Klima bir ülkeyi nasıl böldü

3 gün önce 37

Bu hafta ABD’de cehennem sıcakları vardı.

Tüm hafta boyunca Washington’da hava 40 derece üstünde seyretti. New York da pek farklı değildi.

Malum... Amerikalılar tıpkı biz gibi klimasız yaşayamayan insanlar.

Yazın terlemeden dışarıda iki dakika durmak mümkün değilken her yerde içerisi 18-20 derecede buz gibi olur.

*

Yalnız bu işin bir de elektrik şebekesi
tarafı var.

Bu tür çöl sıcaklarında herkesin klimalara, vantilatörlere yüklendiği bir senaryoda şebekeye fazla yüklenme olmasından korkulur.

Bu sebeple New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, New Yorklulara bir tavsiyede bulundu.

Klima bir ülkeyi nasıl böldü

- Hava sıcak ve elektrik şebekemiz bizi serin tutmak için fazla mesai yapıyor.

- Klimanızı 78 fahrenhayta (25.5°C) ayarlayın, kullanmadığınız ışıkları/elektronik cihazları kapatın ve fişten çekebileceklerinizi çekin.

- Talebi azaltalım ve bu sıcaklığı hep birlikte atlatalım.

*

Size bir şey diyeyim mi... Kıyamet koptu kıyamet.

Vay efendim sen kimsin de bizim klimamızın derecesine karışıyorsun...

Vay efendim Müslüman’dan klima mı öğreneceğiz...

Vay efendim dünkü Ugandalı gelmiş Amerikalıya klima kullanma dersi veriyor.

İşte sosyalizm budur, işte komünizm budur” nidalarıyla bir hafta geçiriyoruz.

*

Cumhuriyetçiler bu meselenin üzerine mal bulmuş mağribi gibi atladılar.

Yalnız şöyle bir sorun vardı... Cumhuriyetçi eyaletler de geçmişte vatandaşlara
birebir aynı uyarıda bulunmuşlar: Klimalarınızı 25 dereceye ayarlayın,
şebekeye yüklenmeyin.

Hatta ve hatta Trump’ın Enerji Bakanlığı’nın sitesinde bile aynı uyarı varmış.

Peki mesele bu mu? Değil.

Mesele... Bunu Mamdani’nin söylemiş olması. Dedik ya... Dünkü Ugandalı, Müslüman gelmiş Amerikalıya klima dersi veriyor.

Bugünlerde klimayı 18 derecede kullanmak Amerikan vatanseverliği, 25 derecede kullanmak ise sosyalist, komünist liberallerin işi.

Klima derecesinin toplumda bölünmeye yol açıp siyasi kutuplara bölünme meselesi gerçekten hem trajik hem de olabildiğince komik.

*

Amerika’da Trump’ın yarattığı toplumsal ayrışma ile artık ilk buluşmaya çıkan gençlerin birbirine siyasi sorular sorduğu konuşuluyor hep.

Trumpçı mı yoksa liberal mi anlamak için...

Bu senenin trendi ise artık klimayı kaç derecede kullandığın olacak.

Hele hele sevgili ya da eş dost eve davet ediliyorsa klimanın ayarını önceden yapmak farz oldu.

Söz konusu konuk koyu Trumpçıysa kökle 18’e... Ha yok eğer sosyalist ve liberalse 25’in altına inme.

İşte klima bu hafta ABD gibi bir ülkeyi ortadan ikiye tam olarak böyle böldü.

Klima bir ülkeyi nasıl böldü

HADİ AMERİKA OLALIM

KÖŞEYE başladığımdan beri hiçbir zaman Türkiye’deki iç gündemle ilgili yazmadım, sanırım burada olduğum süre boyunca da yazmayacağım.

Madem öyle niye bu girizgahı yaptım?

Çünkü Türkiye’de sık sık gündeme gelen “ifade özgürlüğü” meselesini takip ettikçe ABD’deki muadili aklıma geliyor.

Yine Türkiye’deki gündemden bahsetmeden size bu konuyu kısaca
açmak istiyorum.

*

Almanya’da okula gittim, yaşadım, çalıştım. İngiltere’yi çok yakından tanıyorum. Hayatımın çok önemli bir bölümü ABD’de geçti ve geçmekte.

Şimdi bu denkleme baktığımızda “ifade özgürlüğü” kapsamının en geniş uygulandığı yer bana göre açık ara ABD.

Anayasa’nın 1’inci değişiklik maddesinin sunduğu ifade özgürlüğü kapsamı dünyanın geriye kalan tüm ülkelerinden çok daha sınırsız. Bu bir gerçek.

*

Buradaki ifade özgürlüğünü sadece “başkana küfredebiliyorsun abi adamlardaki özgürlüğe bak” çerçevesinden görmek çok dar bir bakış açısı.

Başkana olduğu gibi sana da, ailene de, kutsalına da küfredebiliyor demek.

Bizdeki meselenin “ifade özgürlüğü olsun” değil de “benim düşündüğüm gibiyse ifade edilsin” olduğunu düşünüyorum.

Biz Amerika değiliz. Amerikalı hiç değiliz. Herkesin sosyal medyada birbirini “hakaretten” dava ettiği bir ülkede gerçekten ABD tarzı bir uygulama olacağını düşünebiliyor musunuz?

*

Bir de şu “ama o şakaydı, şu mizahtı” meselesi var.

Bu ifade özgürlüğü meselesinin en “pis” yanı da bu. İfadeyi özgürleştireceksen ya tam özgürleştireceksin ya da herkesin kendi kutsalını bir şekilde yasalarla kontrol altına alacaksın.

Doğru ama...” diyorsanız siz de öyle ya da böyle ifadenin kısıtlanması gerektiğini düşünüyorsunuz demektir.

İfade özgürlüğü olmalı ama şuna da saygı duymak zorundasın” diyorsanız ifadenin kısıtlanması gerektiğini düşünüyorsunuz demektir.

Kimsenin kimseye saygı duymak zorunda olmadığını, herkesin size de, en yakınlarınıza da, kutsalınıza da istediğini istediği şekilde söyleyebileceğini hazmedemiyorsanız ifadenin kısıtlanması gerektiğini düşünüyorsunuz demektir.

*

Ve en önemlisiyle bitireyim...

İfade özgürlüğü mesele olunca Anayasa önünde herkes eşittir. Yaptığınız işin de, kim olduğunuzun da, neyi amaçladığınızın da bir önemi yoktur.

Yani öyle istediğimiz zaman “Hadi Amerika’daki gibi olsun” demekle olunmuyor.

Klima bir ülkeyi nasıl böldü

EN RAHATI TÜRKİYE

TRUMP ile Oval Ofis’teki mülakatımızla Ankara’daki zirve hakkında birkaç şey erkenden ortaya çıktı.

1- NATO’nun Batı kanadı diken üstünde olacak

2- Avrupalıların harcamadığı paralar Trump’ın dilinden düşmeyecek.

3- Türkiye’ye ve Erdoğan’a saygıda kusur edilmeyecek.

4- Türkiye’nin savunma sanayisi “örnek” olarak gösterilecek.

Yarın NATO başkentlerinden uçaklar birer birer kalkarken en rahat başkent Ankara, en rahat ülke Türkiye olacak.

Bu cidden büyük bir lüks. Hem keyfini çıkarmak, hem de olabildiğince avantaj koparmak farz.

Klima bir ülkeyi nasıl böldü

Habere git