Siyasi partilerin gündemdeki konularla ilgili detaylı bir şekilde hazırlanıp, gelişmelere yönelik eleştirilerini ve çözüm önerilerini sunmaları, demokrasinin gereği.
Bu açıdan, özellikle de TBMM'deki grup toplantılarında hazırlıksız ve sadece eleştirmiş olmak için yapılan konuşmaların siyaset meraklıları açısından hayal kırıklığı olduğu söylenebilir.
Sözlerine, 'Bölge ülkelerinin ortak gelecekleri için bir araya gelmesini savunuyoruz' şeklinde başlayan birinin, Mekke Anlaşması'nı kasıtla, 'bir Müslüman ülkenin güvenliğini başka bir Müslüman ülkenin güvensizliği üzerine inşa etmeyi kabul etmiyoruz' diyebilmesi, buna bir örnek.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos 2026'da imzalanan Mekke Ortak Savunma Antlaşması, tarafların içlerinden birine yapılan herhangi bir saldırganlığı kendilerine yapılmış olarak değerlendirmeyi taahhüt ettikleri bir anlaşma.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın herhangi bir ülkeyi ve özellikle de İran'ı hedef almadığı, altı ısrarla çizilen hususlardan. Hazırlık sürecinde görüşülen İran'ın, anlaşmaya sıcak baktığı da yöneticilerinin açıklamalarıyla sabit.
Üç ülke tarafından imzalanan ve yakında öncelikle Mısır, Katar ve Bangladeş olmak üzere Suriye, Ürdün, Irak ve hatta İran'ın da katılması ihtimal dahilinde olan Mekke Anlaşması'ndan, bölgemizi ve İslam Dünyasını kafalarına göre yönlendirme merakındaki mihrakların ve içimizdeki uzantılarının hoşlanmadıkları, malum.
Daha fazlasının yapılması gerektiğine inananların, Anlaşma ile ilgili 'yetmez, ama evet' makamındaki eleştirilerini anlamak mümkün. Ancak Saadet Partisi adına TBMM'deki oylama öncesi yapılan, 'Bir Müslüman ülkenin güvenliğini başka bir Müslüman ülkenin güvensizliği üzerine inşa etmeyi kabul etmiyoruz' açıklaması, sadece muhalefet olsun diye yapılmışa benziyor.
Herkes, 'bir başka ülkenin güvensizliği' denilirken kastedilen ülkenin İran olduğunun ve Mekke Anlaşması'nın diğer halkı Müslüman ülkeler gibi İran'ın da katılımına açık olduğunun farkında çünkü.
Yaşananlara bakıp, katledilen İran Dini Lideri Ali Hamaney'in 2025'deki 12 Gün Savaşı sonrasındaki 'İsrail sadece bizim değil, bütün İslam ülkelerinin ortak problemi; beraber mücadele etmeliyiz' sözleri hatırlandığında, İran'ın da önünde sonunda bu Anlaşmaya katılması kaçınılmaz.
Anlaşmaya itiraz edilirken bile altı çizilen 'Bölge ülkelerinin ortak gelecekleri için bir araya gelmeleri' ihtiyacının önemi, özellikle de son bir asırda yaşadığımız acı tecrübelerle sabit. Bu açıdan Mekke Savunma Anlaşması, atılacak çok daha gerekli adımlar için ciddi bir başlangıç.
Sadece Mekke Anlaşması değil, gerekenlerin yapıldığı bilinen Fon Meselesi ile ilgili değerlendirmelerin çoğunun da 'maksat muhalefet olsun' makamında olması, muhalefetin dersine çalışması gerektiğini gösteriyor…

4 saat önce
18










English (US) ·