Bu hat uçaklara göre ekonomik bir alternatif sunduğu için özellikle adadaki üniversite öğrencilerinin zorunlu tercihidir.
Yine askerliğini KKTC’de yapanlar, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu tarafından adaya gelecekler açısından ucuz ve pratik bir seçenektir. Yıllardır böyledir.
Pazar günü yaşanan felaket sonrası ben de herkes gibi sosyal medyadaki görüntülere bakıp deniz emniyeti görevlilerini, emekli denizcileri, kılavuz kaptanları dinliyorum.
Bir tarafta alabora olmuş teknenin üzerine çıkmayı başaramayanların çaresizliğini görmek, üzerine valiz düştüğü için evladı elinden kayıp giden annenin feryadını dinlemek yürek yakıcı.
Diğer tarafta sivil, resmi bütün teknelerin, güvenlik görevlilerinin dakikalar içinde tek yürek olup başarılı bir operasyonla 239 kişiyi kurtarmaları inanılmaz.
Görgü tanıklarının anlattıklarına ve içeriden çekilen videolara bakıldığında net bir ihmalin yaşandığı kesin.
Gemi dalgalara girip çıktıkça alttan su alıyor ve yolcular bunu söylemesine rağmen, “sorun yok” deniyor. Yolcular panikleyince önce kapılar kilitleniyor, gemi batarken tekrar açılıyor.
Bu yüzden yolcuların bir kısmı katamaran alabora olduğunda içeride hapsoluyor.
Videolarda gemiden suya atılan iki büyük can salı gördüm. Muhtemelen daha fazlası vardı ancak o kadarı açılabildi.
Asıl korkunç olan şu: Gemi mürettebatının ve kaptanın bir tahliye planı uygulamadığı, önce kendini kurtardığı anlaşılıyor.
Bunu görgü tanıklarından ve olay yerine gelen ilk sivil teknenin sudan mürettebat ve kaptanı almasından da anlıyoruz.
Daha vahimi ise yakın geçmişte gemiye binen başka bir yolcunun çektiği bir videoda ortaya çıktı.
Kazadan üç ay önce çekilen bir videoda aynı geminin alttan su aldığı görülüyor. Yolcu, görevliye bunu söylediğinde “Bir öne oturun abi bir şey olmaz. Su gelecek, üzerinize gelecek” yanıtını alıyor.
Yani aslında sorun aylar önceden biliniyor ama üzerinde durulmuyor. En büyük problem bu.
O seferden şans eseri batmadan karaya ulaşabilen gemiden inen yolcu, çektiği videoda katamaranı göstererek “İşte bizim Kamikaze” diyor.
O kamikaze maalesef kısa süre sonra 8 cana mezar oldu. 20 kişiyse hâlâ kayıp.

KIBRIS STANDARDINI YÜKSELTMEK
Türkiye’den gidip Kıbrıs’ta yaşamaya başlarsanız öğreneceğiniz ilk işlerden biri anahtarınızı İngiliz tipi prizin sigortasına sokup Türk tipi fişi nasıl takabileceğinizdir. Çünkü elinizdeki fiş Türk tipidir ama KKTC’nin prizleri İngiliz sistemiyle çalışır.
Çok basit gözükse de bu durum Kıbrıs’ın iki arada kalmışlığını gösteren sembolik bir örnektir. Aynı zamanda sıradan bir insan için de büyük bir güvenlik problemidir. Çünkü normalde kimse bir prize anahtar sokmaya çalışmaz.
Kıbrıs Türklerinin büyük bölümü bu “standartsızlığın” yıllarca ambargo altında yaşamaktan kaynaklandığını söyler. Elbette haklılar.
Kıbrıs Türkleri, hürriyete giden yolun bedelini yıllarca ağır yaptırımlarla ödedi. Bu konuda hâlâ AB’nin çifte standardının mahkûmu durumundalar.
Ancak Türkiye özellikle son yıllarda Kıbrıs Türklerinin haklarını korumak, standartlarını yükseltmek için adaya büyük yatırımlar yapıyor.
Açıkçası adadaki siyasetin bunu pratiğe geçirmesi hakkında çekincelerim var.
Girne açıklarında yaşanan kaza bu durumu değiştirmek için KKTC adına fırsat olabilir.
Geçen sene Kıbrıs Türklerinin kaderini değiştirme vaadiyle seçilen KKTC’nin hukukçu Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman açısından bu vahim olay önemli bir test niteliğinde.

KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman
AŞIRI SAĞ SALGINI
Avrupa siyasetinin yeni normali haline gelen aşırı sağ, farklı ülkelerdeki akımların birbirine destek vermesiyle bir hastalık gibi yayılıyor.
Son dönemde iyice palazlanan, sesini yükselten Güney Kıbrıs’taki ELAM da bu partilerden biri.
Yunanistan’da 2020’de yasaklanan ve kapatılan neo-Nazi hareketi Altın Şafak’ın Kıbrıs’taki uzantısı.
Üç ay önce Rum yönetiminde yapılan seçimlerde yüzde 11’lik oy oranına ulaşıp Meclis’teki koltuk sayısını ikiye katladı.
Kıbrıs siyasetinde üçüncü büyük güç durumundalar. Ama nefret söylemleri sayesinde sesleri herkesten daha çok duyuluyor.
Girne’deki feribot kazasının ardından da ölenlere ilişkin nefret mesajları bunun açık göstergesi.
ELAM, Kıbrıs Rumlarının çoğunluğunu temsil etmiyor. Adada yaşanan trajedi sonrası Rum tarafından da pek çok taziye mesajı yayınlandı.
Ama aşırı sağın etkisini yükselten zehirli mesajları tehlikeli bir noktaya gidiyor.
Eğer Rum kesimi lideri Hristodulidis bu nefret söylemlerine engel olamazsa aşırı sağın ilk mağduru kendi partisi olabilir.

Rum Kesimi Lideri Hristodulidis

18 saat önce
28










English (US) ·