
ORTA DOĞU'DAKİ GELİŞMELERİN KÜRESEL ETKİLERİ
Güler, Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin yalnızca bölgesel değil küresel güvenliği de doğrudan etkilediğine işaret etti.
Türkiye'nin İran-ABD Savaşı'nı sona erdirmek amacıyla varılan mutabakatı memnuniyetle karşıladığını kaydeden Güler, gerektiğinde Hürmüz Boğazı'nda mayın temizliğine destek vermeye hazır olduklarını bildirdi.
Bakan Güler, bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sunan bir ülke olarak Türkiye'nin uluslararası hukuk çerçevesinde deniz güvenliği ve seyrüsefer emniyetini destekleyecek girişimlere gerekli katkıyı sağlamaya da hazır olduğunu aktardı.
Orta Doğu'daki istikrarın NATO'nun güvenliğiyle de doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Bakan Güler, "NATO müttefiklerimiz de Orta Doğu'daki gelişmelere oldukça ilgililer ve çalışıyorlar. Türkiye bölgesel barış, istikrar ve güvenliği destekleyen yapıcı bir yaklaşım izlemekte, çatışmaların büyümesini değil, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesini savunmaktadır. Öte yandan, milli güvenliğimize yönelik risklerin oluşmaması için gerekli tedbirler alınmakta, ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde çalışmalar devam etmektedir." açıklamasında bulundu.
"FRANSA-GKRY ANLAŞMASI ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRI"
Güler, İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaş ve buna bağlı olarak ortaya çıkan füze ve insansız hava aracı tehditlerinin Doğu Akdeniz'in güvenliğinin bir kez daha ne kadar hassas bir konu olduğunu da gösterdiğini dile getirdi.
Bu süreçte Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) güvenliği için aldığı ilave tedbirlerin yalnızca Kıbrıs Türklerinin güvenliğine değil, Ada'nın tamamında istikrar ve güvenliğin korunmasına hizmet ettiğini kaydeden Güler, Türkiye'nin yaklaşımının her zaman olduğu gibi gerilimi artırmak değil, riskleri önlemek ve bölgesel istikrarı desteklemek olduğunu belirtti.
Avrupa-Atlantik güvenliğinin parçalı değil bütüncül bir anlayışla ele alınması gerektiğinin altını çizen Güler, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
"Güvenlik üretmesi gereken aktörlerin, bölgesel gerilimleri derinleştirecek adımlardan kaçınması; diyalog, işbirliği ve ortak güvenlik anlayışını öncelemesi büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede Doğu Akdeniz'de son dönemde şekillenen bazı askeri işbirliği girişimlerini ve bölgesel güvenlik denklemini etkileyebilecek gelişmeleri de yakından takip ediyoruz. Son olarak garantörlük sıfatı olmayan Fransa ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında imzalanan anlaşma, aslında meşruiyeti olmayan, hassas dengeleri bozan ve uluslararası hukuka aykırı olan bir girişimdir."
Güler, Türkiye'nin askeri kapasitesi, caydırıcılığı ve bölgesel konumu dikkate alındığında, Türkiye ve KKTC'nin hak ve menfaatlerini hedef alan herhangi bir girişimin veya ittifakın başarı şansı bulunmayacağını dile getirdi.
Burada asıl üzerinde durulması gereken hususun, bölgesel güvenliği artırmak yerine belirli aktörleri çatışma ve krizlerin parçası haline getirebilecek yaklaşımların uzun vadede bölge halklarının güvenliğine zarar verme riski olduğuna değinen Bakan Güler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kıbrıs Türklerinin güvenliğini hedef alan oldu bittilere ve hasmane girişimlere karşı gerekli karşılığı verecek güce, kabiliyete ve sarsılmaz bir iradeye sahip olduğunun altını çizdi.
Güler, Kıbrıs Adası'nın güvenliği ve statüsüne ilişkin düzenlemelerin uluslararası anlaşmalarla belirlendiğini anımsatarak, "Türkiye, garantörlük hak ve sorumluluklarını uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru zeminde sürdürmektedir. Kıbrıs Türklerinin güvenliği, huzuru ve refahı bizim için hayati öneme sahiptir.Bu vesileyle bir kez daha ifade etmek isterim ki Türkiye, Doğu Akdeniz'de barışın, istikrarın ve yapıcı diyaloğun tarafıdır. Ancak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliğini tehdit edecek gelişmeler karşısında da garantörlük sorumluluklarımızın gereğini yerine getirme irademiz tamdır." şeklinde konuştu.
"TÜRKİYE, GÜVENLİK MİMARİSİNİN KENARINDA DEĞİL, MERKEZİNDE YER ALAN BİR ÜLKEDİR"
Mevcut güvenlik ortamında dayanışma, caydırıcılık, birlikte çalışabilirlik ve stratejik öngörünün ortak güvenliğin temel unsurları olarak öne çıktığına işaret eden Güler, "Türkiye, güçlü ordusu, gelişmiş savunma sanayi, etkin diplomasisi ve sahip olduğu stratejik vizyonla NATO'nun, Avrupa-Atlantik güvenliğinin ve bölgesel istikrarın temel aktörlerinden biri olmayı sürdürmektedir." diye konuştu.
Güler, Türkiye'nin milli güvenliğini kararlılıkla korurken, bölgenin ve müttefiklerin güvenliğine katkı sunmaya devam edeceğinin altını çizerek, "Çünkü bugün artık çok açık bir gerçek vardır: Türkiye, güvenlik mimarisinin kenarında değil, merkezinde yer alan bir ülkedir. NATO'nun geleceği şekillenirken Türkiye, gelişmeleri uzaktan izleyen değil, kararların alınmasına katkı sunan, sorumluluk üstlenen ve güvenlik üreten başlıca müttefiklerden birisidir. Güçlü ordusu, stratejik vizyonu ve üstlendiği görevlerle İttifak'ın geleceğine yön veren Türkiye'nin imzası, NATO'nun yarınlarında güçlü ve belirleyici şekilde yer almaya devam edecektir." dedi.

2 hafta önce
39










English (US) ·