Kanser tedavisinde yeni bir çağ

2 hafta önce 40

Hocam, internette okuduklarım çok korkutucu” dedi. Bu tepki anlaşılır. Çünkü kanser kelimesini duyduğumuzda, hepimizin aklına ölüm oranları, agresif tedaviler ve kötü sonuçlar geliyor. Özellikle pankreas ve akciğer kanseri gibi türler, yıllardır en düşük sağkalım oranlarıyla anılmıştır. Ancak hastama söylediğim şey, bu korkutucu tablonun hızla değişmekte olduğudur.

Çünkü kanser, tek bir hastalık değildir. Altında binlerce farklı genetik profili olan hastalık yatmaktadır. Tıp literatürü içinde en hızlı güncellenen alan olan onkolojide, son aylar metastatik kanser tedavisinde ve tanısında paradigma değişiklikleri yaşanmıştır. İşte bu hafta, yıllardır en çok korkulan kanser türlerine ve nadir tümörlere karşı tıp dünyasında heyecan yaratan üç büyük gelişmeyi sizlere anlatacağım.

Kanser tedavisinde yeni bir çağ

PANKREAS KANSERİNDE YAŞAM SÜRESİNİ İKİYE KATLAYAN İLAÇ

Pankreas kanseri, erken dönemde belirti vermediğinden “en sinsi kanser” olarak bilinir. Geleneksel kemoterapi ile ortalama sağkalım altı ayı geçememiştir. Ancak geçtiğimiz mayıs ayında, New England Journal of Medicine’da yayımlanan çalışma bu tabloyu kökten değiştirmiştir. Pankreas kanserlerinin yüzde 90’ından fazlasında KRAS geni hatalı çalışmaktadır. Yıllarca araştırmacılar bu mutasyonu hedef alan ilaçlar geliştirmeye çalışmış, ancak başarısız olmuştur. Ta ki Daraxonrasib adlı yeni ilaç geliştirilene kadar. Bu ilaç, kanser hücrelerinin büyüme sinyallerini doğrudan kesintiye uğratmaktadır. 500 hastayı kapsayan çalışmada sonuçlar oldukça çarpıcı. Daraxonrasib alan hastalarda sağkalım 13.2 ay iken, kemoterapi alanlarda 6.6 ay olmuştur. Tam olarak iki katı bir iyileşme. Daha önemlisi, bu başarı daha önce başka tedaviler almış en zorlu hasta grubunda elde edilmiştir. Yan etkileri de kemoterapiden daha az gözükmektedir. Daraxonrasib’in düşük tedavi bırakma oranı (yüzde 1.2 - yüzde 11.2), hastalar için çok daha yaşanabilir bir seçenek sunduğu anlamına gelmektedir.

Kanser tedavisinde yeni bir çağ

AKCİĞER KANSERİNDE 5 YIL ÖNCEDEN TEŞHİS

Akciğer kanserinde teşhis alanında eşit derecede heyecan verici bir gelişme olmuştur. Cell dergisinde yayımlanan çalışma, kan içinde dolaşan 14 farklı proteinin kombinasyonunun, akciğer kanserini beş yıl öncesinden tahmin edebileceğini göstermiştir. İngiliz araştırmacılar, yaklaşık 48 bin kişinin kan örneklerini inceleyerek çalışmışlardır. Kan içinde dolaşan 14 farklı proteinin seviyelerine bakarak, akciğer kanserinin beş yıl öncesinden habercilerini bulmayı başarmışlardır. Bu 14 proteinin her biri, vücudun içinde neler olup bittiğinin bir işareti gibidir. Hava kirliliğine maruz kaldığımızda, akciğerlerimiz zarar görmeye başlar. Bu zarar, vücudumuzda bir yangın gibi bir iltihaplanma başlatır. Aynı zamanda, bu stres altında hücrelerimiz genetik değişikliklere uğramaya başlar. İşte tüm bu olaylar, hava kirliliği, iltihaplanma, genetik değişiklikler, vücudumuzun kanında birer iz bırakmaktadır. Bu 14 proteinin kombinasyonu, sanki bir parmak izi gibi, vücudun kanser yolunda ilerlediğini göstermektedir. Henüz kanser ortaya çıkmamışken, bu proteinleri ölçerek, doktor beş yıl sonra kanser gelişecek kişileri bugünden belirleyebilmektedir.

Kanser tedavisinde yeni bir çağ

Çalışmanın etkinliği ve güvenirliği ise araştırmacıların bu bulguyu test etmek için sekiz farklı ülkede sekiz farklı hasta grubuyla çalışması ve her seferinde aynı sonucu almasıdır. Hatta, bu imza kullanılarak, kanser gelişme riski yüksek olan hastalar belirlendiğinde ve onlara iltihaplanmayı azaltan ilaçlar verildiğinde, her 55 kişiden birinde kanser tamamen önlenebildiği izlenmiş. Başka bir deyişle, bu basit kan testi sayesinde, doktor artık kanser gelişmeden önce müdahale edebilmektedir.

BEYİN TÜMÖRLERİNDE YAPAY ZEKÂ DEVRİMİ

Beyin tümörleri ise tanı koymak açısından en zor kanser türlerinden biridir. Nature Cancer dergisinde yayımlanan çalışma, yapay zekâ kullanarak bu süreci radikal olarak değiştirmiştir. Hetairos adlı yapay zekâ modeli, beyin tümörlerinin 102 farklı alt türünü, basit bir doku görüntüsünden tanıyabilmektedir. Dört kıtaya yayılan 11 merkezden 9 binden fazla hasta ile eğitilen bu model, doktor uzmanlardan daha başarılı olmuştur. Uzmanlar yüzde 30 doğruluk oranına sahipken, Hetairos yüzde 68 doğruluk oranına ulaşmıştır.

Kanser tedavisinde yeni bir çağ

Peki bu neden bu kadar önemli? Çünkü beyin tümörlerinin kesin tanısı, geleneksel yöntemlerde 12 gün kadar sürmektedir. Hastalar için çok uzun bir belirsizlik dönemi olan bu 12 gün Hetairos ile sadece 12 dakikaya düşmüş oldu. Tanı ne kadar hızlı konulursa, tedavi de o kadar hızlı başlayabilir. Ayrıca, Hetairos sadece tanı koymakla kalmıyor; aynı zamanda hangi ek testlerin yapılması gerektiğini de rehberlik ederek, gereksiz testlerden kaçınılmasını sağlamaktadır. Bu hem zaman hem de kaynak tasarrufu anlamına gelmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, moleküler testler pahalı ve erişilmesi zor olduğundan, Hetairos gibi yapay zekâ çözümleri tıbbi tanıda devrim yaratmaktadır.

KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ VE TEŞHİS

Bu üç gelişme, onkolojide temel bir paradigma değişimini temsil etmektedir. Artık “herkese aynı yaklaşım” döneminin sonu gelmektedir. Yerine, her hastanın hastalığının profili temelinde özel tedaviler ve tanı yöntemleri tasarlanan bireyselleştirilmiş bir sistem oluşmakta. Daraxonrasib, KRAS mutasyonu olan hastaları hedef almakta; 14 proteinlik imza, koruyucu tedaviden faydalanacak hastaları belirlemekte; Hetairos, tanı sürecini hızlandırarak hastaların daha hızlı tedaviye başlamalarını sağlamaktadır.

Kanser tedavisinde yeni bir çağ

Kanser artık ölüm cümlesi değil, yönetilebilir bir hastalık haline gelmektedir. Elbette, hala çözülmesi gereken sorunlar vardır. Ancak bu araştırmalar, umut verici bir yönü işaret etmektedir. Polikliniğe gelen hastama söylediklerim bugün daha da geçerlidir: Kanser, yenilmez bir canavar değildir. Bilim, her gün yeni kapılar açmaktadır. Doğru zamanda atılan doğru adımlar, en karanlık tabloları bile aydınlatabilir.

Habere git