İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu SÖZCÜ TV'de Liderler Özel programında soruları yanıtlıyor

3 hafta önce 37

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, SÖZCÜ TV’de 'Liderler Özel' programına konuk oluyor. SÖZCÜ TV Genel Müdürü Güney Öztürk, SÖZCÜ TV Genel Yayın Yönetmeni İpek Özbey ve SÖZCÜ TV Ankara Temsilcisi Aslı Kurtuluş Mutlu'nun soruları yanıtlayan Dervişoğlu, gündeme ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulunuyor

Dervişoğlu'nun, SÖZCÜ TV’ye yaptığı açıklamalardan öne çıkan ifadeler şöyle:

'CHP İLE BAZI NOKTALARDA ORTAKLAŞIYORUZ'

"- Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu sorunlarla alakalı olarak genellikle Cumhuriyet Halk Partisi’nin değerli Genel Başkanı’yla bazı alanlarda ortaklaşıyoruz.

- Ama bu süreçle alakalı olarak İYİ Parti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan komisyona katılmaması münasebetiyle diğer partilerden ayrıştığını görüyoruz. Bu da dışarıdan bakıldığında, belki siyaseten bir fikir ayrılığı varmış gibi bir izlenim oluşmasına vesile oluyor.

- Cumhuriyet Halk Partisi ile her şeye aynı pencereden bakarak değerlendirmiyoruz. Bunu her fırsatta da söylüyorum. Hassasiyetlerimizin önemsenmesi gerektiğini ifade ediyorum ve bu hassasiyetleri kamuoyuna açık bir biçimde dile getiriyorum.

- Bu süreç nasıl başlatıldı? Bu sürecin komisyon aşamasına gelinceye kadar olan takviminde neler yaşandı? Komisyon kurulduktan sonra neler oldu? Bir terör örgütü liderinin devletle eşitlenmesine katkı sağlayabilecek hangi yanlış adımlar atıldı? Bunların tamamını kamuoyuna açık şekilde ifade ediyorum.

- “Şu parti bunun sorumlusudur, bu parti değildir” penceresinden de bakmıyorum. Ama en başından itibaren bir duruş sergilenmesi gerektiğini söylüyorum ve bunu bütün samimiyetimle ifade ediyorum. Ayrıca bu süreçte siyaseten bazı konulardan istifade etmeye yönelik bir gayretin sahibi olmadığımı da biliyorsunuz. Ben Türkiye için konuşuyorum."

'HAYIR OYUMUZLA MEŞRULAŞTIRMAK İSTEMEDİK'

"- O komisyona katılmamamızın gerekçesini de defalarca kamuoyuyla paylaştım. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulmuş bir komisyonla bütün siyasi partileri eşitlemek ve terör örgütünün emellerine hizmet edebilmek amacıyla bazı siyasi manevraların döndüğünü biliyorum.

- Dolayısıyla biz komisyona katılmış olsak bile, hayır oylarımızla kendi kararlarını meşrulaştıracak bir zemin arayışı içerisinde olduklarını da gözlemlemiştim. Bunu da kamuoyuyla paylaştım.

- Bu komisyon kurulmadan önce bir süreç başlatıldı. “Hangi mesafeyi aldık?” sorusuna toplum olarak cevap aramamız lazım. Ben en başında söyledim: Atılan bu adımlar, Türkiye’nin tartışılmazlarını tartışma masasına yatıracak ve uzun vadede Türkiye’nin başına bela olacak.

- Milli varlığımız tartışılacak, milli kimliğimiz tartışılacak, üniter yapı tartışılacak. Bir eşkıya başının devletle eşitlenmesine bağlı olarak, toplumun bir kesiminin temsilcisi gibi anılmasına vesile olacak türden kaygılarımı hep paylaştım.

- Bugün haklı olduğumuzu, haklı çıktığımızı görüyorum. Ama haklı çıktık diye bir memnuniyet duyduğumu söyleyemem. Keşke bunlar hiç yaşanmasaydı; tartışma masasına yatırılmasaydı; vatandaşlık tanımı üzerinden milli kimliğimizi zaafa uğratabilecek adımlar atılmasaydı da ben keşke haksız çıksaydım.

- Bugün gelinen noktada görüyoruz ki bazı değerlendirmeler önümüzdeki dönemlerde yine sıkıntı yaratacak şekilde cereyan ediyor. Ben de buna bağlı olarak uyarılarımı sürdürüyorum."

'KÜRT MESELESİ VE TERÖR MESELESİ'

"- Meseleye nereden baktığınızla ilişkilendirmek lazım. Kimliğimizden kaynaklanan bir sorunla karşı karşıyaysak, ayrıştırarak bir çözüm yolu bulmak mümkün değil. Ama ben Türkiye’de kimlikten kaynaklanan bir problem yaşandığı kanaatinde değilim.

- Bugün hangi sorun kimliğimizden kaynaklı olarak tartışılıyor? Dolayısıyla bir terör örgütü var. Ben en başından beri bu meseleye doğrudan bir reddiye oluşturmak peşinde değilim. Elbette bu ülkenin problemleri varsa konuşulmalı; ama doğru bir zeminde konuşulmalı.

- Bir terör örgütü liderinin yol göstericiliğinde tanzim ve inşa edilmiş bir sürecin faydalı sonuçlar doğurabileceğini söylemek mümkün değil. O bakımdan, bunu bunun dışında tutarak sağlıklı bir sonuç elde edemeyiz fikrine katılmıyorum.

- Doğru bir başlangıç yapmak lazım. Türkiye’de ne konuşulması gerekiyordu ya da bu süreç başladığından beri Türkiye neyi konuştu? Bugün İmralı’da yapılan görüşmelerin tutanakları üzerinden bile son derece önemli tartışmalar yaşanıyor.

- Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin oraya gönderdiği kişiler, komisyona dahil olanlar, alt komisyon niteliğinde görüşmeler yaptı. Ama bu tutanakların sıhhat derecesiyle ilgili bile sağlıklı bir değerlendirme yapamıyoruz. Yani ortada konuşulmuş net bir şey yok.

- Buna “çözüm süreci” derseniz, çözüme dair sonuçlar ortaya çıkması gerekir. Ben bunu “havanda su dövmek” olarak tanımlıyorum. Elde edilmiş bir mesafe olduğu kanaatini taşımıyorum.

- (Suriye’de gelinen durum) Bu tür olayları yaşandığı yerde değerlendirmek lazım. Türkiye’de terör örgütünün terör yapabilecek kabiliyeti zaten Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçlerimiz tarafından sınırlandırılmıştı.

- Bu süreç, bence örgütün siyasal varlığına can suyu vermekten başka bir anlam ifade etmedi. Daha önce de “Türkiye’de 80 civarında terörist kaldı, ayakkabı numaralarına kadar biliyoruz” denmedi mi? Birinci açılım sürecinde de benzer şeyler yaşandı ve sonunda hendek terörü faciasıyla karşı karşıya kaldık.

'PKK SURİYE'DE VARLIĞINI SÜRDÜRÜYOR'

"- Suriye’deki gelişmelere bakarak elde edilmiş büyük bir zafer varmış gibi davranmak yerinde değil. İsrail’in beklentileri ayrı, ABD’nin farklılaştığı alanlar var. İsrail bölünmüş yapılarla kontrolü amaçlarken, ABD tekçi ama kontrol edilebilir devlet anlayışını benimsiyor.

- Türkiye bu tabloya kendi güvenliği penceresinden bakmak zorunda. Fırat’ın doğusunda SDG unsurları uzun vadede tehdit oluşturacak şekilde konuşlanıyorsa, burada bir zaferden söz edilemez.

- PKK yalnızca Türkiye’deki yapıdan ibaret değil. Bir çatı örgütü var: KCK. Irak’ta, Suriye’de, Türkiye’de farklı adlarla varlığını sürdürüyor. Bunların tamamı silah bırakmadığı sürece güvenlik problemimiz ortadan kalkmış sayılmaz.

- Abdullah Öcalan denen caninin bu yapıların tamamı üzerinde mutlak hâkimiyeti olduğu da varsayılamaz. Türkiye neyle karşı karşıya olduğunu doğru anlamalı ve geleceğiyle ilgili tedbirleri almak zorundadır.

- Zaten mümkün olamaz. Kimler tarafından eğitilip donatıldıkları, kimler tarafından silahlandırıldıkları herkesin malumu. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri’nin 60 bin tır silah yardımı yaptığını söyledi.

- ABD’nin eğittiği, donattığı, ordulaştırdığı bir yapının İmralı’daki bir katilin sözüyle silah bırakacağını düşünmek, akıldan varesta bir durumdur."

AYRINTILAR GELİYOR

www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Habere git