Kulislere bakıldığında artık mesele yalnızca NATO’nun bir sonraki zirvesine hazırlık yapmak değil. Asıl soru şu: Dünya, yeni bir güvenlik mimarisine geçerken bu düzenin kuralları kimler tarafından yazılacak? Çünkü bugün yaşadığımız dönem, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana en kırılgan ve en belirsiz güvenlik ortamını üretiyor. Bir tarafta dördüncü yılına giren Rusya-Ukrayna savaşı... Diğer tarafta Orta Doğu’da genişleyen krizler, enerji güvenliği, Kızıldeniz’deki tehditler, siber saldırılar, yapay zekânın savaş alanlarına girişi ve insansız sistemlerin değiştirdiği yeni askeri gerçeklik... Aslında bütün bunlar bize şunu söylüyor:
- 1949’un NATO’su ile 2026’nın NATO’su artık aynı ittifak değil.
- NATO, tarihinin birkaç büyük dönüşümünü yaşadı.
- Kuruluş döneminde Sovyet yayılmacılığını çevrelemeyi amaçladı.
- Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla kendisini yeni bir kimlik arayışı içinde buldu.
- 11 Eylül sonrasında terörle mücadeleyi merkezine aldı.
- Afganistan operasyonu, tarihinin en uzun askeri görevi oldu.
- Ancak, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle birlikte ittifak yeniden kuruluş felsefesine döndü: Toprak savunması, caydırıcılık ve yüksek yoğunluklu savaş hazırlığı.
- Üstelik bu kez tehdit tanımı çok daha geniş. Artık yalnızca tanklar ve füzeler konuşulmuyor. Enerji hatları, limanlar, uydu sistemleri, veri merkezleri, yapay zeka alt yapıları, kritik madenler... Hepsi güvenliğin bir parçası haline geldi.
Bu nedenle Ankara’daki toplantı, bir askeri planlama toplantısından çok daha fazlasını ifade ediyor. Burada konuşulacak başlıklar, önümüzdeki on yılın küresel güvenlik denklemini şekillendirebilir.
BİRİNCİ BÜYÜK DOSYA: RUSYA
Avrupa başkentlerinde artık şu değerlendirme yapılıyor: Rusya-Ukrayna savaşı, yalnızca Ukrayna’nın kaderini belirlemeyecek. Aynı zamanda Avrupa’nın güvenlik mimarisini de yeniden inşa edecek. NATO’nun doğu kanadında askeri tahkimat hızlanıyor. Yeni lojistik koridorlar oluşturuluyor. Hava savunma sistemleri yeniden yapılandırılıyor.
Savunma planları güncelleniyor. Artık temel amaç, olası krizlere birkaç gün içinde cevap verebilecek bir askeri hazırlık seviyesine ulaşmak. Ankara’daki görüşmelerde bu hazırlıkların yeni aşamaları masaya yatırılacak.
İKİNCİ BÜYÜK DOSYA: SAVUNMA SANAYİİNİN YENİDEN İNŞASI
Ukrayna savaşı bir gerçeği çok sert biçimde ortaya çıkardı: Güçlü ordular, güçlü üretim kapasitesi olmadan sürdürülebilir değil. Avrupa’nın önemli bölümü uzun yıllar düşük savunma harcamalarıyla ilerledi. Ancak savaş, modern çatışmalarda mühimmatın, hava savunma sistemlerinin ve insansız platformların ne kadar hızlı tüketildiğini gösterdi. Bugün NATO içinde savunma sanayiinin stratejik dayanıklılığı kavramı konuşuluyor. Bu başlık Türkiye açısından ayrı bir önem taşıyor. Çünkü Türkiye son yirmi yılda savunma sanayiinde önemli bir dönüşüm gerçekleştirdi. İnsansız sistemler, akıllı mühimmatlar, elektronik harp kapasitesi, deniz platformları... Artık Ankara yalnızca güvenlik tüketen bir müttefik değil. Aynı zamanda güvenlik üreten ve teknoloji geliştiren bir aktör olarak öne çıkıyor.
ÜÇÜNCÜ BÜYÜK DOSYA: YAPAY ZEKA VE YENİ SAVAŞ
Bugünün savaş alanında algoritmalar, bazen mühimmattan daha belirleyici hâle geliyor. Yapay zekâ destekli hedefleme sistemleri, otonom platformlar, siber saldırılar, uzay tabanlı gözetleme ağları, veri güvenliği, kuantum teknolojileri... Bütün bunlar yeni dönemin savaş araçları. Aslında artık savaş yalnızca cephede değil.
Ekranlarda, sunucularda, uydu ağlarında ve veri merkezlerinde de yaşanıyor. NATO da bu yeni döneme uyum sağlamaya çalışıyor. Ankara’daki toplantıda konuşulması beklenen başlıklardan biri de bu.
TÜRKİYE’NİN ÖNEMİ
Türkiye’nin önemi yalnızca ev sahipliğinden kaynaklanmıyor. Türkiye, Karadeniz’e açılan kapıyı kontrol ediyor. Doğu Akdeniz’in merkezinde bulunuyor. Kafkasya ile Avrupa arasında köprü oluşturuyor. Orta Doğu’ya erişim sağlıyor. Orta Asya’ya uzanan stratejik hatların üzerinde yer alıyor. Başka bir ifadeyle Türkiye, NATO’nun aynı anda üç farklı jeopolitik havzasına erişebilen tek büyük müttefiklerinden biri. Buna diplomatik kapasitesi de eklendiğinde Ankara’nın ağırlığı daha net görülüyor. Ankara artık yalnızca bir cephe ülkesi değil, aynı zamanda diplomatik bir merkez olarak da değerlendiriliyor.
YENİ DÜZENİN KURALLARI
Aslında Ankara’daki toplantının özeti tek bir soruda gizli: Yeni dünya düzeninin güvenlik kuralları nasıl yazılacak? Rusya ile uzun süreli rekabet nasıl yönetilecek? Avrupa’nın savunması nasıl yeniden yapılandırılacak? Yapay zekâ ve yeni teknolojiler nasıl kontrol edilecek? Savunma üretim zincirleri nasıl kurulacak? İttifakın siyasi birlikteliği nasıl korunacak? Bu soruların tamamı Ankara’da cevaplanmayacak.
Ancak, Ankara’dan çıkacak mesajlar, önümüzdeki yılların güvenlik denklemine yön verecek. Çünkü artık dünya, eski düzenin sona erdiği ancak yenisinin henüz tam olarak kurulamadığı bir ara dönemde. Ve tarih bize şunu öğretiyor:
Böylesi geçiş dönemlerinde yapılan toplantılar bazen yalnızca gündemi değil, bir dönemin kaderini belirler.
Temmuz ayında Ankara’da kurulacak masa da işte bu nedenle yalnızca bir NATO toplantısı değil. Belki de yeni dünyanın güvenlik mimarisinin ilk taslaklarının yazılacağı masalardan biri olacak.

2 hafta önce
31










English (US) ·