALKIYOR"
Siber Güvenlik Uzmanı Özen Öner ise kullanıcıların platformlardaki davranışlarının karşılarına çıkan içeriklerin belirlenmesinde etkili olduğunu belirtiyor.
Öner, "Uzun süre izlediğiniz videolar, yaptığınız beğeniler veya yaptığınız aramalara göre şekillendirilmiş kişisel algoritmalara tabiyiz. Burada aslında bir şeffaflığı ortadan kaldırarak insanlara bir dayatma yapılıyor." ifadelerini kullandı.
Kullanıcıların platformlarda geçirdiği zamanın artması, reklam gösterimlerinin de yükselmesine imkan sağlıyor. Bu nedenle kullanıcı dikkatinin mümkün olduğunca uzun süre platformda tutulması, dijital reklam modelinin temel unsurlarından biri haline geliyor.
MARJİNAL İÇERİKLER NEDEN DAHA FAZLA DİKKAT ÇEKİYOR?
Sosyal medya platformlarında kullanıcı ilgisini çekmenin yollarından biri, yoğun duygusal tepki oluşturan paylaşımlar üretmek. Korku, öfke, şaşkınlık, endişe ve skandal duygusu yaratan içerikler kullanıcıları yorum yapmaya, paylaşmaya veya başka kişileri etiketlemeye daha fazla yöneltebiliyor.
Bir kullanıcı bir paylaşıma karşı çıkmak amacıyla yorum yaptığında ya da tepki göstermek için paylaşımı yeniden dolaşıma soktuğunda da platform açısından bir etkileşim meydana geliyor. Etkileşim oranının yükselmesi ise bazı algoritmik sıralama sistemlerinde söz konusu içeriğin daha geniş bir kullanıcı grubuna ulaştırılmasına yol açabiliyor.
Bu nedenle sosyal medyada özellikle öfke, korku, şok ve skandal unsurları barındıran içeriklerin neden diğer paylaşımlara kıyasla daha hızlı yayıldığı tartışılıyor.
Prof. Dr. Ali Murat Kırık da yüksek tepki oluşturan içeriklerin daha görünür hale gelmesinin reklamlar açısından yeni bir risk oluşturduğunu belirtiyor.
Kırık, "Bu durum uçlarda yaşanan durumların ve videoların daha öne çıkması ve reklamlarında buralarda gösterilmesine sebebiyet veriyor. Cinsel ve şiddet içerikli videoların üzerine reklamlar konulmuş oluyor. Algoritma çocuğun önüne suç içeriklerini çıkarıyor." ifadelerini kullandı.
DİJİTAL REKLAM EKONOMİSİ 1 TRİLYON DOLARI AŞTI
Dijital reklam sektörünün ulaştığı ekonomik hacim, tartışmanın bir başka boyutunu oluşturuyor.
Paylaşılan 2025 verilerine göre dünya genelindeki dijital reklam harcamalarının 1 trilyon dolar sınırını geçtiği ve toplam reklam yatırımlarının yaklaşık dörtte üçünün dijital kanallara yöneldiği belirtiliyor.
2026 yılına ilişkin tahminlerde ise reklam gelirlerinin başta Meta, Google, TikTok ve YouTube olmak üzere büyük platformlarda yoğunlaştığı görülüyor. Tahminlere göre Meta'nın 243 milyar dolar, Google'ın 239 milyar dolar, TikTok'un 23 milyar dolar ve YouTube'un 36 milyar dolar düzeyinde gelir elde etmesi bekleniyor.
Ortaya çıkan bu dev ekonomik tablo, şirketlerin reklam için ayırdığı bütçelerin hangi içeriklerin bulunduğu dijital ortamda harcandığı sorusunu da gündeme taşıyor.
REKLAM VEREN REKLAMININ YANINDA NE OLDUĞUNU HER ZAMAN BİLMİYOR
Çok sayıda şirket reklam yatırımlarını dijital platformlara yönlendirirken, reklamların hangi içeriklerin yanında gösterileceği üzerinde doğrudan ve eksiksiz bir kontrol sağlayamayabiliyor.
Bunun sonucunda kurumsal ve yasal faaliyet gösteren bir markanın reklamı; suç, şiddet, dolandırıcılık veya başka sakıncalı içeriklerin bulunduğu paylaşımlarla aynı ortamda görüntülenebiliyor. Bu durum da reklam verenlerin bütçelerinin, istemeden de olsa zararlı ve suç teşkil eden içeriklerin yer aldığı dijital ekosisteme ekonomik katkı sunup sunmadığı tartışmasını beraberinde getiriyor.

9 saat önce
56










English (US) ·