Mizah, tarih boyunca otoriteyi eleştirmenin, toplumsal tabuları yıkmanın ve distopik gerçeklikleri kahkahaya tahvil etmenin en güçlü yolu oldu. Ancak günümüzde "neyin şakasının yapılıp yapılamayacağı" sorusu, hem Türkiye’de hem de dünyada ifade özgürlüğünün en sıcak çatışma cephesini oluşturuyor. Bir tarafta batı dünyası, yasal engelleri aşmış görünse de dijital dünyanın getirdiği toplumsal linç mekanizmalarıyla sahne özgürlüğünü tartışıyor.
Diğer tarafta ise Türkiye, politik ve kara mizah yapan sanatçıların doğrudan hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kaldığı, kahkahanın adliye koridorlarında yankılandığı bir dönemeçten geçiyor. Son olarak komedyen Deniz Göktaş’ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinin ardından havalimanında gözaltına alınması son günlerin en tartışılan gündemlerinden biri haline geldi.
KİM BU ÖLÜ DENİZ?
18 Nisan 1994 Ankara Mamak doğumlu olan İmran Deniz Göktaş, Çorumlu ve Alevi kökenli, işçi-memur bir ailenin çocuğu. Türkiye’nin en prestijli okullarından ODTÜ Psikoloji Bölümü’nü başarıyla tamamlayan Göktaş, ardından Kadir Has Üniversitesi’nde Sinema ve Televizyon üzerine yüksek lisans yaptı.
'AÇIK MİKROFON'LA SAHNEYE ÇIKTI
TuzBiber stand-up ekibinin açık mikrofon etkinliklerinde sahne alarak adını duyuran Göktaş, alışılmışın dışındaki sakin ama bir o kadar da sarsıcı tarzıyla tanınıyor. Dönemin popüler mizah dergisi Uykusuz’da yazarlık yapan, fenomene dönüşen Gibi dizisinde konuk oyuncu olarak yer alan ve Ben Tek Siz Hepiniz (2022) adlı ödüllü kısa filmin başrolünü üstlenen Göktaş, modern Türkiye’nin en entelektüel komedyen kuşakları arasında gösteriliyor.
"DENİZ GÖKTAŞ'A AYIRACAK VAKTİM YOK"
Göktaş'ın sahne performanslarının ötesinde, kitlelerle kurduğu bağın dijital temeli popüler podcast serisi "Deniz Göktaş'a Ayıracak Vaktim Yok" ile atıldı.
Geleneksel fıkra anlatıcılığının ya da sıradan "ofansif şakaların" aksine bu podcast; sosyolojik tespitler, psikolojik tahliller ve Türkiye'nin boğucu politik atmosferini harmanlayan serbest çağrışımlı bir monolog formatına sahipti. Göktaş’ın dershanelerden günlük kaygılara, felsefi açmazlardan toplumsal histerilere kadar uzanan geniş bir yelpazede "ileri geri konuşarak" ürettiği bu içerik, bugünkü "Ölü Deniz" gösterisine giden yapı taşlarını döşedi ve sanatçının entelektüel komedi kimliğini dijital hafızaya kazıdı.
DÜNYADA MİZAHIN SINIRINI YASA DEĞİL TOPLUM BELİRLİYOR
Deniz Göktaş’ın gözaltına alınışı, akıllara "Dünyada mizah özgürleşirken, Türkiye’de geriliyor mu?" sorusunu getirdi. Ancak küresel ölçekteki veriler, mizahın her coğrafyada farklı bir duvarla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Bu engeller ülkelerin yönetim biçimlerine ve toplumsal reflekslerine göre büyük farklılıklar arz ediyor.
ABD (First Amendment/Birinci Yasa Değişikliği) ve İngiltere gibi ülkelerde hukuki olarak ifade özgürlüğünün sınırları oldukça geniştir. Komedyenler sahnede dini figürleri, devlet başkanlarını veya azınlıkları en sert biçimde eleştirseler dahi asla ters kelepçeyle gözaltına alınmaz veya hapis cezası istemiyle yargılanmazlar. Ancak bu ülkelerde komedyenlerin önündeki en büyük engel "İptal Kültürü" (Cancel Culture) olarak adlandırılan sosyo-ekonomik baskıdır. Örneğin, ünlü komedyenler Dave Chappelle ve Ricky Gervais, ofansif şakaları nedeniyle hapse girmediler ancak ilerici (progresif) kitleler tarafından yoğun biçimde boykot edilerek platformlardan kaldırılmak istendiler. Batı dünyasında sansür, "devlet eliyle" değil, "ticari ve toplumsal baskıyla" işletiliyor ve sanatçılar hapis cezasıyla değil, sponsor kayıpları ve sahne iptalleriyle cezalandırılıyor.
TÜRKİYE, ÇİN VE RUSYA'YA BENZİYOR
Avrupa'nın bir diğer merkez üssü olan Fransa'da ise durum daha çok seküler çatışmalar ve nefret söylemi üzerinden şekilleniyor. Ülkede kutsal değerleri eleştirmek yasal güvence altında olsa da, bazı komedyenlerin antisemitik (Yahudi karşıtı) şakaları "nefret söylemi" kapsamına alınarak kamuoyu linçine ve istisnai para cezalarına yol açabiliyor. Türkiye’deki mevcut duruma yapısal olarak en çok benzeyen örnekler ise Rusya ve Çin gibi otoriter rejimlerde yaşanıyor. Bu ülkelerde yargı ve devlet sansürü doğrudan devrede. Geçtiğimiz yıllarda Çin'de komedyen Li Haoshi, sahnede orduyla ilgili yaptığı tek bir şaka nedeniyle gözaltına alınmış, bağlı olduğu komedi şirketine milyonlarca dolar ceza kesilerek kariyeri tamamen bitirilmişti.
MİZAHIN DOĞASI BU!
Hukukçular ve sosyologlar Deniz Göktaş olayını iki farklı perspektiften değerlendiriyor. Siyasi iktidara yakın çevreler ve muhafazakar yapılar; kutsal değerlerin, devlet kurumlarının ve milli sembollerin bir eğlence nesnesi haline getirilemeyeceğini, toplumsal barışın korunması ve kamu düzeninin sağlanması için yasal sınırların ve cezai yaptırımların şart olduğunu savunuyor.
Buna karşın sanat toplulukları, insan hakları örgütleri ve muhalefet partileri ise ortak bir ses yükseltiyor:
Mizah, doğası gereği absürdü, tabuyu ve otoriteyi eleştirmek zorundadır.
www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

1 saat önce
37










English (US) ·