Giriş Tarihi: 31 Ekim 2026
Türkiye-Azerbaycan gerginliğinin sadece ve sadece İsrail'in işine yaradığı, Tel Aviv'in keyiften dört köşe olduğu açık.
Bu sonuç bir tesadüf olabilir mi?
Siyonizmi azıcık tanıyan böyle bir rastlantıya inanmaz.
İsrail, Türkiye'nin çevreleme çabasını açıkça ifade ediyor; batıda Yunanistan, güneyde Kıbrıs Rum Kesimi üzerinden karşı hamleler yapıyor. Suriye'de ve Irak'ta zeminini kaybetti. Esad gitti. PKK yeni çözüm süreciyle felç oldu.
Geriye Kafkaslar kalıyor. Türkiye'nin Mekke İttifakı ve Libya Anlaşması'yla nüfuz alanını İsrail'in aleyhine genişletmesine karşı verilecek cevap için en uygun bölge burası.
Tarihsel olarak uzlaşamadığı Ermenistan üzerinden kalkışacağı operasyonlar etkili olmaz. Paşinyan da bu işe alet olmaz. Azerbaycan ise Türkiye'ye karşı açılacak cephelerde akla bile gelemeyecek alternatif olduğu için yumuşak karın durumunda.
Peki, güçlü ilişkileri olan Türkiye ile Azerbaycan'ın arası nasıl açılırdı?
İsrail süreci ilmik ilmik işledi, zaaflardan yararlandı, hassasiyetleri kaşıdı.
Karabağ savaşı, Azerbaycan'ın reddedemeyeceği askeri-istihbari yardımlarla zemini hazırladı. Ankara'nın savaşta Azerbaycan'a verdiği desteğe yapılan vurguları Bakü'nün gözüne soktu.
Şüphesiz, "bir millet iki devlet" söyleminin suyunu çıkartarak kullanan çapsız zevat da bu süreçte çok işlerine yaradı.
Azerbaycan'ın, asli milli meselesi olan Karabağ'daki rolünü kimseye kaptırmamak istemesi anlaşılır bir refleks. Karabağ zaferini ders kitaplarına koyan Aliyev'in en önemli koz konusunda kıskanç olması anlaşılmaz şey mi?
Ve ne yazık ki iş, uzunca bir süredir doldurulan Aliyev'in Ankara'daki Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine Dışişleri Bakanı'nı göndermesine kadar vardı.
Sandıktan güçlükle çıkan Netanyahu'yu teselli edecek bir gelişme değil mi?
Elbette bir de Türkiye ayağı var. Sadece Azerbaycan'daki provokasyonlarla ilişki sabote edilemezdi.
İşte tam da böyle bir süreçte Azerbaycan'daki başörtüsü uygulaması üzerinden Türk kamuoyunda başlayan tartışma ateşe benzin döktü.
Vatandaşların Azerbaycan'a İsrail'le ilişkilerinden ötürü gönderdikleri siteminin organikliğinden şüphem yok.
Ancak politik argümanlarla sürece dâhil olanların, Türkiye'nin, İslam'ın âli çıkarlarına hizmet etmek gibi büyük iddiaları dillendirenlerin, İsrail'in değirmenine su taşıdıklarını görmemeleri imkânsız.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın soğukkanlılıkla yürüttüğü dış politikanın böylesine hoyratça sabote edilmesinin sistematik sebepleri olmalı.
Zira kendilerini Erdoğan'a başörtüsü hassasiyeti dersi verecek kadar "bilinçli" gördükleri anlaşılan bu ekibin, Türkiye'ye dış politikada çizdikleri istikamet her seferinde Tel Aviv'in söylemine denk düşüyor.
Netanyahu'nun "Sünni ittifakı" diye okuduğu Mekke Anlaşması'na karşı olanlar ile Azerbaycan'a İsrail'e yakınlaştığı için vuranlar aynı.
Görün bakın yarın Mısır Mekke İttifakı'na yaklaşsın, Libya Anlaşması'na evet desin, "Ama Sisi ama Mursi" demeye başlayacaklar.
Son söz... Aliyev'in, çok uzun süredir çalıştığı Erdoğan'ın sabrını, olgunluğunu en az biz Türkiye vatandaşları kadar iyi bildiğine eminiz. Kendisinin de Cumhurbaşkanı'nın krizin başından beri sergilediği yapıcı tavra denk düşen bir tutum izleyeceğine inanıyoruz.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın

10 saat önce
15










English (US) ·