MURAT ONGUN: Bir avukat geldi bana. Beliz Özkan isimli bir avukat. Bana “Bir milyon dolar verirsen gözaltındaki eşinin tutuklanmasını engellerim” dedi. Ben de “Benim böyle bir param yok” dedim.
*
Şimdi de suçlanan avukat Beliz Özkan’ın cevabına bakalım.
*
AVUKAT BELİZ ÖZKAN: Murat Ongun’a sadece “geçmiş olsun” demek için gitmiştim. Görüşmemizde ülkenin siyasi iklimini konuştuk. Ortak tanıdıklarımızdan söz ettik. Benim Murat Ongun’un iddia ettiği gibi bir talebim olmadı.
*
Peki hangisi doğru söylüyor?
Bilmiyorum. Bilemiyorum.
*
Eğer MURAT ONGUN doğru söylüyorsa...
Ortada yargıyı da töhmet altında bırakan korkunç bir dolandırıcılık girişimi söz konusu.
*
Eğer BELİZ ÖZKAN doğru söylüyorsa...
Ortada bir avukatın haysiyetini ayaklar altına alan korkunç bir iftira söz konusu.
*
Bu arada önemli bir ayrıntı:
Avukat Beliz Özkan, iktidar çevrelerine yakın biri değil. İmamoğlu tutuklandığında protesto gösterilerine katılacak kadar İmamoğlu yanlısı biri.
*
SONUÇ: Sıradan bir ihtilaf değil bu. Yargıyı töhmet altında bırakan, dava süreçleri üzerinde kuşkular uyandıran bir ihtilaf. Bu nedenle savcıların bu ihtilafa bir el atmalarında sayısız yarar var.
NATO KAFA NATO MERMER
Ankara’da NATO Zirvesi başlarken...
Türkçemize “Nato kafa / Nato mermer” diye giren deyimin sırrını araştırdım.
*
Meğer deyimde geçen “Nato” sözcüğüyle Ankara’da zirvesi yapılacak NATO arasında hiçbir bağlantı yokmuş.
Deyimde sadece ve sadece “Nato” sözcüğünün güçlü tınısından ve kuvvetli vurgusundan yararlanılmış.
MALUM KİTLENİN NEFRET ENDEKSİ
Siyasete yaklaşımlarını sadece “nefret” üzerine kuran bir kitle var ülkemizde.
Öyle geçici bir nefret değil ha! Kalıcı nefret kalıcı.
*
Rivayetlere göre...
Nefret bağımlısı kitlenin nefret endeksinde acayip bir değişiklik olmuş.
*
Bu zamana kadar hep en çok Tayyip Erdoğan’dan nefret eden bu kitle, bugünlerde en çok Kemal Kılıçdaroğlu’ndan nefret etmeye başlamış.
*
Siyasal nefretin zararları saymakla bitmez:
Siyasal depresyonu tetikler. Siyasal kalp krizlerine yol açar. Uzlaşmaya kapalı, öfkeli, sürekli yumruk sallayan bireylerin ortaya çıkmasına neden olur. Gerçekçilikten koparır.
*
Yani siyasal nefret, nefret edilen siyasileri zerre kadar ırgalamazken nefret eden kitleyi perperişan eder.
Aman diyeyim aman ha aman.
ŞIRNAK REKTÖRÜ NE DİYOR
Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Abdurrahim Alkış’la ilgili haberlerde...
Rektör Alkış’ın Facebook hesabında yayınlanan paylaşımlara yer veriliyor.
*
Şırnak Üniversitesi Rektörü Abdurrahim Alkış’ı aradım, bu işin aslını esasını sordum.
İşte anlattıkları:
*
- Bazı art niyetli sahtekârlar, sosyal medya hesaplarımı kopyalayıp istedikleri gibi içerikler oluşturmuşlar. Bu oluşturulan içerikler, bazı haber siteleri tarafından doğru kabul ediliyor, teyit edilmeden haber yapılıyor. Oysa hepsi sahte içerik onların.
- Bana ait Facebook hesabımda 5 bin takipçim, X hesabımda da epey takipçim bulunuyor. Bu takipçilerim arasında haber konusu yapılan paylaşımı gören, okuyan yok. Böyle bir şey olabilir mi?
- Ayrıca benim sözünü ettikleri türden bir paylaşım yapmam, hayatın olağan akışına aykırıdır. O sözleri okuyanlar, bunların akıl dışı, mantık dışı olduğuna kesin olarak kanaat getirir. Bir üniversitenin başında olan bir rektörün böyle akıl dışı sözler sarf etmesi mümkün mü?
- YÖK başta olmak üzere ilgili tüm devlet kurumları, bu haberleri mercek altına alıp inceleyerek sık dokur. Şayet bu yalan haberlerden biri bile doğru olsaydı benim bu görevde kalmam mümkün olabilir miydi?
- Bu haberlerle ilgili onlarca suç duyurumuz var. Hepsiyle ilgili suç duyurularında bulunduk. Ancak “basın özgürlüğü” gerekçe gösteriliyor ve başvurularımızdan bir sonuç alamıyoruz.
Prof. Abdurrahim Alkış
TERÖRSÜZ TÜRKİYE’NİN FOTOĞRAFI
Diyarbakır’ın tarihi surlarında...
Üç hilalli MHP bayrağı... Devlet Bahçeli portresi... “Kardeşlik kalbimizde / Gelecek aklımızda” sloganı.
*
İçinde yaşarken fark edemiyoruz ama müthiş bir değişim, muazzam bir dönüşüm söz konusu.
Terörsüz Türkiye’nin mayası tuttu.
Diyarbakır’ın tarihi surlarına asılan bu pankartlar ve afişler, işte tam olarak bunun kanıtı.
BİZ BU DEPOZİTO İADE İŞİNİ ÇOK SEVDİK
Türkiye’nin dört bir yanında depozito iade makineleri.
Plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarını atıyorsun bu makinelere.
Karşılığında 1 lira iade alıyorsun.
*
Bu makinelerin önünde uzun kuyruklar var.
Ben bizim mahalledeki ilgiyi gözümle gördüm. Başka yerlerdeki arkadaşlar da benzer gözlemlerini aktarıyorlar.
*
Çevre Bakanı Murat Kurum da ilk günün rakamlarını vermiş.
Buna göre bir günde...
- 649 bin 244 kişi bu makineleri kullanmış.
- 1 milyon 547 bin 850 ambalaj toplanmış.
Hay maşallah!
*
Bu arada vatandaşlardan iki talep:
- BİR: Vatandaşlar, makinelerin sayısının artırılmasını istiyorlar, bazı semtlerde yokmuş.
- İKİ: Makine, gereksiz bürokrasiyle telefon numarası falan istiyormuş, istemesin deniliyor.

2 hafta önce
36









English (US) ·