Oluşturulma Tarihi: Aralık 04, 2025 08:45
Tıbbın uzun yıllar steril kabul ettiği pankreas, artık mikrobiyal bir evren olarak yeniden tanımlanıyor. Yeni araştırmalar, pankreasın da tıpkı bağırsak gibi kendine özgü bir mikrobiyotaya sahip olduğunu ortaya koydu. Bu keşif, özellikle pankreas kanserinin erken teşhisi ve tedavisinde devrim yaratabilecek potansiyele sahip.
Pankreas mikrobiyotasıyla ilgili yeni bir keşif, bilim dünyasında büyük heyecan yarattı. Pankreas kanseriyle ilişkili mikrobiyal yapıların tanımlanması, erken teşhis ve tedavi açısından oldukça önemli bir gelişme.
Peki pankreasın da bağırsak gibi bir mikrobiyotaya sahip olduğunun keşfedilmesi hayatımızda ne değiştirecek?
Bu mikrobiyotanın bileşimi hakkında ne biliniyor?
Pankreas mikrobiyotası ile pankreas kanseri veya pankreatit gibi hastalıklar arasında doğrudan bir ilişki kuruldu mu?
Pankreas mikrobiyotasının oluşumu doğumdan itibaren mi başlıyor, yoksa yaşam tarzı ve çevresel faktörlerle mi şekilleniyor?
Bu alandaki gelişmelerin önümüzdeki 5-10 yıl içinde klinik uygulamalara yansıması bekleniyor mu?

BUGÜNE KADAR STERİL BİR ORGAN KABUL EDİLİYORDU
Bilim dünyasını heyecanlandıran bu gelişme ile ilgili Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral ile konuştuk.
Prof. Dr. Vedat Göral, öncelikle bugüne kadar pankreasın steril bir organ olarak kabul edildiğini, bugüne kadar pankreasta bakteri topluluğu yani, mikrobiyotanın olmadığının sanıldığını ama pankreasın da kendine özgü bir mikrobiyoma sahip olduğunun keşfedilmesinin çok önemli bir gelişme olduğunu söyledi.
PANKREASTAKİ MİKROBİYOMUN ÇOĞU BAĞIRSAKTAN GELİYOR
Göral, bu yeni gelişmenin neden hayati öneme sahip olduğunu ve mikrobiyotanın oluşum aşamasını şu sözlerle açıkladı:
“Bu yeni anlayış, pankreas hastalıklarına ve patogenezine bakışı değiştirecektir. Pankreas mikrobiyomu, pankreas sağlığı için hayati öneme sahiptir. Pankreas dokusundaki bakteri topluluğunun içinde bakteri, virüs, mantarlar ve diğer mikroplar bulunur. Pankreas mikrobiyotası; bağırsak mikrobiyotasından çok daha fakirdir ve sayıca çok az mikroorganizma içerir. Pankreasa ulaşan mikroorganizmaların çoğu, bağırsaktan taşınır. Yani; pankreastaki mikrobiyomun, bağırsaktan pankreasa geçtiği bilinmektedir.”
Bilimsel araştırmalar pankreas mikrobiyotasının şu durumlarla ilişkilendirilebileceğini göstermiştir:
Pankreatit (akut/kronik pankreas iltihabı)
Bazı bakteri türlerinin pankreas iltihabını tetikleyebildiği düşünülüyor.
Pankreas kanseri (özellikle pankreatik duktal adenokarsinom)
Tümör dokusunda belirli bakterilerin daha fazla bulunduğu tespit edildi.
Mikrobiyal yapı bağışıklık yanıtını ve tedaviye yanıtı etkileyebilir.
PANKREAS FONKSİYONLARINI ETKİLİYOR
Bağırsak mikrobiyotasındaki dengenin, pankreas fonksiyonlarını dolaylı olarak etkileyebildiğinin gösterildiğini, yani mikrobiyatanın çok önemli olup, gelecekte daha önemli hale geleceğini belirten Göral, pankreas mikrobiyomunun pankreasın immün yani bağışıklık yanıtını modüle edebildiğini, mikrobiyomun, pankreasın sindirim enzimleri sekresyonunu etkileyebildiğini sözlerine ekledi.
Mikrobiyomdaki değişikliklerin, pankreasın iltihaplanmasına yol açabileceğine değinen Prof. Dr. Vedat Göral, pankreastaki mikrobiyomun bireyler arasında farklılık gösterebileceğini, bunun da, hastalıkların oluşmasını etkilediğini, baskın bakteri türler arasında Actinobacteria, Firmicutes, Proteobacteria bulunduğunu ifade etti.
Pankreas mikrobiyotası ile pankreas kanseri veya pankreatit gibi hastalıklar arasında nasıl bir ilişki var?
Pankreasdaki mikrobiyomun, pankreas kanseri ve pankreas iltihabı ile ilgili olabileceğinin düşünüldüğünü belirten Göral, bu düşüncenin altında yatan nedenleri şu sözlerle ifade etti:
"Pankreas kanserinde, mikrobiyal DNA tespit edilmiştir. Tümör mikrobiyatasında bakteriler, immün yanıtı etkileyebilir. Amerika ve Çin’de yapılan çalışmalarda, pankreas kanserli hastalarda, gaita tetkiklerinde, normal kişilerinkine göre, Bifidobakteriler, Coprococcus ve Anaerostipes gibi faydalı bakterilerde azalma olduğu gösterilmiştir. Ayrıca bazı bakterilerin, pankreas kanserinde kemoterapiye dirençte rol oynadığı gösterilmiştir.”
BAĞIRSAK BARİYERİNİ ZAYIFLATIYOR
Bağırsaktan pankreasa bakteri geçişinin akut pankreatitte yani pankreas iltihabına yol açabileceğini, akut pankreatitte bağırsak bariyerinin zayıfladığını, bağırsak bakterilerinin lenf veya kan dolaşımı yoluyla pankreasa geçebileceğini belirten Göral, işte bu geçişin, iltihabı artırabildiğini, bazı bakterilerin enzimleri aktive etmesinin de akut pankreatit yapabileceğini belirtti.
MİKROBİYAL DENGESİZLİK PANKREATİTİN ŞİDDETİNİ ARTTIRIR
Ayrıca araştırmalar, bazı bakterilerin pankreas içinde sindirim enzimlerini erken aktive edebileceğini, bunun da dokuda hasara yol açabileceğini gösteriyor. Mikrobiyal dengesizliğin pankreatitin şiddetini artırabileceğini, bu nedenle bağırsak mikrobiyotasını güçlendirmenin pankreatit tedavisinde araştırılan bir alan hâline geldiğini belirten Göral, bu konuda yapılan çalışmalardan bahsetti:
AĞIZ VE BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI BELİRGİN ŞEKİLDE FARKLI
“Birçok çalışma şunu buldu: Pankreas kanseri olanların, ağız ve bağırsak mikrobiyotası belirgin şekilde farklıdır. Ağız mikrobiyatası kötü olanların, mide ve pankreas kanserine yakalanma ihtimali daha fazladır. Tümör dokusundaki bakteri çeşitliliği hayatta kalma süresi ile ilişkili olabilir (çeşitlilik arttıkça daha iyi prognoz). Bu nedenle gelecekte mikrobiyota testleri pankreas kanseri risk tahmininde veya tedavi planlamasında kullanılabilir.
İYİLEŞTİRMEK İÇİN BİR TEDAVİ VAR MI?
Pankreas mikrobiyotasını doğrudan hedefleyen bir tedavinin bugün için henüz olmadığını, çünkü pankreas mikrobiyotasının yeni keşfedilen bir alan olduğunu ve araştırmaların hâlâ devam ettiğini belirten Göral, bağırsak–pankreas aksı nedeniyle bağırsak mikrobiyotasını iyileştirmenin pankreas üzerindeki mikrobiyal yükü ve inflamasyonu olumlu etkileyebileceğini ifade etti.
YEDİKLERİMİZ NASIL ETKİLİYOR?
Prof. DR. Göral, lif açsından zengin beslenmenin (yulaf, tam tahıllar, kök sebzeler (pancar, havuç), muz, enginar, pırasa, sarımsak, soğan), alkol ve sigara kullanmamanın, fermente yiyecekler tüketmenin Örneğin; doğal probiyotik içerenler (ev yapımı yoğurt, kefir, fermente lahana (lahana turşusu, kimchi), şalgam, tarhana), aşırı yağlı ve ağır yememenin, iyi mikrobiyota için fayda sağladığının altını çizdi.
Özet olarak; pankreas mikrobiyotası, pankreasta düşük miktarda da olsa bulunabilen mikroorganizmaların oluşturduğu bir ekosistemdir ve pankreas hastalıklarının gelişimi açısından potansiyel bir rol oynadığı için günümüzde önemli bir araştırma konusu hâline gelmiştir.”

3 ay önce
25










English (US) ·