Türkiye, 2005 yılında Bankacılık Kanunu'nu yenilerken çok önemli bir düzenleme yaptı. Banka kaynaklarını, bankanın emin şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde doğrudan veya dolaylı olarak kendisi ya da başkalarının menfaatine kullandırarak bankayı zarara uğratanlara tarihi bir yükümlülük getirdi. TMSF bu kişilere dava açtığında, işlemlerin hukuka uygun olduğunu, şahsi menfaat temin edilmediğini veya banka kaynaklarının usulsüz aktarılmadığını "ispat yükümlüğü" karşı tarafa bırakıldı. İddia makamı (yani TMSF) değil, suçlanan eski banka yöneticileri ve ortakları çok yönlü hesap verme durumunda kaldı. Genel kaide olan "İddia makamının, iddiasını ispat külfeti" ilk kez tersine işletildi. Anayasa Mahkemesi de kamu alacağının hızla tahsili ve finansal istikrarın korunması adına bu düzenlemeyi Anayasa'ya uygun buldu. Güncel olarak çokça tartışılan ve kamuoyunda "Fon Krizi" olarak adlandırılan zorlu tablo karşısında, Sermaye Piyasası açısından da benzeri düzenleme yapılabilir, hatta bir ileri adım da atılabilir. Ki ABD'de bunun çarpıcı örneği de mevcut.
Gelinen aşamada...
Prensip olarak dar ve sabit gelirlerin konut edinmesini vadeden iki kuruluşun, Emlak Katılım'a devredilmesi suretiyle, sorunun tabana yayılmasının önlenmesi amaçlandı.
Kapatılan fonların, sermaye piyasasına ve finansal sistemin bütününe bulaşacak rahatsızlık üretmemesi için problemli alan karantina altına alındı.
Lâkin...
Fon balonu şişerken sorumlu kurum/ kurulların zamanında tedbir alıp almadığı, bu önlemlerin yeterli olup olmadığı, idari ve yasal boşlukların bulunup bulunmadığı da yukarıdan bakan bir gözle incelenmeli ki bir daha bu tür sıkıntılar yaşanmasın!
***
Tabii şimdi mühim olan, hakiki yatırımcının uğradığı kayıpların karşılanması.
Peki, bu ne kadar mümkün olacak?
Savcılık makamı ile MASAK anlık ve etkili müdahalelerle "mal ve para kaçırma girişimlerine" set çekmeyi başardı. Elbette bu varlıklar nakde çevrilecek ve zarar tazmini için kullanılacak.
Şimdi size, ABD'den bir örneği hatırlatmak istiyorum. Türkiye için de değerlendirilebilecek bu yöntem, fon zararlarının en kayıpla atlatılmasına vesile olabilir.
Bernie Madoff!
2008 küresel finansal krizi ile balon patladı. Madoff, hapse girdi ve orada öldü.
Madoff hadisesini hukuk ve finans tarihi açısından eşsiz kılan en önemli unsur ise çöken sistemin ardından başlatılan "servet geri alma operasyonu" oldu.
Öncelikle...
"Hayali kârların" ödenmesinden vazgeçildi. Yatırımcının hak iddia edebileceği tutar, "sisteme yatırdığı toplam paradan, sistemden çektiği paranın çıkarılmasıyla kalan net anapara" olarak sınırlandırıldı.
Buna karşın...
Sistemden, anaparalarından fazla sahte kâr elde eden "sözde şanslı yatırımcılar" tespit edildi. Tasfiye heyeti, bu kişilerin iyi niyetli olup olmadığına bakmaksızın, haksız zenginleşme gerekçesiyle geçmişe dönük takip başlattı. Aldıkları şişkin kârları geri talep etti!
Sonrası mı?
15.5 milyar dolar toplandı. 4.5 milyar dolar da Mağdur Fonu'nda birikti. Bu sayede, doğrulanmış anapara zararları karşılandı. Dünya genelinde 40 binden fazla mağdur yatırımcının uğradığı kayıpların yüzde 94'ü ödendi.
Bizdeki ön tespitler, şayet zorlayıcı yasal düzenleme yapılmazsa zarar karşılama oranının yüzde 10-15 civarında kalacağı, tedbir konulan malvarlıkları ile maksimum yüzde 20-25'i bulabileceği yönünde. Ama geriye yönelik köpük kârların, haksız kazançların tahsili halinde anaparaların kurtulacağı öngörülmekte!

1 saat önce
9










English (US) ·