1. Suriye-İran hattından Ankara’ya çok kritik bir istihbarat geliyor: “MOSSAD İran’ın kuzeyindeki Kürt gruplarını ve PKK’nın İran’daki karşılığı PJAK’ı silahlandırmayı hedefliyor. Irak ve Suriye’de de hareketlenmeler var. Bazı adımlar atılıyor...”
Ve Ankara’daki ilk değerlendirme: “Böyle bir girişim Türkiye için beka meselesidir. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini dinamitlemektir. İran’daki böyle bir ayrışma ve çatışma Türkiye’yi olumsuz etkiler.”
MİT’in ve askeri istihbaratın bölgedeki gücünü biliyoruz.
Bölgede istihbarat örgütlerinin faaliyetleri adım adım izliyor.
Ve sonuçta Ankara’dan Washington’a çok açık bir mesaj gidiyor: “Körfez savaşı sırasında bölgedeki Kürt grupları silahlandırma politikası bugün çok yanlıştır. İsrail’in böyle bir operasyonu bölgede istikrarı tümüyle riske eder. Türkiye gereğini yapar...”
Ankara’nın bu konudaki kararlılığı birinci ağızdan Başkan Trump’a da iletiliyor...
MİT’İN MESAJ YÜKLÜ OPERASYONLARI
2. İsrail’in sahadaki temasları artınca; MİT o tarihlerde bölgede bazı operasyonlar yapıyor. Böylece “operativ mesajlar” adresine gidiyor. Yani: “Bakın buradayız. Ne yaptığınızı görüyoruz.”
O SIRADA TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ
3. Çok ilginçtir;
Tam bugünlerde Öcalan’ın çağrısıyla başlayan PKK’nın “silahları bırakması” ve Terörsüz Türkiye sürecinin TBMM’deki görüşmeleri başarıyla geçmiş;
PKK’dan silah bırakma sürecini hızlandırması bekleniyor.
Ancak nasıl oluyorsa; PKK atacağı adımlarda yavaşlıyor. Bu nedenle MİT ve askeri istihbarat silahların bırakılması ve teslimi konusunda MGK’ya gerekli onayı vermiyor. Çünkü bir yavaşlama var.
Yavaşlamanın İsrail’in bölgede oynamak istediği “PKK/PJAK kozu”ndan kaynaklandığı biliniyor.
Ankara tekrar uyarılarda bulunuyor.
Ve sonunda Başkan Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “güvence” verince Türkiye operasyon hazırlığını durduruyor.
Açık kaynaklardan aldığım izlenime göre;
Trump’ın “Türkiye savaşa girecekti. Ben istedim durdu” dediği olayın özeti buydu.
Eğer İsrail, İran ve Suriye’deki PKK/PJAK’ı silahlandırmaya ve isyana teşvike başlasaydı...
Türkiye gereğini yapacaktı.
Bu da örtülü ya da örtüsüz savaş demekti.
Ancak Ankara’nın dik duruşu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kararlılığı bölge için muhtemel bir felaketi önledi.
NE ZAMAN Kİ MOSSAD’IN PLANI ÇÖKERTİLDİ…
4. Bizim bölgemizde ne yazık ki;
Hiçbir olay tesadüf olmuyor. Çünkü yıllarca terör örgütleri “figüran görevi” yaptığı için;
Her gelişmenin bir yurt dışı bağlantısı oluyor.
Yıllarca Suriye’de Esad rejiminin PKK’ya kol kanat germesini ve silahlandırılmasını hatırlarsak;
Kukla ve kuklacı hikayesi bizim için yabancı olmuyor.
Kuklacının kuklayı nasıl silahlandırdığı biliniyor.
Ne zaman ki Türkiye gelişen savunma sanayi ve istihbarat gücüyle bölgede hakim olmaya başladı.
Peş peşe yapılan sınır ötesi harekatlar, oluşturulan tampon bölgeler etki alanını genişletti.
Türkiye, İsrail’in bölgede terör gruplarıyla oynamak istediği oyunu bozunca;
Bunun terörsüz Türkiye sürecine olumlu etkisi oluyor.
Yavaşlayan Terörsüz Türkiye projesi yeniden hareketleniyor.
Çerçeve yasa hazırlığı hızlanıyor.
Öcalan’la temas yeniden başlıyor.
Son olarak PKK/KCK yönetiminden, “olumlu” açıklamalar geliyor.
Açık kaynaklara göre, Öcalan, çerçeve yasayı “iyi bir başlangıç” olarak yorumluyor.
Türkiye’nin İsrail’e karşı kazandığı bu “gizli savaş” Suriye’deki terör yapılanmasını da etkiliyor.
Yıllardır PKK’ya destek olan Suriye’nin ABD’nin “terörist ülke” listesinden çıkartılması için Trump düğmeye basıyor.
Bu gelişmede Türkiye’nin “Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge” projesinin büyük katkısı vardır.
Bugüne gelirsek;
Önümüzde tarihi bir dönem var.
40 yıldır bu milletin canına malına geleceğine mal olmuş terör belasının bitmesi için çok kritik bir eşikteyiz.
Bu sürecin bir “bilek güreşi” olmadığının altını çiziyorum;
Amacımız bu güzel memleketin, bu milletin demokrasinin zengin kültüründe barış içinde yaşamasını sağlamak ise;
Kişisel ve siyasal hırsların, nefretin ve öfkenin ötesinde;
Biraz sakin olalım;
Birbirimize karşı biraz daha saygılı olalım.
Eminim bu şekilde başaracağız.


1 hafta önce
44










English (US) ·