Oluşturulma Tarihi: Ekim 03, 2026 07:30
Donald Trump’ın kasım ayındaki ara seçimlerin ardından İran’a yönelik operasyonları yeniden değerlendirmesi ihtimaline karşı Orta Doğu’ya 3 uçak gemisi filosu ve 20 bin civarında ek asker sevk etme planı gündeme bomba gibi düştü. Trump’ın bu hamlesinin ardından yeniden “kıyamet savaşı” yorumları yapılmaya başlandı. Peki gerçekten ABD’nin İran’ı yok etme saldırısı kasımda mı? Yoksa bu plan ABD’nin masada elini kuvvetlendirmek için yaptığı bir gövde gösterisi mi? Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ tırmanan gerilimi, füze stoklarındaki durumu, İsrail’in sabotaj stratejisini ve Türkiye’nin krizdeki kritik rolünü analiz etti.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
ABD’li yetkililerin perşembe günü yaptığı açıklamaya göre, Başkan Donald Trump’ın ara seçimlerin ardından İran’a yönelik hava saldırılarını yeniden başlatmayı değerlendirmesi üzerine ABD ordusu, Orta Doğu’ya binlerce deniz gücü sevk etmeyi planlıyor.
Yetkililer yaptıkları açıklamada; bu planlamanın kasım ayında üç uçak gemisini ve onlara eşlik eden savaş gemilerini bölgeye kaydırarak, Trump ve savaşı yöneten komutanlar için hareket alanı ve esneklik yaratmayı hedeflediğini belirtti.
Bir araya geldiklerinde bu uçak gemisi taarruz grupları; yaklaşık 20.000 asker, 150’ye yakın savaş uçağı ve füze fırlatma ile füze savunma kabiliyetine sahip çok sayıda savaş gemisini bünyesinde barındıracak. Yetkililer, hali hazırda Orta Doğu'da yaklaşık 50.000 ABD askerinin konuşlu olduğunu da ifade etti.
Söz konusu müzakerelerde adı geçen uçak gemileri şunlar: perşembe günü Umman Denizi'nde bulunan USS George Washington, şu anda Hint Okyanusu'nda seyreden USS George H.W. Bush ve geçtiğimiz günlerde San Diego’dan yola çıkan USS Theodore Roosevelt.
Donanma ayrıca yakın zamanda Kaliforniya’dan, denizci ve deniz piyadelerinden oluşan üç gemilik bir görev gücünü (Makin Island Amfibi Hazır Grubu) konuşlandırdı. Yetkililer, bu gücün aylardır Orta Doğu'da görev yapan benzer bir birliğe (Boxer Amfibi Hazır Grubu) katılabileceğini bildirdi. Her iki görev gücü de 4.000’den fazla denizci ve deniz piyadesini barındırıyor.

BOMBARDIMANIN ARTIRMASININ "MÜMKÜN" OLDUĞUNU İFADE ETTİ
Bu askeri sevkiyatlar ve planlamalar, yönetimin İran savaşına nasıl yaklaşacağına dair yürüttüğü iç değerlendirmelerle eş zamanlı gerçekleşiyor. Kamuoyu yoklamaları, aylardır uzayan ve küresel ekonomiyi sarsan bu savaşın Amerikan halkı nezdinde son derece popülerliğini yitirdiğini gösteriyor. Trump ise perşembe günü Time dergisinde yayımlanan söyleşisinde, ara seçimlerden sonra bombardımanı artırmasının "mümkün" olduğunu ifade etti.
Trump, İsrail ile koordineli bir şekilde savaşı 28 Şubat'ta başlatmıştı. Yaz aylarında, Washington ve Tahran'dan müzakerecilerin kalıcı bir barış anlaşması sağlamak için çalıştığı dönemde çatışmalara ara verilmişti. Ancak bu görüşmelerin çökmesiyle iki taraf karşılıklı misilleme saldırılarını sürdürdü.
Peki şimdi ne olacak? Binlerce asker neden Orta Doğu’ya gönderiliyor? Trump gerçekten kasım ayındaki Senato seçimlerinden sonra İran’a saldıracak mı?
SAHADA SAVAŞIN GERÇEKLİĞİ YOK VAR MI?
Coşkun Başbuğ, ABD’nin uçak gemilerini bölgeye kaydırmasının sahada yeni ve devasa bir kara ya da hava harekâtı başlatacağı anlamına gelmediğini vurguladı. Washington’ın stoklarda da ciddi erimeler yaşadığına dikkat çeken Başbuğ:
"ABD’nin geçtiğimiz günlerde füze stoklarındaki erimeden dolayı ciddi sıkıntılar yaşadığı konuşuluyor. İran saldırıları ve ardından İsrail’e verilen askeri destek stokları zorladı. Ne ABD’nin de İran’ın da uzak kıtalarda uzun süreli, büyük çaplı bir savaşı sürdürecek askeri gücü veya imkanı yok. Savaş uzadıkça ABD’nin aleyhine işler. Bu nedenle devasa gemilerin gelişi tamamen kurulması muhtemel masada güçlü oturmak için yapılan psikolojik harp maksatlı stratejik hamlelerdir."
"TRUMP EVE DÖNMEK İSTİYOR, İSRAİL MASAYI SABOTE EDİYOR"
Trump yönetiminin asıl hedefinin savaşı bitirip gündemden çıkarmak olduğunu belirten Başbuğ, sürecin kilitlenmesindeki ana sorumlunun İsrail olduğunu ifade etti:
"Trump, İran ile daha önce bir anlaşma imzaladığı ve bu anlaşma 'tarihin en kötü anlaşması' denilerek eleştirildiği için iç kamuoyunda üzerindeki baskıyı azaltmaya çalışıyor. ABD’nin İran’dan ekstra bir siyasi veya ekonomik beklentisi yok, bir an önce bu işi bitirip evine dönmek istiyor. Ancak bu durum İsrail için bir sonun başlangıcı anlamına geleceğinden, İsrail masayı sabote etmek için her yolu deniyor."

14 MADDELİK ANLAŞMA NASIL SABOTE EDİLDİ?
Süreçte daha önce 14 maddelik bir uzlaşıya varıldığını hatırlatan Başbuğ, bu anlaşmada İran’a yönelik ambargoların kaldırılması ve İran’ın küresel finans piyasalarına dönüşünün onaylandığını belirtti. Ancak İsrail’in İran içerisindeki uzantılarıyla süreci bozduğunu iddia etti:
"İran aslında istediği her şeyi almıştı ve ülkede bayram havası esiyordu. Ancak İsrail’in talimatıyla, İran içerisindeki Devrim Muhafızları kadrosu 'Tanker güzergahı dışına çıkan gemileri vurduk' bahanesiyle masayı yerle bir etti. İran yönetimi bile bu vurma kararını mantıklı bir şekilde açıklayamıyor. Amaç son derece net: Masa kurulmasın, anlaşma çıkmasın ve İsrail’in istediği güvensiz bölge ortamı devam etsin."
TÜRKİYE SAVAŞI ÖNLEYEN TEK AKTÖR: İNCİRLİK VE SINIROĞLU RİSKİ VAR MI?
Türkiye’nin krizin başından bu yana arka kapı diplomasisinde ve arabuluculukta kritik bir rol üstlendiğini belirten Başbuğ, bölgedeki Türk sınır hava sahası güvenliği ve askeri dengelere ilişkin şu tespitlerde bulundu:
Türkiye oyuna gelmedi. İran’ın daha önce Türk hava sahası yakınlarında veya bölgede kasıtlı ve bilerek gerçekleştirdiği 3-4 denemeye rağmen Türkiye soğukkanlılığını koruyarak provokasyona gelmedi.
Güvenlik riski oluşturmaz. ABD uçak gemilerinin Doğu Akdeniz ve Basra hattına gelmesi Türkiye’nin askeri stratejisinde veya güvenlik riskinde olumsuz bir duruma yol açmaz. Türkiye zaten NATO kalkanı kapsamındadır.
Ek güce ihtiyaç yok. ABD’nin halihazırda Katar, Kuveyt, Ürdün gibi bölgesel üslerinde konuşlu yaklaşık 50.000 askeri bulunuyor. Washington bir saldırı yapacak olsa bu mevcut üsleri yeterlidir, gemi sevkiyatı tamamen masadaki kozları artırma maksatlıdır.
Türkiye olmasaydı bölgesel savaş kopmuştu. Eğer bugün kriz bölgesel bir 'kıyamet savaşına' dönüşmediyse, bu Türkiye’nin iki tarafla da yürüttüğü anlık bilgi paylaşımı ve felaketleri önleyici diplomasisi sayesindedir. Ukrayna’da olduğu gibi burada da anahtar arabulucu konumunda olan tek ülke Türkiye’dir.

1 saat önce
14










English (US) ·