Uygar TAYLAN/utaylan@hurriyet.com.tr
Oluşturulma Tarihi: Nisan 26, 2026 07:00
‘Kuğu Gölü’nü hip-hop’la harmanlayarak yorumlayan ‘SWANS’ bu hafta izleyici karşısında. Gençlerin enerjisini sahne teknolojileriyle birleştiren gösteriyi sanat yönetmeni Tan Sağtürk’ten dinledik. Rothbart rolündeki Ceylin Han Çinkitaş da provaları anlattı.
Klasik balenin en bilinen eserlerinden ‘Kuğu Gölü’ bu kez bambaşka bir formda. Tan Sağtürk’ün sanat yönetmenliğinde kurulan Genç Bale Tan Sağtürk Akademi’nin klasik disiplinle hip-hop’ın özgür dilini bir araya getirdiği ‘SWANS’, genç dansçıların dinamizmini modern sahneleme anlayışıyla seyirciye sunuyor. Volkan Ersoy’un rejisiyle hayat bulan yapımda, Çaykovski’nin bestesi güncel yorumla yeniden kurgulandı. 8 koreografın çalıştırdığı 57 genç dansçı, yalnızca bir gösteriyi değil, farklı disiplinlerin güçlü bir birlikteliğini de ortaya koyuyor. ‘SWANS’, Dünya Dans Günü kapsamında 28-29 Nisan’da Paribu Art’ta izleyiciyle buluşacak. Yapım 16 Mayıs’ta aynı mekânda seyirci karşısına çıkacak. Gösterinin provalarını izledik ve sanat yönetmeni Tan Sağtürk’e sorularımızı sorduk.
◊ ‘Kuğu Gölü’ gibi klasik bir eseri hip-hop’la buluşturma fikri nasıl doğdu?
Genç Bale Topluluğu’nun klasik disiplinini ve teknik altyapısını ortaya koymaya çalışırken, bir başka güçlü taraf olarak gençlerin dans etme özgürlüğünü sahneye taşıma fikri bizi bu projeye götürdü. Klasik balenin kurallı ve estetik yapısıyla hip-hop’ın özgür ama kendi içinde disiplinli dili arasında bir bağ kurmak istedik. Amacımız, salondaki farklı seyirci profillerini ortak bir heyecanda buluşturmak ve klasik baleyi farklı dokunuşlarla yeni bir boyutta sunmaktı.
◊ Klasik balenin disipliniyle hip-hop’ın özgür dili arasında nasıl bir denge kurdunuz?
Bu dengeyi kurmak işin en hassas noktasıydı. İki farklı dans disiplinini aynı sahnede buluştururken birinin diğerini gölgelemesini istemedik. Klasik bale ve hip-hop, aynı hikâyenin iki farklı anlatıcısı haline geldi. Orijinal notalara sadık kalırken bazı bölümlerde ritmi hip-hop’ın enerjisine uygun şekilde güncelledik. Böylece her iki disiplin de aynı müziğin içinde kendi dilini bulabildi.

◊ Seyircinin salondan çıkarken aklında kalmasını en çok istediğiniz duygu ne?
Kesinlikle umut. Hikâyenin sonunda iyiliğin ve sevginin karanlığa galip geldiği final anında, seyircinin içinde bir kıpırtı olsun istiyoruz. ‘Kuğu Gölü’ özünde bir dönüşüm ve kurtuluş hikâyesidir. Biz bu klasik anlatıya sadık kalarak ama bugünün diliyle, bugünün enerjisiyle yeniden yorumladık. Günümüz dünyasında hepimizin biraz umudu, biraz iyiliğin hâlâ kazanabileceğini hatırlamaya ihtiyacı var. Seyirci salondan çıkarken sadece güzel bir gösteri izlemiş olmanın ötesinde, içinde bir sıcaklık, bir iyimserlik hissetsin istiyoruz. Gençlerin enerjisi, sahnedeki o kolektif uyum, farklı disiplinlerin bir arada var olabilmesi... Bunlar aslında umudun ta kendisi.
◊ ‘Kuğu Gölü’nün kariyerinizde nasıl bir yeri var?
‘Kuğu Gölü’ bir bale sanatçısı için sadece bir eser değil, adeta bir dönüm noktasıdır. Benim kariyerimde de çok özel yeri var. Yıllar önce Prens rolünü canlandırırken hissettiğim heyecanı dün gibi hatırlıyorum. Çaykovski’nin büyülü notaları eşliğinde sahnede olmak tarifsiz bir duygu. Ama itiraf etmeliyim, şu an hissettiğim heyecan çok daha farklı. Bu kez sahnede yokum; yıllardır emek verdiğimiz, yetişmesine katkıda bulunduğumuz gençler var. Onların ‘Kuğu Gölü’nü bambaşka bir yorumla, hip-hop’un enerjisiyle buluşturarak sahneye taşıdığını görmek... İşte bu ‘Kuğu Gölü’nün benim kariyerimdeki yerini tarif edebilecek en güzel duygu.
‘Görev değişikliğiyle çok şey değişmedi’
◊ Sanatseverlerin çok sevdiği birisiniz. Kültür ve Turizm Bakanı Danışmanı olarak atanmanızdan sonra hayatınız nasıl gidiyor?
Bu sevgi ve ilgi için çok teşekkür ederim. ‘Görev değişikliğiyle hayatımda çok şey değişti’ diyemem ama sorumluluk alanım genişledi, farklı boyut kazandı. Hâlâ günümün büyük kısmı sanatla, projelerle ve planlamalarla geçiyor. Yaptığım işi büyük bir aşkla yapıyorum. Gençlerin sahnedeki o ışığını gördükçe, gözlerindeki heyecanı hissettikçe yorgunluk kalmıyor. Türkiye’nin dört bir yanında sanata gönül veren gençlerimiz var ve onlarla bir arada olmak, gelişimine tanıklık etmek benim için en büyük mutluluk.

‘Sahnede görünmeyen bir güç gibiyim’
Ceylin Han Çinkitaş (16)
◊ Rothbart nasıl bir karakter?
Rothbart’ı karanlık ama aynı zamanda çok karizmatik bir karakter olarak görüyorum. Onun duygusu bana göre sadece ‘kötülük’ değil, daha çok kontrol ve güçle ilgili. Sahnede onu taşırken en çok bu kontrol hissine giriyorum. Sanki sahnede enerjiyi yöneten, görünmeyen bir güç gibiyim. O anlarda biraz daha sert, daha keskin bir tarafa geçiyorum.
◊ Klasik baleyle hip-hop arasında gidip gelmek fiziksel olarak zorlayıcı mı?
Başta zorlayıcıydı çünkü bedenini iki farklı disipline aynı anda adapte etmen gerekiyor. Zamanla bu geçişleri sevmeye başladım. Bir anda sert, güçlü ve yerle temas eden hareketlerden çıkıp zarif ve akışkan hale geçmek ‘cool’ hissettiriyor.
◊ Provalarda en çok zorlayan ne oldu?
En çok zorlayan şey detaylar oldu. Bazen çok küçük bir hareket için bile defalarca tekrar yapıyoruz. Ama işin güzel tarafı şu ki, o detaylar birleştiğinde sahnede bambaşka bir şey ortaya çıkıyor.
◊ ‘SWANS’ın kariyerinizdeki yeri ne olacak?
‘SWANS’ kariyerimde bir kırılma noktası. Bu tür projeler kapı açıyor. Çünkü dans etmek sadece bir performans değil, insanın kendini bulduğu bir yolculuk.

4 saat önce
33









English (US) ·