Mehmet Ağar sordu: Peki ne oldu Susurluk?

1 saat önce 27

Erzurum Valiliği’nden, İçişleri Bakanlığı’na atanan Mustafa Çiftçi’nin ilk ziyaretçilerinden birisi Mehmet Ağar’dı. Bürokraside, siyasette her zaman gündemde olan Ağar’ın ziyaretiyle ilgili değişik söylentiler, yorumlar yapılıyor. İster istemez “Susurluk olayı”, Hizbullah terör örgütü ile ilgili yaptığı öne sürülen açıklalar da konuşulur oldu.

Terör olayları ülkemizde yaygınlaşmaya başlamıştı. Mehmet Ağar, 1980 yılının Ocak ayında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdür Muavini, 1981 Mayıs ayında asayiş şube müdürü oldu. 1984-1988 arasında Terör ve Asayişten sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı olarak çalıştı. 1988’de Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne, 1990’da İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne, 1992’de Erzurum Valiliği’ne, 1993 Temmuzunda Emniyet Genel Müdürlüğü’ne atandı. Sonra siyaset günleri... 1996’da 53. Hükümette Adalet Bakanı, 54. Hükümet (Refah-Yol Koalisyonu) bünyesinde ise İçişleri Bakanı olarak görevde bulundu. Susurluk kazası sonrası gelişen olaylar sonucu Ağar, 8 Kasım 1996 tarihinde görevinden istifa etti. Elazığ’dan iki kez bağımsız milletvekili seçildi. 2007’de DYP Genel Başkanlığı’ndan istifa etti.

DEVLETTE BÖYLE ADETLER VAR

Mehmet Ağar’ın, İçişleri Bakanlığı görevine başlayan Mustafa Çiftçi’yi ziyaret etmesinin “Mesaj” olabileceğine ilişkin yorumlar da yapıldı. Bu ziyareti Ağar’a sordum. Ağar, şunları söyledi:

“Bakan beyi ziyaret etmemin ne masajı olabilir? Saçmalık bu. Bakan ilk geldiğinde de ziyaretine giderim. Kaldı ki sayın Mustafa Çiftçi, benim bakanlığım dönemimde sınavı kazanmış,  kaymakamlığa girmiş. Ben de Erzurum Valiliği yaptım, Onun da Erzurum Valiliği’nden, İçişleri Bakanlığı’na getirilmesi olaya ilave bir renk katıyor.

Devlette, böyle ziyaret usulleri vardır. Ben her Emniyet Genel Müdürü değişikliği, her Ankara, İstanbul Emniyet Müdürü değişikliği, her İçişleri, Adalet Bakanı değişikliğinde yolum düşer giderim. ‘Hayırlı olsun’ derim, ayrılırım. Bu kadar basit. Bunun altında başka niyetler aranmamalı. Devletin kuralları vardır. Kaldı ki İçişleri Bakanlığı, bunun önemli geleneğinin, göreneğinin  ziyadesiyle uygulandığı bakanlıktır. Bu kadar basittir.”

ECEVİT DE, ERBAKAN DA LEHİMDE

Mehmet Ağar denilince kuşkusuz akla ilk gelenlerden birisi Balıkesir’in Susurluk ilçesinde 3 Kasım 1996 tarihinde meydana gelen trafik kazası anımsanıyor. O kazada, hakkında arama kararı bulunan Abdullah Çatlı, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ, Çatlı’nın arkadaşı Gonca Us vefat etmiş, dönemin Şanlıurfa Milletvekili Sedat Bucak ise yaralanmıştı.

Ağar’ın ziyaretinin ardından “Susurluk kazası” yine gündeme geldi. Ağar, bu konudaki eleştirileri şöyle yanıtladı:

“Ne oldu Susurluk? Türkiye’de TBMM soruşturmasından bağımsız olarak geçip Yüce Divan’a gitmesine gerek olmayan adam benim. Kimin sayesinde? Başbakan Bülent Ecevit’in sayesinde. Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan ve Refah Partisi milletvekillerinin hepsi benim lehimde oy kullandı.

HER ŞEYİM ARAŞTIRILDI 

TBMM’de kurulan Soruşturma Komisyonu’nda benim 7’den 70’e her şeyim gözden geçirildi. Araştırma komisyonu gibi değil, soruşturma komisyonuydu. Her türlü araştırma yetkisi bulunuyordu. Çalışmalar bittikten sonra, Başbakan Bülent Ecevit, sonuçla ilgili olarak Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan’ın yanında ‘Bu sonuç, sizin ananızın ak sütü gibi helaldir’ dedi. Bu sözlerin canlı şahidi Hüsamettin Özkan’dır.

Ecevit, ‘Biz sizi Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan, Genelkurmay Başkanlığı’ndan sorduk. Maliye Bakanlığı, tapu daireleri, bankaları her yerden araştırdık. Üçüncü dereceden akrabalarınıza kadar ananızın ak sütü gibi helal bir sonuçtur’ dedi. Ardından da Ecevit şunları ekledi: ‘Bilmediğiniz bir şeyi de ben söyleyeyim size dedi. Dedeniz de Elazığ’da Kuvayi Milliye’nin kurucusu. Başka söyleyecek bir laf kaldı mı bize?’

AMUDA KALKIP, BOĞAZI MI GEÇELİM!

‘Susurluk Olayı’ diye 30 yıldır bir hayalin peşine takılmışlar. Ne var bu Susurluk’ta? Her şeyin hesabını sonuna kadar vermiş tek adamım. Bir de gittik FETÖ’cüler sayesinde, bir yıl cezaevinde yattım. Onu da, cezaevinden çıktıktan sonra Yargıtay bütün sebep ve sonuçlarıyla ortadan kaldırdı. Daha başka ne yapabilir bir siyasetçi?

İki sefer bağımsız aday olarak seçime girip kazanıyorsun; Şeyh değilsin, şıh değilsin, ağa değilsin, bir şey değilsin. Başka ne yapılabilir? Amuda kalkıp İstanbul Boğazı’nı mı geçelim?”

AKIL SATMAYA GİTMİYORUM

Mehmet Ağar’ın, Hizbullah terör örgütü ile ilgili olarak, “Hizbullah, devlet aleyhine eylemlerden kaçınmaktadır. Örgüt üyelerini yakalamak fayda sağlamaz” dediği söyleniyordu. Yeri gelmişken bu konuyu sordum. Şunları söyledi:

“Benim, hiç öyle bir beyanatım yok. Saçmalık, uydurma. 30 yıldır polis müdürlüğü yapmış bir insan böyle bir beyanat verir mi? Bütün silahlı eylem devletin aleyhinedir. Böyle bir beyanat olabilir mi? Uydurma olduğu besbelli bir şey. FETÖ’cü, PKK’lı hesaplarında yazılıyor.”

Ağar’a, görüşme sırasında İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye önerisinin olup olmadığını sordum. “Herkesin aklı var, fikri var. 30 sene geçmiş biz o işleri bırakalı. Ne gerek var? Herkes her şeyi görür, bakar, eder. Neticesini alır. Biz akıl satmaya gitmiyoruz ki hayırlı olsun demeye gidiyoruz. Biz üstümüze düşeni aslanlar gibi yapmışız. Erzurum’dan ayrılalı 30 sene geçmiş, hala o insanlar beni anıyorsa benim için yeterli bir övünç kaynağıdır” dedi.

Ağar, aradan yıllar geçse de Emniyet’te unutulmayan isimler arasında yer almaya devam ediyor.

Habere git